Bu Kategoridesiniz : / 09 Şubat 2018 Cuma 17:14

ERZİNCAN

YAZIYI OYLA
[Total: 1 Average: 4]

Şimdi gezenturkiye.com okuyucuları yazımızda ERZİNCAN İLİ hakkında bilgiler vereceğiz.

Alan kodu +90 446
Yüzölçümü 11.903 km²
Plaka kodu 24

ERZİNCAN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ
Erzincan Doğu Anadolu Bölgesinin Kuzey Batı bölümünde yukarı Fırat havzasında 39 02`- 40 05` kuzey enlemleri ile 38 16`- 40 45` Doğu boylamları arasında yer almaktadır. İlimiz Doğuda Erzurum, Batıda Sivas, Güneyde Tunceli, Güneydoğuda Bingöl, Güneybatıda Elazığ, Malatya, Kuzeyde Gümüşhane, Bayburt ve Kuzeybatıda Giresun illeri ile çevrilidir. Yüzölçümü 11.903 km2 olup il merkezinin denizden yüksekliği 1.185 metredir.
Erzincan`ın ilçeleri; Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü`dür.
Erzincan birinci derecede deprem kuşağı üzerindedir. 1939 depreminden sonra şehir merkezi şimdiki yerinde yeniden kurulmuştur. En son önemli deprem 13 Mart 1992 tarihinde rihter ölçeğine göre 6,8 şiddetinde meydana gelmiş ve 657 kişi hayatını yitirmiştir.
Erzincan ili genellikle dağlar ve platolarla kaplıdır. Dağlar çeşitli yönlerde, belli bir sıra içerisinde uzanır. Güneybatıdan Munzur, Kuzeybatıdan Refahiye Dağları İl sınırlarına girer. Doğudan Erzurum`dan gelerek, Batıya doğru uzanan Karasu ırmağı ve kop dağları, il alanını derinlemesine, aralarında geniş düzlükler bırakacak şekilde böler.
Dağlar il topraklarının yaklaşık % 60`ını kaplar. Esence (Keşiş) dağları, ilin en yüksek noktasını (3.549 m.) oluşturmaktadır. Köhnem dağı 3.045 m. Sipikör dağı 3.010 m. Mayram dağı 2.669 m., Kop dağı 2.963 m., Mülpet dağı 3.065 m., Munzur dağları 3.449 m., Kazankaya dağı 2.531 m., Ergan dağı 3.256 m., Dumanlı dağları 2.618 m. ve Coşan dağı 2.976 m.dir.
Erzincan ilinde ovalar, doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda uzanan dağ sıraları arasındaki çöküntü alanlarında ye alır. Ovalar birbirine boğazlarla bağlanmıştır. Erzincan ovası, doğu-batı yönünde uzanır. Denizden yüksekliği 1.218 m. olan ovanın uzunluğu 40 km., toplam alanı ise 500 km2.dir. Kuzeyinde, doğu-batı yönünde uzanan bir fay hattı vardır. Kalın bir alivyon tabakasıyla kaplı olan ovada, sulu tarım yapılmaktadır. Orta verimlilikte olup, buğday, şekerpancarı ve fasülye yetiştirilmektedir.
Fırat vadisinin iki yanında Sansa boğazına dek olan alandaki çok sayıda düzlükler, Tercan ovalarını oluşturur. En genişi 180 km2.lik, Çadırkaya (Pekeriç) ovasıdır. Denizden yüksekliği 1.450-1.500 m. olan bu ova kalın bir alivyon tabakası ile örtülmüştür.
İI toplam alanının, 1/20`sini yaylalar kaplamaktadır. Güneyde Munzur dağlarının uzantıları üzerinde, özellikle Koşan dağı yöresindeki yaylalar, seyrek ve kısa otlarla kaplıdır. Yer yer meşeliklere rastlanmaktadır. Daha doğuda, Erzurum- Erzincan-­Bingöl sınırında bulunan Cemal dağlarının, Erzincan`da kalan uzantıları üzerinde, verimli yaylalar bulunmaktadır. Önemlileri arasında Çimen, Melan, ve Sarıçiçek yaylaları zengin bitki örtüsüne sahiptir.
İlin en büyük ve en önemli akarsuyu Fırat ırmağıdır. Fırat 43,8 m3/sn ile 1320 m3/sn arasında değişen debisi ile sulama, enerji ve su sporları amaçlarıyla kullanılmaktadır. Tercan ovalarında Fırat?a, kuzeybatıda Keşiş dağlarından çıkan, Çayırlık dere ile güneydoğuda Tuzla suyu katılır.Tercan ovasında suların birleştiği yerden itibaren Fırat?ın en büyük kolu karasu adını almaktadır.
Erzincan ovasında Fırat ırmağı, iki yandan Mercan, Kom, Cimin, Pahnik ve Sürperen suları ile Çardaklı deresini alır. Irmak, Erzincan ovsından sonra, Bağıştaş`a kadar derin bir yatak içerisinde akar. Fırat, Kemaliye ilçesinde Kadıgölü suyu ile Miran suyunu aldıktan sonra, ilçenin güneydoğusunda Başpınar yakınlarında Keban barajı ile Elazığ il sınırına girer. Refahiye ilçesinden çıkan suların dışındaki tüm suları bünyesinde toplar. Refahiye ilçesinin suları Çukurdere aracılığı ile Kelkit çayına dökülür.
Bölgedeki bütün akarsular kısa boylu sel karakteri taşıyan dere ve çaylardır.İlkbahar mevsiminde eriyen kar suları ve yağan yağmurlarla kabarır, zaman zaman taşkınlara neden olurlar.
İI sınırları içerisinde coğrafi önemi olan göl yoktur. Çayırlı ilçesinde Yedi göller ve Aygır gölü, Otlukbeli`de Otlukbeli gölü, Kemaliye`de Kadıgölü gibi küçük göller bulunmaktadır.
İKLİMİ
Erzincan, karasal iklim özelliğine sahiptir. Ancak, yüzey şekilleri, ovaları ve dağlarla çevrili olması yer yer değişik karakterli iklimlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Doğu Anadolu bölgesinde yer alan Elazığ ve Malatya dışındaki diğer tüm illerden daha ılıman bir iklimi vardır.
Yıllık sıcaklık ortalamaları 16,6 oC?dir. En soğuk ay olan Ocak ayı ortalamasının -3,7 oC, en sıcak ay olan Ağustos ayı ortalamasının da 23,9 oC olduğu görülmektedir. Erzincan, çevre illere göre daha uzun ve sıcak yaz mevsimi yaşamaktadır.
Kış mevsiminde doğudan gelen Sibirya kaynaklı hava kütlelerinin tesirinde kaldığı için oldukça sert kış günleri yaşanmaktadır.
Yağış itibariyle, 380,6 lık (kğ/m2) yağış ortalamasına sahip olan il, yıl içerisinde en fazla yağışı 633,1 mm. olarak, en az yağışı 206.1 mm. olarak almaktadır. En yağışlı mevsim İlkbahar olup, yağışın yüzde 39`u bu mevsimde, yüzde 26`sı Sonbahar, yüzde 22`si Kış, ve yüzde 13`ü de Yaz mevsiminde kaydedilmektedir. Yıllık nem ortalaması ise yüzde 62`dur. İklim açısından önemli olan, meteorolojik göstergeler istasyon bulunan ilçelere göre uzun yıllar ortalamaları olarak aşağıda gösterilmiştir.
Erzincan` da akarsu boylarında görülen kavak ve söğütlerin dışında genel olarak kısa ömürlü cılız otsu bitkiler yaygındır. Ormanlar Refahiye ve Kemah çevresinde meşe, gürgen, dış budak ve sarı çam olarak yoğunlaşmıştır. İI topraklarının 911.479 ha. yaklaşık yüzde 76.57 si erozyona maruzdur.

Tarihçe

Erzincan’ın İlkçağ tarihi hakkında esaslı bilgiye henüz sahip değiliz. Ne varki tarihçiler ikinci bin yıl da, bu yörede, hurrilerin yaşadığını, ikinci bin yılın ilk yarısı başlarında da Hayaslılarla Azzilerin hüküm sürdüğünü kaydetmektedir.
Anadolu’da M.Ö. 1050- 1180 tarihleri arasında Hattuşaş’ı merkez yaparak büyük bir imparatorluk kuran Hititler yakın doğuyu egemenlikleri altına almışlardır. Şüphesiz ki Erzincan’da Hititlerin yönetimi altında idi. Anadolunun çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda Hititlere ait çeşitli eserler ortaya çıkarılmıştır. Erzincan ve yöresinde Hititlere ait bir yerleşim merkezine rastlanmamışsa da, bu yörenin Hitit egemenliği altında kaldığından da hiç şüphe yoktur.
Doğu Anadolu’da kurulan ilkçağ devletlerinden biri de Urartulardır. M.Ö.900 yıllarında kurulan bu devlet Vanı2 (Tuspa) başkent yapmış, sınırlarını Hazar Denizinden Malatya’ya, kuzeyde Erzurum-Erzincan’dan güneyde Halep-Musul’a kadar genişletmiştir.
Erzincan yakınlarında Altıntepe’de Prof Dr. Tahsin ÖZGÜÇ tarafından yapılan kazıda (1953) Urartular’a ait bir çok eser çıkarılmış, bu yörenin Urartu egemenliği altında kaldığı kanıtlanmıştır.
Çeşitli saldırılara maruz kalan Urartu şehirleri, teker teker tahrip edilirken Medler’in Anadolu’yu istilası sırasında M.Ö. 600 yıllarında tamamen ortadan kaldırılmıştır. Erzincan ve yöresi, Urartular’ı yenerek Anadolu’yu istilaya başlayan Med’lerin (M.Ö. 612) eline geçti. Med Krallığı’nın Kyaksar döneminde Lidyalılar’la yapılan savaşlar, muhtemelen Erzincan ve civarında cereyan etmiştir. Bu yöreler M.Ö.550 tarihlerinde Persler’in eline geçmiştir.
Hititler’in Anadolu’yu istila ettikleri sırada, İran yaylasını da Persler ele geçirdiler. Persler’in yükselişi daha çok Ciroz (550-530), Kampis (530-520) dönemlerine raslar. Bu dönemde Erzincan ve çevresinde Persler’in eline geçer. Persler’den sonra Anadolu Makendonyalılar’ın eline geçmiştir.
Roma ordusu M.Ö.70 tarihinde Doğu Anadolu’yu ele geçirmeye başlıyarak Elazığ yöresindeki Safen (Harput) Kralığı’nı yıktıktan sonra, Tigran Ordusunu da yenilgiye uğratmıştır. Bu sırada (M.Ö. 68) Pontuslular da Erzincan yörelerinde Roma üstünlüğüne son vermişlerdir. İran ile Bizans arasında sürekli savaşlara sahne olan Erzincan ve yöresi, en son Bizans imparatoru Heraklius tarafından 629 tarihinde yenilgiye uğratılan İran’dan geri alındı.
Halife Hz. Osman (644-656) zamanında Habib bin Mesleme 35/655 senesinde Erzincan ve yöresini ele geçirerek, bu bölgeyi tamamen Müslümanların yönetimine kattı. Erzincan ve yöresi Abbasiler döneminde de çeşitli saldırılara maruz kaldı. Halife Mütevekkil Alallah (847-861) döneminde Malatya Valisi Ömer bin Abdullah, Arapgir, Eğin, Kemah, Erzincan ve Trabzon kentlerini Bizanslılar?dan geri aldı. (859) Böylece Erzincan tekrar Arapların hakimiyetine geçti.
Türklerin Anadolu’ya akınlar yaptığını daha önce belirtmiştik. Fakat, Türklerin Anadolu’yu vatan edinmeleri genel kanaate göre Malazgirt (1071) zaferinden sonradır. Malazgirt zaferi kazanılınca Alparslan, Karasu ve Çatlı nehirleri vadilerinin fethine Mengücek Ahmet Gazi’yi görevlendirmiştir.
Alparslan’ın komutanlarından olan Mengücek Ahmet Gazi, Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar yörelerini hakimiyeti altına aldı. Kemah’ı merkez yaptı. Ahmet Gazi’nin ölümü üzerine (1114) yerine oğlu İshak Bey geçti. Bu beyliği uzun süre yöneten İshak Bey ölünce (1124) yerine Melih Mahmut geçti. İshak Beyin oğulları onu tanımayınca, Mengücek devleti parçalandı. Kemah Melih Mahmut’a Erzincan Davut Şah’a, Divriği’de Süleyman Şah’a düştü. Davut Şah’ın öldürülmesi üzerine (1151) Erzincan’a 13 yıl Süleyman Şah’a sahip olmuş; Davut Şah’ın oğlu Fahrettin Behram Şah (1165) yılında babasının tahtında oturunca, Mengücek Beyliği tekrar güçlenmiştir. Fahrettin Behram Şah, Kılıçarslan’ın damadı olması da göz önünde bulundurulursa, Mengücek Selçuklu münasebeti daha iyi anlaşılır.
Behram Şah zamanında, Erzincan çok ilerlemiş, ticaret ve sanayi gelişmiştir. Zelzeleler sebebi ile o dönem ait eserler maalesef günümüze ulaşmamıştır. Behram Şah 1225 tarihinde Erzincan’da ölmüş, aşağı Urla (Ula) köyünde defnedilmiştir.
Behram Şah ölünce yerine oğlu Davut Şah geçti. 1228 tarihinde Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat Erzincan ve Kemah’ı işgal ederek Mengücek Beyliğine son verdi. Alaaddin Keykubat ile Celalettin Harzem Şah arasında Erzincan yakınlarında, Yassı-Çemen denilen yerde 1230 tarihinde savaş oldu ve Celalettin Harzem Şah yenildi. Alaattin Keykubat’ın ölümü (1237) üzerine, yerine oğlu II. Gıyasettin Keyhüsrev geçti. Onun zamanında devlet Moğolların istilasına uğradı. 1240 tarihinde Erzurum’u işgal eden Moğollar Erzincan’ı geçerek 1243 tarihinde Kösedağ savaşında Anadolu Selçuklu Devletini hezimete uğrattı. Böylece Erzincan ve yöresi İlhanlıların eline geçti. İlhanlılar yöreyi beylerle (Vali) yönettiler. Timur-Taş Bey Mısır’a kaçarken yerine Alaaddin Eretna’yi bıraktı.
Timur-Taş’ın Mısır’a sığınmasından sonra valiliğe gelen Alaaddin Eretna ilhanlı hükümdarı Ebu Sait Bahadır Han’ın ölümü (1335) üzerine İlhanlılarla olan bağını keserek görünüşte Celayırlı Hükümdarı Büyük Şeyh Hasan Han’a bağlı kalarak bağımsızlığını ilan etti.
Bir ara Çoban Oğulları Hükümdarı Küçük Şeyh Hasan, Erzincan ve yöresi kendi beyliğine kattıysa da 1338’de Memluk Sultan Nasreddin Muhammed’in yardımı ile Erzincan ve yöresi Küçük Şeyh Hasan’dan kurtuldu. Erzincan bu beylik döneminde de el değişmiştir. Alaaddin Eratna 1352’de öldükten sonra yerine oğlu Gıyasettin Mehmet getirildi. Çıkan anlaşmazlıklar sonunda Erzincan bağımsız olarak, Burak Bey’e bırakıldı. Sırası ile Ahi Ayna Bey (öl. 1362), Pir Hüseyin (öl. 1379), Mutahhareten Bey yönetimi ele aldı. Mutahhareten döneminde, Kadı Burhanettin Erzincan’a ve yöresine birkaç kez saldırı düzenledi. Bu saldırılar Akkoyunlu Hükümdarı Kutlu Bey’in yardımı ile atlatıldı.
Bu dönemde Erzincan üzerinde Akkoyunlular’ın etkisini görmekteyiz.
Erzincan Emiri Mutahhareten’in Timur’a bağlanması Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt’ı kızdırmıştı. Beyazıt da Erzincan’ı muhasara etti.(1401) Fakat çok geçmeden Ankara Savaşı patlak verince, yöre tekrar Timur’un eline geçti.(1402)
Yörede Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar Osmanlılar etkili olamadılar. 1419’da 1. Mehmet zamanında Karakoyunlu Beyi Kara Yusuf Erzincan’ı zapt etti Pir Ömer’i vali tayin etti.
1455’de de, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Erzincan’ı aldı. Kaleyi yeniden onardı. Yöre Fatih ile Uzun Hasan arasında çıkan Otlukbeli savaşına kadar (11 Ağustos 1473) Akkoyunların elinden kaldı. Bu savaştan sonra Osmanlıların denetimine geçti.
1502 tarihinde Safevi tahtına gecen Şah İsmail Erzincan’ı karargah yapmıştı. Anadolu’yu eline geçirmek isteyen Safeviler’e Yavuz Sultan Selim 23
Ağustos 1514’te Çaldıran Savaşıyla dur deyince, Erzincan tekrar Osmanlılar’ın yönetimine geçti.
Kanuni Sultan Süleyman 1534’te Tebriz Seferi, 1540’da İran Seferi sırasında Erzincan’a uğramıştır.
Birinci dünya savaşından 11 Temmuz 1916 tarihinde Ruslar tarafından şehir işgal edilmiş, bunu fırsat bilen ayrılıkçı Ermeniler’de silahlı birlikler oluşturarak faaliyete geçmişlerdir. 18 Aralık 1917 de Sovyet hükümeti ile yapılan Erzincan Mütarekesi ile 11 Ocak 1918 de rus askerleri bölgeden çekilmiş ancak, ermeni çeteleribir çok kanlı olaya neden olmuştur. Kazım Kara Bekir komutasındaki askeri birlikler 13 Şubat 1918 de Erzincan’ı 22 Şubat 1918 de Tercan’ı ermeni silahlı güçlerinden kurtarmışlardır. Kurtuluş savaşında ve hareketli geçen Cumhuriyetin ilk yıllarında Erzincan halkı Büyük Atatürk’ün yanında olmuştur.
Kentin adının Eriza veya Aziriz kelimelerinden geldiği, ilk önce Erziricin daha sonrada bugün ifade edildiği şekilde Erzincan’a dönüştüğü rivayet edilmektedir.
1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ili olan Erzincan, 1939’da şiddetli depreme maruz kalmış, şehir harabeye dönmüştür. Şehirde taş taş üstünde kalmamış, onbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. Depremden sonra demiryolundan yukarı yeni bir şehir inşaatına başlanarak bugünkü Erzincan şehri meydana getirilmiştir.

Ulaşım

KARAYOLLARI
İlimizde 415 km devlet yolu, 415 km il yolu olmak üzere toplam 830 km karayolu ağı bulunmaktadır. 2002 yılı sonuna kadar 7 km bölünmüş yol yapılmışken; 2011 yılında bu rakam 266 km’ye ulaşmıştır.
KÖY YOLLARI
Erzincan ili genelinde 2.991 km. 1. derece öncelikli, 620 km. 2. derece öncelikli olmak üzere toplam 3.611 km. köy yolu ağı bulunmaktadır. 1. Derece öncelikli köy yolu ağının 476 km’si asfalt, 1.373 km?si stabilize, 998 km’ si tesviyeli yol, 144 km’si de ham yoldur. 2. derece öncelikli köy yolunun 25 km’si asfalt, 181 km’si stabilize, 414 km’si ise tesviyeli yoldur.
İlin 2000 yılı nüfus sayımına göre, 1. derece öncelikli köy yolu olarak tespit edilmiş olan 2991 km. köy yolundan 494 adet köyde yaşayan 105.128 kişi, 230 bağlı yerleşim yerinde yaşayan 6.760 kişi olmak üzere toplam 724 yerleşim biriminde 111.888 kişi köy yolundan faydalanmaktadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce 2000 yılında “Birinci Derece Öncelikli Köy Yolları Master Planı”hazırlanmıştır. Bu plan uyarınca her köy ve bağlısının tek bir yolu 1. derece öncelikli köy yolu, var ise diğer yolları 2. derece öncelikli köy yolu olarak tespit edilmiştir. 1. derece öncelikli köy yolu tespitinde idari yapı , yolun geometrik standardı, topografik yapı, maliyet ve benzeri uygunluk koşulları dikkate alınmıştır.
Erzincan İlinde Merkez ve 9 İlçe dahilindeki 494 köy ve 230 bağlısında yaşayan 111.888 kişi toplam 3.611 km. lik köy yolundan faydalanmaktadır. 1. derece öncelikli köy yolu toplamı 2.991 km?dir. Kalan 620 km?lik köy yolu 2.derece öncelikli köy yolu olup, bağlantı yolu niteliğindedir.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce 2000 yılında “Köy Yolları Master Planı” hazırlanmıştır. Bu plan çerçevesinde öncelikle 1. derece öncelikli köy yollarının programlar dahilinde ve plan uyarınca tamamının asfalt yapılması hedeflenmektedir. Bu planda 192 km’lik köy yolunda tesviyeli yapımı, 1.281 km.lik köy yolunda yol onarımı, 1.281 km’lik köy yolunda stabilize kaplama ve bütün işler tamamlandıktan sonra toplam 2.598 km’lik köy yolunun asfalt kaplamasının yapılması planlanmaktadır
1. derece öncelikli köy yollarının yüzde 13,5’i asfalt, yüzde 44,5’i stabilize, yüzde 35’i tesviyeli yol, yüzde 7’side ham yoldur. Görüldüğü üzere kırsal alana hizmet veren köy yollarının çok az bir bölümü asfalt kaplamalıdır . 1997 yılı nüfus sayımı verilerine göre 92.925 kişi kırsal alandaki köy ve mezralarda yaşamaktadır. Bu nüfusun yüzde 63.9’u (59.435 kişi) asfalt kaplamalı yoldan yani yol ağındaki yüzde 13.5’lik kesimden ulaşımlarını sağlamaktadır. Geri kalan nüfusun yüzde 23,7’si (22,018 kişi) stabilize kaplamalı yoldan yani yol ağındaki yüzde 44,5’lik kesimden ulaşımlarını sağlamaktadır. Nüfusun yüzde 11,7’si tesviyeli yoldan ulaşımlarını sağlamaktadırlar.
Köyde yaşayan nüfusun büyük bölümüne (yüzde 63,9) ulaşım hizmeti asfalt kaplamalı yol olarak götürülmüştür. Asfalt kaplamalı yol oranının yüzde 13,5 olması ve bu köylerin genellikle ovada veya az engebeli bölgelerde yer alması, nüfusun bu yerleşim yerlerinde yoğunlaşması daha düşük yol şebekesinden faydalanılmaktadır.
İlin kırsalındaki ulaşımın uzun mesafeli ve yüksek maliyetli oluşu, kırsaldaki köylünün gelir düzeyinin düşük olması, ulaşım hizmetlerinde ekonomik erişebilirliği ve hareketlilik talepleri düşük seviyede kalmaktadır. Asfalt Kaplamalı 1.derece öncelikli köy yollarının yüzde 41’i Merkez ilçede yer almaktadır. Diğer 8 ilçedeki köylerin asfalt kaplamalı yol oranları çok düşük seviyede kalmaktadır. Asfalt kaplamalı 1. derece köy yollarının ilçeler bazında dağılımı grafikte gösterilmiştir. Kırsal alandaki nüfusun yüzde 62,7’si Merkez İlçeye bağlı köylerde yaşamaktadırlar.
Nüfusun geri kalan yüzde 37,3’üde diğer 8 ilçeye bağlı köylerde yaşamaktadırlar.
İl genelinde 2991 km 1. derece köy yolu olup; bu yol ağı 724 yerleşim biriminde yaşayan 111.888 kişiye hizmet vermektedir.
DEMİRYOLLARI
İlimiz dâhilinde 243 Km. demiryolu mevcuttur.
Demiryollarında yolcu ulaşımı Kars-Haydarpaşa doğu ekspresi ile sağlanmaktadır. Erzincan-Divriği arasındaki yerleşim merkezlerinde ulaşım karma yolcu treni ile yapılmaktadır.
Erzincan ili yük taşımaları mevcut yük durumuna göre 6 adet yük treni ile yapılmaktadır.
Sivas Erzincan hızlı tren proje çalışmaları 2011 yılı içerisinde başlatılmıştır.
İlimiz hudutlarında Erzincan-Erzurum arasında, Tanyeri, Demirkapı, Mercan, Çadırkaya ve Erbaş; Erzincan-Divriği arasında ise Alp, Kemah, Eriç, İliç, Bağıştaş ve Çaltı istasyonları yanısıra merkezi Kemah ve Mercan’da bulunan yol kısım şefliklerince hizmet verilmektedir. Erzurum Ekspresi;
Kars-Ankara bağlantılı gidiş ve Ankara-Kars bağlantılı dönüş olarak hizmet vermektedir.
Hizmetler; İstasyonlarda İstasyon Şefliği Erzincan garda Gar Müdürlüğü ve Ticari Ambar Müdürlüğü tarafından yerine getirilmektedir. Trafikle ilgili birim Erzincan’da bulunan TMİ merkezidir. Haberleşmenin aksamadan sağlanması Erzincan’da bulunan 45 haberleşme şefliği tarafından yürütülmektedir. Vagonların kontrolleri ve arıza ıslahları Erzincan Vagon Servis Şefliği, makinaların küçük çaplı arızalarının ıslahı ve bakımları ise
Erzincan Makine Depo Şefliği tarafından yerine getirilmektedir.
HAVAYOLU
[vimeo 82855580 w=840 h=460]
2010-2011 yaz döneminde ise Türk Hava Yolları ile İstanbul Atatürk Hava Limanına haftanın 7 günü, Anadolu Jet ile Ankara Esenboğa Havalimanına haftanın 7 günü ve Sun Express hava yolu ile İstanbul Sabiha Gökçen Hava Limanına haftanın 3 gün ve Sun Express havayolu ile İzmir Adnan Menderes Havalimanına haftanın 2 günü olmak üzere haftada toplam 19 tarifeli uçak seferi yapılmaktadır.

Tarihi Yerler

Altın Tepe
Şehir merkezine 15 km. uzaklıkta, Erzincan-Erzurum karayolunun 100 m. kuzeyinde yer almaktadır. Günümüze kadar ulaşabilmiş en sağlam Urartu şehirlerinden birisidir.
1959 yılında yapılan bilimsel kazı ve araştırmalarda iç içe iki kale duvarı ile korunan tapınak – saray kompleksi, mezarlar, konutlar ve çok sayıda arkeolojik eserler ortaya çıkarılmıştır. Höyükte bulunan ve MÖ. 8. yüzyıla ait eserler arasında, fildişi ve madeni eşyalar, miğfer ve kalkanlar, seramikler ve duvar resimleri bulunmaktadır.
Çivi yazılı tunç eşyada, kral adları bulunmuştur. Urartu sanatının parlak dönemine ait yüksek düzeyli eserler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.
Altıntepe buluntularında tanrı, insan, hayvan figür ve motifleri önemli yer tutmaktadır. Altıntepe kalıntıları, tapınak-saray kompleksi, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, üç adet mezar ve depo binasından oluşmaktadır.
Terzi Baba Türbesi
Asıl adı Muhammed Vehbi olan Terzibaba, 1779-1848 yıllarında yaşamıştır. Mesleği terzilik olduğundan, “Terzibaba” adıyla anılmıştır.
Tasavvufi konuları içeren “Kenzil Fütuh” adlı bir eserleri mevcuttur. Beldenin manevi mimarı Terzibaba’nın mezarı, kendi adıyla anılan şehir mezarlığının içindedir. Kutsal bir manevi kişiliğe sahip olan Terzibaba’nın türbesi, halk tarafından ziyaret edilmektedir.
Mamahatun Kervansarayı
Yapım kitabesi bulunmayan kervansarayın 13. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.
T.Erdoğan Şahin; A.Tevhid ve Ravendi’yi kaynak göstererek yapının 13. yüzyılda inşa edil¬diği görüşündedir.
Türbenin 30 m doğusundadır. Onarımlar nedeniyle özgün biçimini yitirmiştir. Yakın bir geçmişte çevre düzenlemesi ile birlikte restorasyonu yapılmıştır.
Ana hatlarıyla Osmanlı kent hanları planındadır. Sarımsı renkte, düzgün kesme kireç taşı ile inşa edilmiştir. Çevre duvarı konik çatılı 16 silindirik yarım kuleyle desteklenmiştir. Doğuda sivri kemerli taçka¬pı vardır. Girişin sağ ve solunda dikdörtgen planlı mekanlar sıralanır. Ortada üstü açık avlu, kuzey ve güneyinde yük hayvanları için uzun ahırlar ve bir dizi hücre bulunmaktadır. Planı ve mimari özellikleriyle 12. yüzyıl sonunda yapıldığı sanılmaktadır.
Kervansarayın kuzeydoğu köşesinde yer alan Mama Hatun Hamamı, kitabesi olmamak¬la birlikte kervansarayla aynı zamanda yapıldığı sanılmaktadır. Orijinal özelliklerini olduk¬ça yitirmiştir.
Külliye içerisinde bulunan ve Evliya Çelebi’nin sözünü ettiği mescit, I.Dünya Savaşı’nda yıkılmış, daha sonra yerine bir cami inşa edilmiştir.
Kemah Kalesi
Anadolu’nun en eski ve tabii kalelerinden biri olan Kemah Kalesinin kuruluşu, Hitit-Urartu dönemine kadar uzanmaktadır.
Sarp kayalar üzerinde kurulu olan Kalenin, iç içe iki yapısı olup, çevresi surlarla çevrilidir.
Abrenk Kilisesi ve Dikili Taşlar
Üçpınar Köyü yakınlarındaki Vank dağının güneydoğusunda, çukurca bir alan içerisindedir.
Giriş kapısının üzerinde 1854 tarihi geçmektedir.
Kilise ile birlikte bir şapel ve iki tane de dikili taş bulunmaktadır.
Bu taşlar, mimarisi ve bezemesiyle dikkat çekip, XII. yy. dan sonra Selçuklu Prensi Nasurettin dönemiyle tarihlenen kitabeler taşırlar.
Mamahatun Türbesi
Erzincan Tercan İlçesinde bulunan Mama Hatun Türbesi, 1192’de ölen Saltuklu Prensesi Mama Hatun adına yaptırılmıştır. Mama Hatun Saltuklu Beyliğinin başına ll91’de geçen II.İzzeddin Saltuk’un kızıdır.
Türbenin kitabesinde yalnızca mimarının ismi okunmaktadır. Saltuklu Devleti’nin 1202 yılında yıkıldığı dikkate alınacak olursa bu türbe l192-1202 yılları arasında yaptırılmış olmalıdır. Türbenin mimarı Ahlatlı Ebu’n-Nema bin Mufaddal’dır.
Kümbetin yanında kervansaray ,hamam ve bir de mescit bulunmaktadır. Böylece kümbet adeta bir külliye konumundadır.
Mama Hatun Türbesi, dilimli gövdesi, onu kuşatan duvarları ile Anadolu’da benzerine rastlanmayan, mimari yapısı ve planı ile kendine özgün bir yapıdır. Bununla beraber bazı yönleriyle de Ahlat kümbetlerini andırmaktadır. Sarıya yakın kesme taştan iki ayrı bölüm halindeki türbe, son derece itinalı bir işçilikle yapılmıştır. Bölümlerden biri türbe diğeri de onu çevreleyen duvarlardır.
Türbenin ortasındaki ana bölümü yuvarlak bir kuşatma duvarı çevirmiştir. Çevre duvarı 2.50 m. kalınlığında, 13.50 m çapındadır.Yüksekliği 10.50 m.dir. Türbenin kuşatma duvarının içerisine sivri kemerli on üç derin niş açılmıştır. Bu nişler büyük olasılıkla daha başka lahitlerin buraya konulması için düzenlenmiştir. Bu duvarlardan daha da yüksek olan köşelerinde ince uzun sütunçelerin yer aldığı çevre duvarının batısındaki portalin solundaki küçük nişe bir çeşme yerleştirilmiş, sağına da merdivenin girişi yerleştirilmiştir. Giriş portali yuvarlak kemerli olup, yonca yaprağı biçiminde bir niş içerisine yerleştirilmiştir.Girişin üzeri mukarnas dolgular, geometrik motifler, dilimli rozetler ve düğüm motiflerine son derece ahenkli olarak burada yer verilmiştir.
Abidevi görünüşlü, kare kaide üzerindeki kümbet çevre duvarlarının ortasında iki katlı olarak yer almaktadır. Yuvarlak türbenin üst köşeleri pahlanarak sekizgene dönüştürülmüştür. Mama Hatun’un gömülü bulunduğu kare planlı mumyalık kısmına dört basamaklı bir merdivenle inilmektedir. Bu bölümün üzeri çapraz tonozla örtülmüştür. Burada ayrıca on bir mezar bulunmaktadır. Mumyalığın üzerindeki mekan 13.15 m. çapındadır. Üzeri tonoz örtülüdür. Üst kat mescide ayrılmış olup yedi basamakla buraya çıkılmaktadır. Türbenin içerisini aydınlatan mazgalların çevresi üzüm salkımları ve rozetlerle bezenmiştir.
Türbenin silindirik gövdesinin üzeri dilimli konik bir külah ile örtülüdür. Bu külah kümbetin gövdesi ile tam bir uyum içerisindedir.
Sultan Melik Türbesi
1071-1228’de yöreye egemen olan Mengücek Beyliği dönemine aittir.
Kemah’ın kuzeybatısındaki, kayalık platform üzerinde yapılmıştır.
Tığla duvarlı, sekiz köşeli bir yapıdır.
Alttaki mezar odasının ortasında üst katı taşıyan sekizgen bir sütun vardır.
Orta direk, tavan silmeleri ve tavan, tuğla örgü düzenindedir.
Türbe, inşa malzemesi ve cenazeliğin orijinal şekli ile dikkat çekmektedir.
Halk arasında “Sultan Melek” olarak adlandırılan türbede, Mengücek Beyliği döneminde yaşayan Sultan Melik’in mumyası ve 5 mezar bulunmaktadır.
Refahiye Merkez Camii
İlçe merkezinde bulunan Merkez Camii, batılı dönem bezeme özelliklerini göstermekte, avlusunda ise Bahaettin Paşa şehitliği bulunmaktadır.
Kemah Gülabibey Camii
Kemah ilçe merkezinde Çarşı Mahallesi’ndedir. Uç kitabesi vardır.Ayrıca, 18. yüzyıla ait onarım kitabesi bulunmakta’dır. Kare planlı, eğimli çatıyla örtülü bir yapıdır.
Doğu ve batı duvarlarında 2 dizide 3’er, güney duvarında mihrabın yanlarında 2 dizide 2’şer penceresi vardır. Kuzeye, daha geç dönem de son cemaat yeri eklenmiştir. Mihrap mukarnas dolguludur, çevresi Barok süslemelidir. İbadet mekanına sütunceli taç kapının nişinde bulunan yuvarlak kemerli kapıdan girilir.

Doğal Güzellikler

Girlevik Şelalesi
Erzincan`ın 30 km. güneydoğusunda, Çağlayan nahiyesinde bulunan Şelale, doğal güzellikleri ve dinlenme yerleri ile ilgi çekmektedir.
Şelalenin hemen yanı başında piknik yapmak hayli keyiflidir. Yakınındaki lokantalarda bulunan üretme havuzlarında yetiştirilen alabalık ve özel olarak hazırlanan ızgara tavukla, yerli ve yabancı turistlere hizmet verilmektedir.
Girlevik Şelalesinin suyu Kalecik Köyü’ndeki kayalıklardan dokuz ayrı yerden kaynar ve bir dere yatağı vasıtası ile şelaleye kadar ulaşır. Şelalenin yüksekliği 30-40 m. olup, yöreye özgün taştan oluşan üç kademe halindedir. Şelalenin çevresi bitki örtüsünden ötürü yöre halkının mesire yerleri olarak yararlandığı en önemli dinlenme yeridir.
Otlukbeli Gölü
Otlukbeli Gölü’nün en önemli özelliği, çanağının ve oluşumunun göl türleri içerisinde günümüze kadar bilinenlerin içerisinde dünyada tek tip oluşudur.
İlçe merkezinin 6 km kuzeybatısında olan traverten şeddi (Maden sularının oluşturduğu traverten şeddi) gölünün oluşumu günümüzde halen devam etmektedir. Otlukbeli Gölü’nün en önemli özelliği, çanağının ve oluşumunun göl türleri içerisinde günümüze kadar bilinenlerin içerisinde dünyada tek tip oluşudur.Göl, bu özelliğinden dolayı, doğal anıt olarak da nitelendirilmektedir.
Otlukbeli Gölü, 15.04.1994 gün ve 612 sayılı Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı ile doğal sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. İlk kez Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinden Prof. Dr. Erdoğan AKKAN ve Prof. Dr. Metin TUNCEL tarafından bilim dünyasına tanıtılan göl oluşum bakımından küçük bir set gölü… Buraya kadar sıradışı bir şey yok. Fark ilkin set türünde ortaya çıkıyor: gölün oluşumunu sağlayan set “traverten”den meydana gelmiş. Bilimadamlarının, Türkiyede örneği görülmemiş, dünya literatüründe de eşinin bulunduğuna ait bir yayının bulunmadığı şeklinde yorumladıkları traverten seti bu gölün oluşumuna ilk elden katkıda bulunmuş. Ayrıca bu travertenler normal karst kaynaklarının değil, maden sularının oluşturduğu bir traverten seti. Böylece gölümüz Dünya çapında eşsiz bir göl konumunda. Otlukbeli Gölünün oluşumunu sağlayan set,faylar boyunca yüzeye çıkan maden sularının biriktirdiği bir settir. Göl bu özelliğiyle dünyada tektir ve doğal anıt olarak korunmaktadır.
Kemaliye (Eğin) Karanlık Kanyon
Dünyanın 2’nci büyük kanyonunun Erzincan ilinin Kemaliye ilçesi’ndeki KARANLIK KANYON olduğunu biliyor musunuz?
FIRATIN EFSANESİ Karanlık Kanyon, benzerlerini ABD‘de Grand Canyon‘da ve Avrupa’da Alpler‘de görebileceğiniz, yer yer 500-600m, kapalı bir ekosistemi oluşturmuş bir doğa harikasıdır. Karanlık Su vadisine dik inen Karanlık Kanyon’dan Sandık köyünden Fırat ırmağı yatağına kadar inen “canyoning” sporuna elverişli bu vadi ayrı bir güzellik katmaktadır. Karanlık Kanyon’dan da geçen Kemah- Kemaliye arasındaki Fırat nehri rotası önemli kano dergilerinden biri olan Kanu-Magazine tarafından Avrupanın en iyi 10 rotası arasında gösterilmiştir.
Ekşisu Mesire Alanı
Erzincan yöre halkının ve ziyaretçilerinin en uğrak yerlerinden biri olan aynı zamanda sosyal etkinlikleri ile ünlü Ekşisu Mesire alanı.
Alabildiğine geniş ve ferah görünümüyle tertemiz havası ile insanın içini ferahlatıyor. Ekşisu Mesire alanı ister aile olarak ister arkadaşlarınızla ister yalnız olarak gerçekleştirebileceğiniz piknik, gezi ve diğer bütün organizasyonlarda şehrin gürültüsünden uzak ve doğa ile baş başa kalabileceğiniz bir ortamdır. Barındırdığı yüzme havuzu, doğal kükürtlü havuzu, özel yapılmış piknik masaları, gezi parkları, kadın ve erkek için özel mescidi, ile Erzincan’ın en çok tercih edilen sosyal ve huzur mekanlarından biri olmaktadır.
Erzincan Merkeze 11 km uzaklıkta olan mesire alanına ulaşım çok kolaydır. Özel aracınızla geliyorsanız Şehrin doğu kısmında kalan (ipekyolu) … karayolunu takip ederek Akyazı beldesi (Nörkah) sapağından sola dönerek Ekşisu mesire alanına ulaşabilirsiniz. Tertemiz ve ferah havasıyla Erzincan’ın göz bebeği olan Ekşisu mesire alanı, piknik ve doğa severlerle buluşmayı bekliyor…
Aygır Gölü
Şehir merkezine 45 kilometre uzaklıkta, Keşiş Dağları eteğinde yer alan ve 2 bin 850 metre yükseklikte olan Aygır Gölü, Türkiye’nin en yüksek krater gölleri arasında yer alıyor.
Doğal güzelliği, temiz havası ve çevresinde yetişen dağ bitkileriyle dikkati çeken gölde, alabalık da bulunuyor. Her yıl Üzümlü Belediyespor ve Üzümlü Spor’un ortaklaşa düzenlediği “Tekçam, Aygır Gölü, Dağ Yürüyüşü ve Kamp Etkinliği” gölün geleneksel hale gelen tek etkinliği olurken, aynı spor kulüpleri tarafından isteğe göre doğaseverler için özel turlar da düzenleniyor. Düzenlenen organizasyonlarda, dağ yürüyüşü, kamp, kaya inişi, gölde bot gezisi, kayak ve balık tutmak gibi faaliyetler yapılıyor.
Refahiye Dumanlı Yaylalari
Refahiye İlçesinin batısında, Soğukgöze ve Karaçam mevkiileri arasında yer almaktadır.
Dumanlı Yaylası, Refahiye ilçe merkezinin hemen üzerinden başlayıp güneye doğru uzanan bir alan içerisindedir. Denizden yüksekliği 2000 m olan dumanlı yaylaları genelde çam ormanları olmak üzere çayır ve bitkilerle kaplıdır. Doğal güzelliği, temiz havası, bol soğuk su kaynakları, av hayvanları ve kamp imkanları ile yaz ve kış turizmine açıktır.
Esence Yedigöller
Ardıçlı Gölü 

Kültürel Değerler

Bakırcılık
Bakırcılığın tarihi Erzincan ilinde çok eskidir.Urartu medeniyetleri eserlerini Altıntepe kazılarından anlaşıldığına göre, Urartu döneminde Erzincan bakır işletmeciliği üretimleri Atina pazarlarında aranan mal olarak değer kazanmıştır.
Bakır levha işlemesinin yanısıra Erzincan ve yöresinde çok çeşitli türde araç-gereç, mutfak eşyası yada hamam takımları yapımında kullanılmaktaydı. Erzincan’dan ülke dışına satılan bakır eşya büyük miktarlara ulaşmaktaydı. Paris, Viyana ve Philadephia uluslararası fuarlarında sergilenen Erzincan yöresi bakır eşyaları büyük ün kazanmıştır.
Günümüzde ise, küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından üretilen mamuller genellikle iç piyasada pazarlanmaktadır. Sektör talep azalması nedeniyle önemli ölçüde zarara uğramış, bir çok işyeri kapanmıştır. Bakırcılığın, Erzincan’da eski bir geçmişi vardır. Dövme bakırcılık çok yaygındı. Tepsiler, kazanlar, kaplar, ibrikler, leğenler yapılırdı. Alüminyum ve plastik eşyanın yaygınlaşmasıyla dövme bakırcılık önemini yitirmiş, yerini bakır el işlemeciliğine bırakmıştır. Günümüzde yapılan semaver, tepsi, biblo, tabak, kaşık, şekerlik, sigaralık, kupa, vazo gibi ürünler daha çok süs eşyası niteliğindedir. Bakırcı ustalarına gelen bakır levhalar türlü gereçlerin yardımıyla tepsi, tabak, vazo vb. biçime sokulur. Dövme, çekme, dökme yöntemleriyle biçimlendirilen bakır eşya yine türlü yöntemlerle işlenir. Bezemede çoğunlukla stilize lale, yaprak, narçiçeği, selvi motifleri; hayvan figürleri, geometrik biçimler kullanılır. Bakır süs eşyaları, nikel kaplanmakta veya boyanarak süslenmekte, el işçiliği ile işlenerek yurt içi ve yurt dışına pazarlanmaktadır.
Üretimin yüzde 10’u yurt içinde, özellikle Ege ve Akdeniz Bölgeleri’ne, yüzde 90’ı ise yurt dışında A.B.D., İtalya, Finlandiya, Japonya, Almanya, Fransa gibi ülkelere pazarlanıyordu. Sanat değeri azaldığından önce yurt dışı, daha sonra da yurt içi pazarlar gün geçtikçe zayıfladı. Bu işten gelir sağlayanlar kendi sanatlarına kendileri değer vermeyerek başkalarının değer vermesini beklediler. Bugün bu bilince varan birkaç bakır işletmecisinin sabır ve üstün gayretleriyle Erzincan’da bakır işlemeciliği halen yapılmaktadır.
Yapılan araştırmalara göre bu gün Erzincan’da faaliyet gösteren yaklaşık 8-10 mağazada işleme bakır ve turistik bakır eşya satılmaktadır. (Dörtyol Yer Altı Çarşısı) . Bakır işlemeciliğinde çalışan 40-50 civarında işçi bulunmaktadır. Halen tam kapasite ile çalışma imkanı bulunmayan 3 atölyede turistik bakır ürünleri üretilmektedir.
Halıcılık
Kemaliye’de Halıcılık
İlçede bir zamanlar dünyaca tanınan Kemaliye Halıları artık dokunmamaktadır. Birkaç el tezgahında ve ilçedeki Meslek Yüksek Okulunda amatörce bazı küçük parçalar dokunmaktadır.
Üzümlü’de Halıcılık
Üzümlü Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü ve Üzümlü Belediyesi tarafından, Belediye Hizmet Binasında yer tahsisi yapılmış ve 30/04/2005 tarihinde halıcılık kursuna başlanmıştır.
Yerel Giysiler
Toplumsal değişmeye koşut olarak, yerel giysilerin yerini çağdaş giysiler almaktadır. Yerel giysiler, kırsal kesimde günümüzde de az da olsa rastlanmaktadır.
Köylerde kadınlar astarlı iki entariyi üst üste giyerler. Bu entariler topuğa dek uzanır. Yörede üçeteğe üç peşli entari de denir. Üçetekle birlikte geniş bir şalvar, uzun keten ve bürümcük gömlekler giyilir. Belde şal kuşak, gümüş kemer kadın giyimini tamamlar. Başa peştamal, yazma sarılır, yerli tezgahlarda, ince yünden dokunan ihram (Yörede ehram denilmektedir.) önceleri yaygın bir sokak giysi iken artık Üzümlü yöresindeki birkaç köyde giyilmektedir, ihramı özelliği dikişsiz olmasıdır. Tüm bedeni sarar, yalnızca gözleri açıkta bırakır. Kullanılan kadın kumaşları kadife, kutnu, çitari, alaca, manisa, atlas, pullu sehavidir. Siyah ya da koyu kahverengi, paçaları bol pantolon, yakasız, kenarları işli avcı yeleği yaygın erkek giysileridir.
Yünden dokunmuş bel kuşağı geniş, düz biçimde sarılır. Ayaklara geniş ya da sivri uçlu yemeni, türlü renklerde yün çorap vardır.
Kullanılan kumaşlar, kadife, çuha kumaş ve tamamen yün olan mahalli kumaşlardır. Ancak, Erzincan’da modern çağın giyim tarzına ayak uydurduğundan geleneksel giysiler yavaş yavaş kaybolmaktadır.
Halk Oyunları
Kahramanlık, yiğitlik, ağır başlılık ve sabrın sembolü olan “bar” en önemli Erzincan halk oyunudur.
Oyunların tümü önce ağır olarak başlar, sonra gitgide hızlanır. En az altı kişi olarak kız ve erkeklerin ayrı ayrı oynadığı oyunlarda çökme, el vurma ve dönmeler ana figürler olup, elde mendil, bıçak, kaşık gibi araçlar bulunur. Barların yarım daire şeklinde oluşması, Erzincan ovasını tanımlamaktadır. Ayrıca çiftetelli, kaşık oyunları, horon, halay, tek oyunlar oynanan diğer halk oyunlandır. Biçimlerine göre oyunlar ise; üçayak, dörtayak, ikiayak, ağırbar, koçeri, sıklama, sarhoş ban, timurağa, hoş bilezik, dello, sarıkız, tamzara, çayırın ten yüzünde, tavuk barıdır. Komedi mahiyetinde oynanan elek oyunu, yılbaşında oynanan arap oyunu orta oyunlardandır.
Halk Edebiyatı
Erzincan yöresi halk edebiyatı ürünleri, halkın güç koşullar altındaki yaşamından izler taşır.
Şemsi Hayal, Salih Baba, Aşık Davut Sulari, Kemahlı Tabir, Aşık Beybani, Aşık Müslüm Akbaba, İsmail Daimi Erzincan halk ozanlarındandır. Yöre manileri sevgi, gurbet, sıla, özlemi, elem ve ızdırap duygularını dile getirir.
Erzincan Efsaneleri
Halk kültürü unsurları bakımından zengin bir bölge olan Erzincan ve yöresinde, insanları doğruluğa, iyilice, yardımlaşmaya, manevi değerlere saygıya davet eden çeşitli konularda yazılmış efsaneler bulunmaktadır.
Ruhi Kara’nın, Erzincan efsaneleri ile ilgili yapmış olduğu çalışmasında; dini ve dini binalarla ilgili efsaneler, evler ve insanların yaşadığı yerlerle ilgili efsaneler, tabiat, kırlar ve Erzincanlı ünlüler ile ilgili efsaneler olmak üzere toplam 163 efsane incelenmiş ve derlenmiştir. Efsanelerden en bilinenler; Terzibaba, Mama Hatun, Sultan Melik, Kırkgöz, Kalecik, Kızıldağda Kırk Kızlar, Koca Karı Fırtınası vb.

KAYNAK:http://www.erzincan.gov.tr/

 benzer yazılar

Bodrum Gezilecek Yerler  

Bodrum Gezilecek Yerler

Tüplü Dalış Nerelerde, Nasıl Yapılır?  Nasıl bir heyecandır?  

Tüplü Dalış Nerelerde, Nasıl Yapılır? Nasıl bir heyecandır?

Assos Antik Kent nerede, nasıl gidilir? ve tarihi…  

Assos Antik Kent nerede, nasıl gidilir? ve tarihi…