Bu Kategoridesiniz : / 11 Şubat 2018 Pazar 17:01

ERZURUM

YAZIYI OYLA
[Total: 3 Average: 4.7]

Şimdi bu yazımızda www.gezenturkiye.com okuyucularımıza ERZURUM İLİ hakkında bilgi vereceğiz.

Alan kodu+90 442
Yüzölçümü25.355 km²
Plaka kodu25

ERZURUMUN TARİHİ

ERZURUM ADI

Erzurum’un bilinen ilk adı Doğu Roma (Bizans) İmparatoru II.Theodosios’ a (408-450) izafe edilen Theodosiopolis’ ti, şimdiki Erzurum’ un yerinde kurulmuştu. IV. asır sonuna doğru Roma imparatorluğu sınırları içine alınmış ve 415 tarihinde Theodosios’ un emriyle Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Urfalı Mateos’ a göre bu şehir Garin mıntıkasında Fırat’ın kaynağına yakın bir yerde bulunuyordu. Belazurî. bölgeye hakim olan Ermenyakos’ un ölümü üzerine yerine geçen Kali adlı karısı tarafından kurulduğu için Araplarda Kalikala (Kali’ nin ihsanı) adını vermişlerdir. Belazuri Kalîkala’ yı dördüncü Ermeniyye şehirleri arasında sayar ve Ermeniyye şehirlerinden biri olarak kabul eder. X. asır İslam coğrafyacıları Kalikala şehri hakkında bize malumat vererek, doğuda ev eşyasının en önemlisi sayılan Kali (halı)nın burada yapıldığını ve adını bu şehirden almış olduğunu kaydetmektedirler. Hudud alalam’ ın yazarı bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbet tutarak koruduklarını ve şehirde tüccarların çok olduğunu bildirmektedir. Bugünkü Erzurum adı ise, Erzen’ in Selçuklular tarafından fethedilmesi üzerine ahalisinin Theodosiopolis’ e (Kalikala=Karin) göç etmelerine müteakip bu şehre Erzen ve Türk hâkimiyetinin ilk safhalarında bu adın sonuna, Meyyafarikin (Silvan) ile Siirt arasındaki Erzen’ den ayırmak ve Anadolu’ya ait olduğunu belirtmek üzere Rum kelimesi ilave edilerek, Erzen al-Rum denilmesinden kaynaklanmıştır. Selçuklular tarafından Erzurum’da basılmış paraların üzerinde şehrin adı Arzan al-Rum şeklinde yazılmıştır.

Tarih Öncesi Çağlar

Erzurum ve çevresi özellikle son Kalkolitik ve Eski Tunç çağından itibaren yoğun iskana ve siyasi olaylara tanık olmuştur. Bunun sebebi en eski çağlardan beri önemli ticari ve askeri yolların kavşak noktasında yer alması, zengin akarsu kaynaklarını bünyesinde bulundurması ve doğal savunma zeminine sahip olmasıdır. Çevredeki sert iklim şartlarına rağmen dağ silsileleri ve akarsu boylarındaki verimli ovalar tarıma ve bilhassa hayvancılığa uygun bir ortam oluşturmuştur. Karaz, Pulur ve Güzelova kazılarının tanıklığında, yaklaşık altı bin yıldan beri çevredeki yaşama biçiminin devam ettiği söylenebilir. Bölgede M.Ö. IV. binden itibaren çok kuvvetli bir kültür birliğinin olduğu da ortaya çıkmıştır.

MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM’DA

İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri’nin baskıları sonucu, Anadolu’da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etti. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu’ da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa’ ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa’ ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O’ nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu’ ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır.

Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum’un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca’ da yapıldı.

Mustafa Kemal Paşa Erzurum’a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz’da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni ziyaret etti.

Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919’da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantıya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir, Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım, Kurmay Binbaşı Hüsrev, Binbaşı Refik, M.Müfit Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa’ ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler.

ERZURUM KONGRESİ

Erzurum Kongresi, 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum’da toplanan kurultaydır. Kongreye çoğunluğu işgal altındaki 5 doğu ili Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van’dan gelen 62 delege katılmış; 2 hafta süren kongrede alınan kararlar Kurtuluş Mücadelesi’nde izlenen çizgide önemli ölçüde belirleyici olmuştur.

Erzurum kongresi bölgesel bir kongre olmasına rağmen tüm ulusu etkileyecek kararlar alınmıştır. Kongreyi geçici başkan olarak Erzurum delegelerinden Hoca Raif Efendi açmış; yoklamanın ardından yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşa kongre başkanlığına getirilmiştir. Aslında 10 Temmuz’da başlaması öngörüldü. Fakat delegelerin bir bölümünün gelememesinden ötürü 23 Temmuz’a ertelendi.

Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar:
Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.
Her türlü yabancı işgaline ve müdahalesine karşı millet hep birlikte direniş ve savunmaya geçecektir.
İstanbul Hükümeti vatanın bağımsızlığını sağlayamazsa geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplanmamış ise, bu seçimi Temsilciler Kurulu yapacaktır.
Kuva-yi Milliye’yi etkili, milli iradeyi hakim kılmak esastır.
Azınlıklara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez. Ancak bu vatandaşların canları, malları ve ırzları her türlü saldırıdan korunacaktır.
Manda ve himaye kabul olunamaz.
Milli irade ve toplanan ulusal güçler padişahlık ve halifelik makamını kurtaracaktır.
Mebuslar Meclisi’nin derhal toplanmasına ve hükümetin yaptığı işlerin milletçe kontrolüne çalışılacaktır.
Sömürgecilik amacı taşımayan devletlerden teknik, sanayi ve ekonomik yardım kabul edilebilir.

ERZURUMUN COĞRAFİ YAPISI

İki coğrafi bölgede toprakları bulunan Erzurum İlinin arazi büyüklüğü, yaklaşık 25.066 km² kadar tutar. Bu toprakların kuzey kesimi yani İspir, Narman, Oltu, Olur, Pazaryolu, Tortum ve Uzundere İlçelerinin toprakları, Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz sınırları içinde kalmaktadır. Ancak bu kesim, İl topraklarının yaklaşık % 30’ luk bir payını oluşturur. Geriye kalan % 70 gibi önemli bir pay, Doğu Anadolu Bölgesi dahilinde yer alır. İl, arazi büyüklüğü bakımından, sırayla Konya, Sivas ve Ankara İllerinden sonra, Türkiye’ nin 4. büyük ili konumundadır.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:

Erzurum İli, genel olarak yüksek arazilerden oluşur. Örneğin platoların deniz düzeyine göre yükseklikleri 2000 m’ yi bulur, bunların üstünde yer alan dağların yükseklikleri ise, 3000 m. ve daha yüksektir. Platolar ve dağlar arasında, yükseklikleri yaklaşık 1500 ila 1800 metrelere ulaşan depresyon ovalarıyla oluklar yerleşmiştir. Karasu-Aras Dağlarının bazı dağ kütleleri, Erzurum İli arazisini güneyde engebelendirmiştir. Bunların en önemlileri, Erzurum kenti ve Erzurum ovası (825 Km²) güneyinde yer almakta olan Palandöken Dağları (Büyük Ejder 3176 m.) ve Pasinler Ovası (540 km²) güneyinde yer alan Şahveled Dağları (Çakmak Dağı 3063 m.) olup, Bingöl Dağlarının kuzey yarısı da yine Erzurum İli sınırları içinde kalmaktadır.

İl topraklarını kuzeyden engebelendirmiş olan dağlarsa, Kuzey Anadolu Dağlarının ikinci sırasına bağlı yükseltilerdir. Bunların başlıcaları, İspir ve Erzurum arasında yer alan Mescit Dağları (en yüksek nokta 3239 m.), onların doğusundaki Kargapazarı Dağları (Dumlu Dağı 3169 m.) ve bir kısmı Kars ili sınırları içinde kalan Allahuekber dağlarıdır. Söz konusu edilen bu kuzey ve güneydeki dağların arasına, iki önemli depresyon ovası yerleşmiştir. Bunlar Erzurum Kentinin de kenarında kurulmuş olduğu Erzurum ovası ve Hasankale ovası olup, her iki ovayı birbirinden, 2030 m. yükseklikteki Deveboynu beli ayırır. Bunlardan Erzurum ovasının en alçak kesimi 1850 m, Hasankale ovasınınki ise, 1650 m. kadardır. Aslında bunlar birer ova özelliği gösterirler.

İKLİM ÖZELLİKLERİ:

İl arazisinin büyük çoğunluğunda, karasal iklim özellikleri egemendir. Kışlar uzun ve sert, yazlar kısa ve sıcak geçer. İl topraklarının kuzey kesimlerinde, yüksekliği yaklaşık 1000 ila 1500 metrelere inen vadi içleriyle çukur sahalarda iklim, büyük ölçüde sertliğini yitirir. Erzurum il merkezindeki meteoroloji istasyonunda 1929’ dan bu yana gözlem yapılmaktadır. Yaklaşık 70 yılı bulan gözlem sonuçlarına göre, ilde en soğuk ay ortalaması, -8.6 C, en sıcak ay ortalaması 19.6 C, en düşük sıcaklık -35 C ve en yüksek sıcaklık ise, 35 C olarak ölçülmüştür. Yıllık yağış tutarı 453 mmm. kadardır. En az yağış kış devresinde düşer. Bu devrenin yağışları kar biçiminde olup, kar yağışlı gün sayısı 50 ve kar örtüsünün yerde kalış süresi ise 114 gün kadardır. En yağışlı devre ilkbahar ve yaz mevsimleridir.

DOĞAL BİTKİ ÖRTÜSÜ:

İl arazisinde egemen doğal bitki örtüsü, step formasyonudur. Orman örtüsü, pek yaygın değildir. Bu örtünün alt sınırı, 1900-2000 metrelerde başlamakta ve üst sınır, 2400 metrelerde son bulmaktadır. Başlıca orman örtüsü alanları, Oltu, Olur ve Şenkaya ilçelerindeki sarıçam ve meşe ormanlarıyla, Erzincan-Aşkale sınırlarında rastlanan meşe ormanlarıdır. İl arazisinin % 60’ tan biraz fazlası steplerle kaplıdır. Bu doğal bitki örtüsü, yer yer keven topluluklarıyla verimsiz hale gelse de, geniş alanlarda mera hayvancılığına uygun verimli çayırlıklar durumundadır.

AKARSULAR:

İl topraklarının doğu yarısı, Hazar akaçlama Havzası içinde kalır. Bu kesimin sularını, Aras Irmağı toplar. Batı kesimi ise, Basra Körfezi akaçlama alanında, kuzey kesimi de Karadeniz akaçlama havzasında kalır. Batı kesimi sularını Karasu, kuzey kesimininkini ise, Tortum ve Oltu çaylarının birleşmesiyle oluşan Çoruh ırmağı toplar.

GÖLLER:

İlde doğal göller azdır. Yapay göller ise, yeni yeni oluşmaktadır. İlin en önemli doğal gölü, Tortum çayı üzerinde oluşmuş, bir heyelan-sed gölü olan, Tortum gölüdür. Aslında bu göl, yönetim olarak, 1997’ de ilçe merkezi yapılan Uzundere ilçesi yönetim sınırları içinde kalır. Alanı yaklaşık 8 km² kadar olan bu göl, kuzey batıda yer alan Kemerli dağından heyelan yoluyla kayan kütlelerin, Tortum çayının yatağını tıkaması yoluyla oluşmuştur. Bu nedenle çayın eski yatağı değişmiş ve önünde yüksekliği 48 metreyi bulan ünlü doğa harikası Tortum (Uzundere) Çağlayanı oluşmuştur. Gölün suları, 1963 yılında faaliyete geçen ve 1 km kadar kuzeydeki alçak bir boğazda kurulmuş olan Tortum santralını çalıştırmaktadır. Fazla sular ise, serbest akışa bırakılarak, Tortum çağlayanını oluşturmaktadır. Yapay göller arasında Serçeme çayı üzerinde yer alan Kuzgun barajı (10.3 km²), Lezgi suyu üzerindeki Palandöken Göleti (22 km²), Lezgi, Pisyan Dereleri üzerinde Çat Barajı (220,5 km²), Tımar Çayı üzerinde Demirdöven Barajı (1,45 km²), Aras ırmağı üzerinde Söylemez barajı (46,3 km²) başlıcaları olarak burada hatırlanabilirler.

SOSYAL DURUM

Yöre halkı gelenek ve göreneklerine bağlı olup, Atatürk Üniversitesinin varlığı halkın eğitim ve kültür seviyesine olumlu katkı sağlayarak değişim ve gelişime kolaylıkla uyum sağlamasına yardımcı olmaktadır.

İlimizde, özellikle kırsal kesimde halk geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Hayvancılık önemli bir yer tutmakta ise de girdi maliyetleri yüksek olduğu için et ve süt verimi düşük olmaktadır, bu ise hayat standardını önemli oranda etkilemektedir. Bunun yanısıra memur ve işçi istihdamı, üniversite öğrencileri ve askeri birliklerin İlimizde bulunması ekonominin hareketliliği bakımından önemli bir etki sağlamakla birlikte sosyo-kültürel yönden de olumlu sonuçlar doğurmaktadır.

İlimizde belirgin bir işsizlik vardır, bu yoğun işsizlik nedeniyle nüfus göçü yaşanmaktadır. İş aramak maksadıyla Ülkenin batısına, hatta yabancı ülkelere göç vardır.

Son yıllarda özellikle İl merkezinde çarpık kentleşmeyi önlemek için çalışmalar yürütülmekte modern şehir görünümü sağlamak için gayret edilmektedir. İlimiz merkezinde konut sıkıntısı bulunmamakta, ancak yüksek maliyetler nedeniyle dar gelirli vatandaşın uygun sosyal konutlarda iskan edilebilmesi için Toplu Konut İdaresi Başkanlığı aracılığıyla sosyal konut yapımına gidilmesi önem arz etmektedir.

ERZURUM NÜFUSU

Toplam Nüfus
766.729
Erkek Nüfusu
384.015
Kadın Nüfusu
382.714
Kadın Nüfusu Oranı
49.99
Erkek Nüfus Oranı
50. 01

DADAŞ KELİMESİNİN ANLAMI

Dadaş kelimesi değişik anlam ve şekillerde yorumlanmıştır. Kimine göre; mert, cesur, özü sözü doğru zalimin karşısında, mazlumun yanında olan merhametli, yiğit biridir. Kimilerine göre; erkek kardeş, ağabeyi, cesur, yiğit, tüm erdemleri kendisinde toplamış mükemmel bir insandır. “Aynı zamanda ‘numune-yi misal’ bir Erzurumludur. Bazılarına göre de. bar tutan, at binen, cirit atan. kabadayı, tığ gibi bir delikanlıdır.”
Erzurum, dadaş ve bar bir biriyle yoğrulmuş tek sözcük gibidir. Bu sözcüklerden biri kullanıldığında hemen diğerleri hatıra gelir.

Erzurumlu, sert granite dantel dantel, duygu duygu incelik veren zevk, heyecan, inanç ve benzeri faktörlerin tezgâhında biçimlenerek farkında olmadan ‘dadaş’ olmuştur.

Dadaşlık, öyle rastgele kazanılmış bir sanat veya meslek değil, bazı müstesna şahsiyetlerde görülen; “efendilik” gibi fıtrî (doğmatik) bir ruh asaletidir. Bu düşünceden baktığımızda tarihî bir misyona sahip olan dadaş, “Zaman zaman serhat boylarının bekçisi, âcizin. yoksulun, kimsesizin hamisi, eli ve sofrası açık mert bir köylü, bir esnaf, camilerimizin imanlı, toksözlü. nur yüzlü vaizi, siyasî hayatın medeni cesaretini nefsinde toplamış cesur bir hatip, yiğit bir kumandan, vazifesini namus bilen bir memur, bir öğretmen kendisini ailesine ve çocuklarına vakfetmiş Erzurumlu bir ana veya babadır.”

Dadaş, aile içinde ve dışında herkesin saygınlığını kazanmış, her konuda kendine güven duyulan, sofrası eşe – dosta yoksula düşküne açık, İyi bir aile reisidir.

ERZURUM YEMEKLERİ

Herle Aşı:
Bir miktar un tereyağında iyice kavrulur, üzerine bir miktar su konur ve devamlı karıştırılır. 15–20 dakika kaynatılır ve sıcak sıcak içilir. Bu çorba bilhassa kış aylarında yapılır. Hastalara herle çorbası içirilerek terletilir ve şifaya kavuşmaları sağlanır.

Su Böreği :
Anadolu’nun muhtelif yerlerinde pişirilen bu böreği Erzurum’da yufkası ince ve kalınlığı az olarak yapılır. İçerisine Civil Peynir ve Maydanoz konulur. İnce ve özenli bir şekilde açılmış yufkalar önce kaynar suda haşlanır daha sonra soğuk su ile yıkanarak tepsiye serilir ve her yufkanın arasına erimiş tereyağı serpilir.

Tatar Böreği:
Hamur iyice yoğrulduktan sonra yufka açılır. Yufkalar börek yufkası gibi değil biraz kalındır. Açılan yufkalar parçalara bölünür. Bu parçalar üçgen şeklinde küçük küçük parçalara ayrılır. Kaynayan suya atılır, haşlanır. Suyu süzüldükten sonra tepsiye alınır, üzerine bol sarımsaklı yoğurt ve kızgın tereyağı dökülür. Bunun üzerine zevke göre, ya kavrulmuş kıyma veya küçük küçük doğranmış ve tereyağında pembeleşinceye kadar kavrulmuş soğan dökülür. Sıcak olarak yenir.

Hıngel:
Yurdumuzun her yöresinde mantı olarak bilinmekte ve yenilmektedir. Erzurum’da Hıngel (mantı) sulu ve susuz olarak iki şekilde pişirilmektedir
A-Susuz Hıngel: Hamur iyice hasıllanır. Yufka şeklinde açılır, kesilir içine evvelce hazırlanmış kıyma konur. Yarım daire veya bohça şeklinde kapatılır. Kaynamakta olan suyun içine atılır ve haşlanır. Piştikten sonra suyu süzülür. Geniş bir tepsiye alınır. Üzerine sarımsaklı bol yoğurt ve kızdırılmış tereyağı dökülerek yenir.

B-Sulu Hıngel: Hazırlanışı aynen susuz hıngel gibidir. Haşlama suyu dökülmez, bol salça ve bir miktar tereyağı konur. Suyu ile birlikte tepsiye dökülür. Üzerine sarımsaklı yoğurt, kızdırılmış tereyağı ve salça dökülerek servis yapılır.

Ekşili Dolma :
Üzüm yapraklarına karışımlı et sarılan bu dolmanın etine biraz Ekşi Pestil katılarak doldurulur. Ekşili Dolma, diğer dolmalara nazaran uzun ve büyükçe olduğundan İri Dolma diye de anılır.

Kesme Çorbası :
Evde hazırlanan hamurdan hazırlanan yufkalar erişte biçiminde kesilir. Fındık büyüklüğünde hazırlanan köfte, mercimek, soğarıç ve tarkın karışımı ile pişirilir.

Ayran Aşı : 
Bazı yörelerde Yayla Çorbası denen bu çorbaya Erzurum’da Ayran aşı denilir. Yoğurt çırpılır ve su eklenerek ayran haline getirilir. Daha sonra denler haşlanır. Hazırlanan ayrana biraz un katılır. Ayran biraz haşlanan denelerle karıştırılarak orta ateşte olmak üzere ocağa konulur. Bu karışıma hazırlanan ufak köfteler eklenir ve karışım kaynamaya çıkıncaya kadar yavaş yavaş karıştırılır. Karışım Kaynamaya çıktıktan sonra bir müddet daha kaynatılır. Daha sonra tereyağı aşotu ve diğer istenen baharatların karışımından oluşan anık karışıma katılır bundan sonra ayran aşımız hazır hale gelir…

Çiriş :
İlkbaharda dağlarda yetişen yabani bir bitkidir. Yörede sebze yerine kullanılır. Genellikle ıspanakla yapılan yemekler gibi hazırlanır. Parça et veya kavurma etle pişirilebilir.

Çeç Pancarı :
Yörede Pancarın yeşil saplarına çeç adı verilir. Bu da sebze olarak kullanılır. Çiriş Gibi parça etle pişirilebilir.

Çortuti Pancarı :
Bu yemek için gerek turşuya vurulmuş şalgam gerekse taze şalgam kullanılabilir. Şalgamlar erişte biçiminde ince ince kıyıldıktan sonra yağda kavrulur ve kavrulmuş kıyma ile pişirilir. Yalnız bu yemek salçasız hazırlanmalıdır.

Şalgam Dolması :
Şalgam, yaprak halinde dilimlenir ve arasına etten hazırlanmış dolmalık karışım konarak pişirilir.

Çaşır :
Çaşır, çiriş gibi dağlarda yetişen buruk bur tadı olan yabani bir bitkidir. Çaşır yenildiği gibi, patates haşlamasıyla karıştırılıp tereyağında kavrularak da yenir. Bunun dışında çaşır haşlanır, haşlanan çaşır un ve yumurtaya batırılarak yağda kızartılır, buna çaşır kızartması denir. Erzurumlu yılda en az bir defa çaşır yer. Şifalı olduğuna inanılır.

Borani:
Patatesin her türlü yemeği yapılır. Boranide bunlardan biridir. Patates haşlanır, kabukları soyulur ve bir tepsiye doğranır. Üzerine bol sarımsaklı yoğurt ve kızdırılmış tereyağı dökülür, sıcak olarak yenir.

Yumurta Pilavı :
Yumurta pilavının hamuru hazırlanırken içine yumurta katılır. hamur yoğrulduktan sonra erişte gibi kesilir, makarna gibi haşlanır ve üzerine tereyağı dökülerek yenilir.

Kadayıf Dolması :
Kadayıfın içerisine dövülmüş ceviz içi konularak dolma gibi sarılır.Sonra yumurtaya batırılarak yağda kızartılır. Kızartılan kadayıf dolması önceden hazırlanmış şerbete atılır daha sonra şerbetten çıkarılarak yenir

KAYNAK:http://www.erzurum.gov.tr/

 

Köprüler ve Bedestenler

8.jpgERZURUMKöprüler ve Bedestenler

Ç
obandede Köprüsü
Erzurum-Kars karayolunun 58. km’sinde, tarihi İpek Yolu güzergahında buluna köprü, İlhanlı Hükümdarı Gazan Han’ın (1295-1304) Veziri Salduzlu Emir Çoban Noyin tarafından 1298 yılında yaptırılmıştır. Köprünün yapı formu ve baş kısmındaki bezemeler Selçuklu ve İlhanlı mimari üslubunu yansıtır. Karga Pazarı ve Aras nehirlerinin birleştiği yerde bulunan köprü 128 metre uzunluğunda 8,5 metre genişliğindedir. Köprünün en büyük kemer açıklığı 13 metre, en yüksek noktası da 30 metredir. Yedi yuvarlak kemerli gözden oluşan köprünün ilk gözü son yıllarda yapılan onarım sırasında kapatılmıştır.. Köprünün kemerleri siyah, kırmızı ve gri renkli kesme taşlardan yapılmıştır. Köprü ayaklarının altına ardıç ağaçları döşenmiştir. Böylece köprünün batması engellenmiştir.
Derviş Ağa Köprüsü
Erzurum – İspir yolunun 54. kilometresinde, Serçeme Deresi üzerinde inşa edilmiştir.
Kız Köprüsü
Erzurum – İspir yolunun 55. kilometresinde, DEerviş Ağa Köprüsünün 1 km kadar kuzeybatısında, Serçeme’ye katılan dere üzerinde bulunmaktadır.
Kireçli Köprü
Tortum – Uzundere yolunun 24. km’sinde Pehlivanlı beldesi girişinde ve Tortum Çayı üzerinde bulunan köprünün, ilk yapımı prehistorik devirlere uzanmakta olup, 13. yüzyılda Selçuklular tarafından yenilendiği ve son şeklini Osmanlı döneminde aldığı tahmin edilmektedir.
Tivnik Köprüsü
Şehrin 5 km kadar kuzeybatısında Karasu’nun kolu olan çay üzerinde kurulmuştur. 4. Murad’ın Revan Seferi (1630-1635) sırasında iki yana dizdirdiği askerleriyle bu köprüden geçtiği bilinmektedir.
Karaz Köprüsü
Karaz’ın 5 km kadar doğusunda, Erzurum çevre yolunun hemen sağında bulunmaktadır. Doğu-batı doğrultusunda uzanan köprü, 135 m uzunlukta, 6,25 m genişliktedir. Osmanlı üslubunda yaptırılmış sekiz açıklıklı, ortası iki yana hafif meyilli bir köprüdür.
Nebi Hanları Köprüsü
Eski Erzurum-Pasinler yolunun 8. km’sinde Deveboynu denilen yerdeki vadi içerisinde bulunmaktadır. 18. yüzyılda Erzurum Valisi İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılan köprü 43 m boyunda ve 6 m genişliktedir.
Ağaver (Demirgeçit) Köyü Köprüsü
Aziziye-Kandilli arasında, Aziziye’nin 5 km batısında, Ağaver köyünde bulunmaktadır. Karasu üzerine inşa edilen köprü, Nemlizadelerden Hacı Ahmed ve Hacı Mahmud adlı kardeşler tarafından 1904 yılında yaptırılmıştır.Rüstempaşa Bedesteni: Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamı Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı bina halen çarşı olarak kullanılmaktadır. Çarşıda daha ziyade oltu taşı satıcıları faaliyet göstermektedir.

HANLAR:

Rüstem Paşa Pervansarayı
Taşhan adıyla da anılan Rüstem Paşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı Rüstem Paşa tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır. Kervansaray günümüzde Oltu taşı esnafının imalat ve satış yeri olarak hizmet vermektedir. Oltu taşından yapılmış başta tespih, yüzük, gerdanlık olmak üzere onlarca hediyelik eşyanın satışı buradan yapılmaktadır.

Gümrük Hanı
Kongre Meydanının doğusunda Gümrük Camisi ve Gümrük Hamamı ile birlikte, Hacı Derviş Ağa tarafından 1718 yılında yaptırılmıştır. Mimari açıdan yöreye özgü, düzgün, kesme taştan inşa edilmiştir.

Hacılar Hanı
Taşmağazalar’ın alt kesiminde, Habib Baba Türbesi’nin batısında yer almaktadır. Hanın ortasında dikdörtgen planlı avlu etrafında tek katlı, yer yer iki katlı düzenlemeleri bulunmaktadır.

Komesli’nin Hanı
Ali Paşa Mahallesi’nde Ali Paşa Camisi’nin kuzeyinde bulunmaktadır. 19. yüzyılın sonlarında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Cennetzade Hanı
Şehir merkezinde yer alan han, 18. yüzyıldan kalmışsa da çok değişikliğe uğramıştır. Son yıllarda bir yangın geçiren hanın planı, ortada dörtgen bir avlu ve avlu etrafında dizilmiş odalardan oluşmaktadır. Orta avluda 8 adet ahşap sütun tavanı ayakta tutmaktadır. Günümüzde iş hanı olarak kullanılmaktadır.

Kanburoğlu Hanı
Şehir merkezinde, Taş Mağaralar’ın aşağı kısmında yer alan hanın 19. yüzyıldan kalma olduğu sanılmaktadır. Han, uzun dikdörtgen bir avlunun iki yanına dizilmiş 21 dükkandan oluşan kesme ve moloz taşlardan yapılmış bir mimariye sahiptir.

Karasu Hanı
Aşkale’nin 32 km. batısında yer alan Osmanlı hanlarındandır. 17. yüzyıl başlarında derbent hanı olarak inşa edilmiştir. Han, sadece kapalı hol bölümünden oluşmakta bu yönüyle dikkat çekmektedir.

HAMAMLAR:
Erzurum , iklim ve tarihi özellikleri nedeniyle, hamam konusunda zengin bir çeşitlilik sunar. Erzurum’da, özellikle Osmanlı Devleti döneminde çok sayıda hamam inşa edilmiştir. Bu hamamlar günümüzde de geleneksel Türk hamam kültürünü yaşatmaya devam etmektedir.

Çifte Göbek Hamamı
Erzurum hamamları içerisinde farklı plan tipiyle dikkat çeken bu hamam, Teğen Ağa Mahallesi’nde bulunmaktadır. İki ayrı sıcaklık kubbesine sahip olması nedeniyle bu hamama Çifte Göbek Hamamı denilmektedir. 

Lalapaşa Hamamı
Lalapaşa Camisi’nin birimlerinden olan hamam, inşa edildiği dönemde İç Kale çevresindeki yoğun yapılaşma nedeniyle ve sur dışının canlandırılması amacıyla, Tebriz Kapı’nın doğusunda inşa edilmiştir. Osmanlı külliyesinin bir parçası olarak 1562 yılında yaptırılmıştır.

Fuadiye Hamamı
Gürcü Kapısı’na inen Menderes Caddesinde bulunmaktadır. 17.veya 18. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen hamam, klasik Osmanlı hamam düzeninde inşa edilmiştir.

Murat Paşa Hamamı
Erzincan Kapı semtinde, Murat Paşa Camisi’nin güneyinde, tek fonksyonlu olarak hizmet veren hamam, Kuyucu Murat Paşa tarafından 1572 yılında yaptırılmıştır.

Kırkçeşme Hamamı
İç Kale’nin kuzey yamacında, Ayas Paşa Camisi yakınındadır. Hamam 16. yüzyıl sonu yada 17. yüzyıl başında yaptırıldığı sanılmaktadır. Rüstem Paşa’nın hayır eserlerinden olan bu hamam, İstanbul’da bile benzerine az rastlanan bir tarih yadigarıdır.

Küçük Hamam
Ali Paşa Mahallesi’nde, eski hasırcılar çarşısında bulunan tek fonksyonlu bir hamamdır. 16. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmıştır. Tek bir kubbenin altında göbek taşı, tek bir halvet ve 9 kurnası vardır.

Boyahane Hamamı
Osmanlı döneminden kalan en eski ikinci hamamdır. Hacı Emin Paşa tarafından 1566-1567 yılında yaptırılmıştır. Mimari açıdan önemli bir yapıdır. Hamamın bir bölümü sonradan Boyahane  Camisi adıyla cami̇ye dönüştürülmüştür.

Gümrük Hamamı
Kongre Meydanı’ndan Mahellebaşı’na giden cadde üzerinde, Gümrük Camisi’nin güneybatısında yer almaktadır. Hacı İbrahim tarafından 1718 yılında cami, han ve hamamdan oluşan külliyenin bir parçası olarak inşa edilmiştir.

Saray Hamamı
Emir Şeyh Mahallesi’nde, Şeyh Abbas Türbesi’nin güneyinde bulunan hamam 1707 yılında Derviş Ağa tarafından yaptırılmıştır.

ÇARŞILAR:

Taşmağazalar Çarşısı
Şehirde Kuyumcular ve çeyizlik eşyaların satıldığı mağazaların bulunduğu tarihi çarşıdır.

Nazik Çarşı
Erzurum’da kuru gıda ürünlerinin toptan ve parekende olarak satıldığı tarihi çarşıdır. Develer, Gümrük ve Kamburoğlu gibi hanların yanında bulunması bakımından da burasının tarihte çok önemli bir çarşı olduğu anlaşılmaktadır.

Bakırcılar Çarşısı
Ayaspaşa Cami ile Taş Mağazalar ve Gürcükapı Mahallesi arasında kalan bölge, bakırcıların yoğun olarak faaliyet gösterdiği tarihi Bakırcılar Çarşısıdır.

Kavaflar Çarşısı
Gürcü Kapı’da yer alan bu tarihi çarşıda ayakkabının yanısıra; semaver, soba, mangal gibi ürünlerin imalat ve satışı yapılmaktadır.

Saraçlar Çarşısı
Tarihi çarşı, Gürcükapı Mahallesinde Taş Mağazalar ve Kavaflar Çarşısı arasında yer almaktadır. Çarşı i̇çeri̇si̇nde günümüzde sadece i̇ki̇ saraç faali̇yet göstermektedi̇r.

Kaynak: Anadolu’nun Önsözü (Yayınevi: Tablet İletişim)

Kuleler ve Kaleler
ERZURUM

Yüzyıllar boyu fetihlere, kuşatmalara, saldırılara karşı korunmak amacıyla yapılan kaleler; çok sayıda medeniyete sahne olan Erzurum ili ve ilçeleri için de son derece önemlidir.
Kuleler ve Kaleler
Saat Kulesi: İç kale mescidine minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Erzurum’un çok eski ve asil Türk yapılarından biridir. 12. Yüzyıl ortalarında Saltuklulardan “Şemsü’l-Müluk ve’l-ümem” ünvanlı, “İnanç yabgu Alp Tugrul Beg Ebü’l Muzaffer Gazi bin Ebü’l Kasım” tarafından yaptırılmıştır. Tepsi Minare ve Kesik Kule, Minare Kule diye de adlandırılmaktadır. Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi’nin surlarındaki Saat Kulesi her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir.
Erzurum Kalesi
Erzurum Kalesi, birisi şehrin güvenliğini sağlayan muhafız askerlerinin bulunduğu iç kale, diğeri de halkın ikamet ettiği cadde, sokak ve mahalleleri içine alan dış kaleden meydana gelmektedir. İki katlı ve üç sıra halinde uzanan dış kalenin duvarları üzerinde 110, yapımında kalker taşı kullanılan iç kalenin sur duvarları üzerinde ise 8 burç bulunmaktadır. İç kale, bulunduğu tepenin üzerinde, yaklaşık 50x130m boyutlarında, dikdörtgen bir alana oturtulmuş, kuvvetli sur ve burçlarla takviye edilmiştir.
Pasinler Kalesi (Hasankale)
Kale, İlhanlı Emiri Hacı Toğay’ın oğlu Hasan Bey tarafından 1339 yılında yaptırılmıştır. Bir yanı dağa dayalı Kale, ovaya hakim konumuyla stratejik bir öneme sahiptir. Yaklaşık 125 metre uzunluğunda, ortası 20 metre genişliğinde olan iç kale, kuzeye doğru daralan üçgen bir formata sahiptir.
İspir Kalesi
İspir ilçesinde, Çoruh Nehri’nin batı ve güney sınırlarını çizdiği dik kayalık üzerine kurulmuştur. İlk kuruluşu Urartulara kadar uzanmaktadır. Günümüze ulaşan kalenin 12.-13. yüzyıllarda İlhanlılar döneminde yapıldığı düşünülmektedir. İç kalesinde Saltuklulardan kalan bir mescit ile 6. – 7. yüzyıllara tarihlenen bir kilise bulunmaktadır. Kale mescidinin minaresi, aynı zamanda kalenin gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.
Oltu Kalesi
Oltu ilçe merkezinde, Oltu Çayı kıyısındaki tepe üzerinde bulunan kale M.Ö 4. yüzyılda Urartular tarafından yaptırılmıştır. Oltu’nun mahallelerini çevreleyen dış kale surları günümüze ulaşamazken, doğal kayalıklar üzerinde yer alan iç kale, sağlamlığı ve bütün ihtişamıyla dikkat çekmektedir. “Ehmedek” de denilen iç kale üzerinde, sarnıçlar, bir türbe, bir şapel ile kale muhafızlarına ait mekanlar bulunmaktadır.Kaynak: Anadolu’nun Önsözü (Yayınevi: Tablet İletişim)

Müzeler ve Örenyerleri

ERZURUM Arkeoloji Müzesiİlk olarak 1942 yılında Çifte Minareli Medrese’de faaliyete geçmiş, 1967’de yeni binasına taşınmıştır.

Bölgede yapılan kazılarda ele geçen buluntular müzedeki beş salonda sergilenmektedir. Karaz, Pulur, Güzelova, Sos Höyük vb. höyüklerdeki buluntular koleksiyonunun önemli parçalarıdır. M.Ö. 4. binden Selçuklu dönemine kadar olan süreyi kapsayan heykelcikler, kutsal ocaklar, ok uçları, pişmiş topak kaplar, taş eserlerin yanı sıra Urartu ve Roma dönemi eserleri de bu salonlarda sergilenmektedir.

Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi (Yakutiye Medresesi)

Medrese taç kapısında bulunan kitabeye göre, İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcayto zamanında Gazanhan ve Bulgan Hatun adına, Cemaleddin Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmıştır.

Selçuklu dönemi geleneksel mimari tarzı, Yakutiye Medresesi’nde de sürdürülerek anıtsal bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Yapı, dört eyvanlı kapalı avlulu medreseler grubundadır. Eyvanlar arasında hücreler yer almaktadır. Batı eyvanı değişik bir tarzda ele alınarak iki katlı inşa edilmiştir. Güney eyvanın bitiminde kümbet yer almaktadır. Kümbette mezar bulunmamaktadır. Medresenin dışa taşkın taç kapısı ve iki köşesindeki minareleriyle kurulan denge, yapının bütününde de cepheye karşılık kümbet yerleştirilerek sağlanmıştır.

1984 yılından 1994 yılına kadar onarımı süren medrese, 29 Ekim 1994 tarihinde Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Müzede bölge kültürü ve sanatı ile ilgili etnografik nitelikli eserler sergilenmektedir.

Atatürk Evi Müzesi

Çaykara Sokak’ta bulunmaktadır. 19. yüzyılın sonunda konak olarak yaptırılmıştır. 1915-1916 yıllarında Alman Konsolosluğu olarak kullanılan yapı, 12 Mart 1918 tarihinde Erzurum’un kurtuluşunu müteakip, Erzurum Valiliği’ne ikametgah olarak verilmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasından sonra kongre için gelmiş olduğu Erzurum’daki bu konağa 9 Temmuz 1919 tarihinde Hüseyin Rauf Bey ve arkadaşları ile yerleşmeleri, 29 Ağustos 1919 tarihine kadar 52 gün Erzurum Kongresi çalışmalarını sürdürmeleri ile konak, tarihsel bir önem kazanmıştır. Bodrum kat üzerine zemin ve birinci kat ile çatı katından ibaret olan bina onarılarak 3.10.1984 tarihinde Atatürk Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

23 Temmuz Kongre Salonu

Kendi adını verdiği Kongre Meydanı’nda bulunan bina 19. yüzyıl sonlarında yapılmıştır. 23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi, bu binanın birinci katındaki bir salonda yapılmıştır. 1925 yılında geçirdiği yangında binanın tüm ahşap bölümleri yanmış, yangından sonra onarılan bina Yapı Sanat Mektebi olarak hizmete açılmıştır. Günümüzde Kongre Müzesi ve Resim Heykel Müzesi ve Galerisi Müdürlüğü olarak hizmet vermektedir. Binanın ikinci katında bulunan bir salon ve salona açılan iki oda Kongre Müzesi olarak düzenlenmiştir.

Bu salonda kongre üyelerinin fotoğrafları, biyografileri, o dönemden kalma sıralar ve benzeri kongre belgeleri sergilenmektedir. Bodrum ve 2 kattan oluşan binanın birinci katında Erzurum Kongresi’nin temsili salonu bulunmaktadır. Salondan girince tam karşıda Atatürk heykeli, dört sıra halinde oturma grupları, duvarlarda kongreye hangi illerden delegelerin katıldığını gösteren harita bulunmaktadır. Salonun karşılıklı her iki yanındaki küçük odalar zamanın mobilyaları ile donatılmıştır.
Kaynak: Anadolu’nun Önsözü (Yayınevi: Tablet İletişim)

TABYA
Tabya Arapça Ta`biye sözcüğünden türemiş ve stratejik öneme sahip bir yeri korumak maksadıyla askerîn geçici olarak barınması ve savaşması için yapılmış yer veya bina anlamlarına gelmektedir.
Tabya; Stratejik önem arz eden bir bölgenin, yerin, yolun veya şehrin güvenliğini ve savunmasını sağlamak üzere genellikle bölgenin hakim bir tepesine veya dağ yamacına yapılmış askeri tesislerdir.
Amacı; düşmanı, ileri savunma hattı oluşturarak engellemektir. Şehirlerin ileri karakolu vazifesindedir.
Tabyalar yapı itibariyle mimari kaygılardan bağımsız olarak sadece sağlamlık ve güvenlik esas alınarak inşa edilmişlerdir. Ana binası ve ulaşım yolları genellikle toprak setlerle koruma altına alınmıştır. Yapıldıkları yerin durumuna göre planlandıklarından dolayı birbirlerine benzememekle birlikte genel olarak şekillerine istinaden yıldız tabya, toprak tabya, hilal tabya, yay tabya şeklinde sınıflandırılmışlardır.
Tabyaların tarihi incelendiğinde 11.yy dan sonra kullanıldığını görmekteyiz.Osmanlı Devletinde ise özellikle 19.yy da başta Ruslarla olan yoğun mücadelelerde ateşli silahlar ve topların yoğun olarak kullanılmaları neticesinde geleneksel kale savunma tekniklerinin yetersiz kalması üzerine şehir ve bölgelerin savunmasını uzaktan yapabilmek üzere doğuda Erzurum,Kars batıda Gelibolu ve Edirne civarına çok sayıda tabya yapıldığını görmekteyiz.
Tabyalar 1. Ve 2. Dünya savaşlarından sonra önemini kaybetmişlerdir.

Erzurum Tabyaları

Erzurum kuzeyde Dumlu dağı, kuzeydoğuda Kargapazarı dağları ve güneyde Palandöken dağlarıyla çevrili, kuzeydoğu ve güneybatı arası uzaklığı 47 kilometre olan Erzurum ovasına hakim bir konumda kurulmuştur. Erzurum’un doğusunda bulunan Deveboynu Geçidi, kuzeyinde bulunan Gürcübogazı, güneyinde bulunan Palandöken geçidini gelebilecek Rus ve Iran saldırılarına karşı koruyabilmek için 21 tabya inşa edilmiştir. Bunların 7 adedi 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan önce yapılmış, diğerleri ise daha sonra inşa edilmiştir.
1. AZİZİYE TABYASI
Erzurum-Kars karayolunun geçtiği Hamamderesini kontrol altında tutmak için 1867-1872 yıllan arasında Sultan Abdülaziz tarafından Karskapı’nın kuzeyinde bulunan Topdağı’nın güney ucunda, 2068 metre yükseklikte konumlandırılan 1 Numaralı Aziziye Tabyası’nın günümüze ancak çok az bir kısmı sağlam olarak ulaşabilmiştir. Güneyden kuzeye yan yana üç tane olan Aziziye Tabyaları “C” şeklinde bir planla konumlandırılmışlardır.
1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı’nda (93 Harbi) kahramanca çarpışmalara sahne olmuştur. Deveboynu’nda düşmana yenilen Osmanlı Kuvvetleri geri çekilmeye başlayınca Rus Ordusu, Erzurum’u kuşatma hazırlıklarına başladı. Şehrin çarpışmasız teslim edilmesi önerisi kabul edilmeyen Ruslar, Topdağı tarafından Aziziye Tabyaları’na doğru yoğun topçu atışıyla saldırıya geçti. Saldırı neticesinde 2 ve 3 numaralı Aziziye tabyaları Rusların eline geçti.1 Nolu Aziziye Tabyası Komutanı Yarbay Bahri Bey’in üstün cesareti ve askeri bilgisi sayesinde Ruslara teslim olmaz. Rusların tabyaları işgal ettiğini öğrenen,Nene Hatun’un da arasında bulunduğu Erzurum Halkı Osmanlı askerlerinin yardımına koştu ve Göğüs göğüse kanlı çarpışmalardan sonra Rus Ordusu bozularak tabyalardan geri çekilmek zorunda kaldı.
2. AZİZİYE TABYASI
1 Numaralı Aziziye Tabyası’nın 200 m kadar kuzeyinde bulunmaktadır. Tabya, bugün yarımay şeklindeki bir toprak yığınıyla bu hilalin iki ucunda bulunan taş duvarlardan meydana gelmektedir. 2 Nolu Aziziye Tabyası, Aziziye 1 ve Aziziye 3 Tabyası ile birlikte 8 Kasım 1877 gecesinde yapılan Rus baskınında saldırıya uğramıştır. 2 nolu Aziziye tabyası Ruslar tarafından işgal edilen ilk tabya olduğu gibi kurtarılan ilk tabyada burası olmuştur.
3. AZİZİYE TABYASI
2 Nolu Aziziye Tabyasının 200 metre kuzeyinde Mecidiye tabyasının 300 metre güneyinde konumlandırılan tabya yakın zamana kadar Askeri birlikler tarafından kullanıldığı için tahrip olmadan günümüze kadar ulaşmıştır. Tabya 8 Kasım 1877 tarihindeki Rus Baskınında kısa bir süreliğine düşman eline geçmiş, Erzurum halkının ve Mecidiye Tabyası’ndaki Osmanlı birliklerinin müdahalesi neticesinde kısa süre içerisinde kurtarılmıştır.
MECİDİYE TABYASI
Topdağı’nın kuzey ucunda 2042 metre yükseklikte konumlandırılan tabya doğudaki Yanık dere ve kuzeydeki Gürcü boğazından gelebilecek saldırılara karşı durmak amacıyla Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır.
Mecidiye Tabyası geniş bir avluya bakan yay şeklinde bir plan üzerine kurulmuş yan yana koğuş odalarından meydana gelmektedir. Kuzey-güney istikametinde uzanan yayın orta kısmının uzunluğu 63,85 metre, yan kısımlar ise 20,20 metredir.Tabyanın batısında geniş bir avlu bulunmaktadır.
Mecidiye Tabyası iyi cins küfeki taşından yapılmış olup ön ve arka cepheye bakan duvarlar taşıyıcı özelliğe sahip olmadığı için biraz ince tutulmuş (1,10), bu duvarlar arasında dikey olarak uzanan ve koğuş odalarını meydana getiren duvarlar daha kalın (1,60) inşa edilmiştir. Tabya dıştan düz toprak damla kapatılmıştır.
Mecidiye Tabyası 21 tabya içerisinde en eski tabya olması nedeniyle sonrasında yapılan tabyalarda bulunan pusu ve topçu odaları, karargâh odası gibi yenilikler bulunmaz.
BÜYÜK PALANDÖKEN TABYASI
Tabya, II. Abdülhamit döneminde 1884-1896 yılları arasında, Şahap Paşa tarafından çizilen projeye göre 2850 m. yükseklikte Pasinler Ovasının güneybatı köşesinden başlayan ve batıya doğru devam eden Palandöken Dağlarının arkasında kalan vadiyi kontrol altında tutmak için yapılmıştır. Erzurum’un en büyük tabyası olan Büyük Palandöken Tabyası, karargâh, avlunun üç yanında sıralanan koğuş odaları, pusu odaları ve topçu odalarından oluşmaktadır. Odalara birbiri içerisinden geçiş verilmiş olup içlerinde havalandırma delikleri vardır. Topçu odalarının ikisi koğuş kısmının kenarlarında, üçü dehlizlerin üzerindedir. Koğuş odaları ile topçu odaları arasında merdivenle içten bağlantı, avludan tabyanın damına çıkan merdivenlerle dıştan bağlantı kurulmuştur. Kapı ve pencere kemerlerinde düzgün kesme taş, duvarlarında moloz taş kullanılmıştır.
KÜÇÜK PALANDÖKEN TABYASI 
Palandöken Dağının güneyindeki vadiyi ve buradan başlayarak Erzurum’a ulaşan Palandöken Geçidini kontrol altında tutmak için II. Abdülhamit döneminde 1884-1896 yılları arasında, Şahap Paşa tarafından çizilen projeye göre 2850 m. yükseklikte yapılmıştır. Küçük Palandöken Tabyası, karargâh, koğuş ve topçu odaları ile girişte solda mahiyeti bilinemeyen ve içerisine harap olduğu için girilemeyen yapıdan oluşmaktadır. Tabyanın tüm örtü sistemi beşik tonozdur. 27 odadan oluşan koğuş bölümünde avluya açılan dört kapı bulunmaktadır. Topçu odalarına avlu girişinin iki yanında bulunan rampa ile çıkılmaktadır.
BÜYÜK KİREMİTLİK TABYASI
Atatürk Üniversitesi Kampüsü ile Yenişehir semti arasında kalan, kayak atlama kulelerinin yapıldığı Kiremitlik adı verilen tepe üzerinde bulunmaktadır. Tabya, güneydeki Palandöken geçidinden gelecek tehlikeye karşı,1867-1872 yılları arasında Sultan Abdülaziz döneminde yapılmıştır. Doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı tabya, iki bölümden oluşmaktadır. Karargah olarak kullanılan doğu bölümüne yuvarlak kemerli bir kapı ile girilir. Bu bölüm iki katlı olarak düzenlenmiş, kuzey cephesinde ikişer yuvarlak kemerli pencereye yer verilmiştir. Doğu bölümüne bir kapı ile bağlanan batı bölümü birbirine bağlantılı on üç odadan oluşmaktadır. Tabya içten beşik tonoz dışarıdan düz damla örtülmüştür. Tabyanın kapı ve pencere kemerlerinde düzgün kesme taş, duvarlarda moloz taş kullanılmıştır.
KÜÇÜK KİREMİTLİK TABYASI
Büyük Kiremitlik Tabyanın doğusunda bulunan tepede yer almaktadır. Tabya 1884-1896 yılları arasında Büyük Kiremitlik Tabyasına destek olması amacıyla yapılmıştır. Kışlası olmayan tabya, 40 m. aralıklı dikdörtgen planlı beşik tonoz örtülü, yan yana iki odadan ibarettir. Tabyanın dört tarafına top mevzileri yerleştirilmiştir. Odaların yuvarlak kemerli bir kapısı ve mazgal penceresi bulunmaktadır.
Ahali Tabya
Erzurum’un Kars yolu çıkışında, Asri Mezarlığın yanındaki askeri birliğin içindedir. 3000 Erzurumlu gönüllünün ücretsiz olarak çalışıp yaptığı için tabyaya Ahali Tabyası adı verilmiştir. 1872 yılında Fazıl Ahmet Paşa başkanlığında kurulan komisyonun hazırladığı proje üzerine yaptırılmıştır. Tabya yarım ay şeklinde toprak istihkâm ile onun güney tarafında bulunan dikdörtgen planlı beşik tonoz örtülü bir odadan oluşmaktadır. Küçük bir koğuş olarak değerlendirilen tabyaya yuvarlak kemerli kapıdan girilmektedir.
GEZ TABYA
Toparlak köyünün batı kısmında, Gez yaylasında bulunan bir tepe üzerinde konumlandırılmıştır. 1884-1896 yılları arasında II.Abdulhamit döneminde yapılmıştır. Pasinler ovasının güney batısından başlayan ve Palandöken dağının arkasını dolanan vadiyi kontrol altında tutmak için inşa edilmiştir. Sultan Abdülaziz ve II.Abdülhamit döneminde inşa edilen diğer tabyalarda olduğu gibi koğuş odaları, topçu odaları ve pusu odalarından oluşmaktadır. Tabya uzun süredir kullanılmadığı için oldukça harap durumdadır.
TOPARLAK TABYA
Toparlak Köyünün batı kısmındaki 2405 m yüksekliğinde bir tepenin üzerinde konumlandırılmıştır. Agzıaçık Tabyasına yaklaşık 1 km mesafededir. II. Abdülhamit döneminde 1884-1896 yılları arasında yapılmıştır. Pasinler Ovasını ve Deveboynu Geçidini kontrol altında tutmak için yapılmıştır. Döneminde inşa edilen diğer tabyalar gibi koğuş odaları, topçu odaları ve pusu odalarından oluşmaktadır. Koğuş odaları yakın mesafede konumlandırılmış olan Gez ve Ağzı açık tabyalarından görülmeyecek şekilde inşa edilmiştir.Topçu odaları koğuşların konumlandırıldığı alanın doğu ve batı kısımlarına yerleştirilmiştir.
AĞZIAÇIK TABYA
Erzurum-Kars karayolunun güney kısmında 2390 m. yükseklikte bir tepe üzerine konumlandırılmıştır. Hamam Deresi tarafından ve doğusunda bulunan İlave ve Uzunahmet tabyalarını aşıp gelebilecek düşmanı durdurmak için II. Abdülhamit döneminde 1884-1896 yılları arasında Şahap Paşanın hazırladığı projeye göre inşa ettirilmiştir.Giriş binası, asıl tabya, topçu odaları ve pusu odaları olmak üzere bölümlerden oluşan tabya etrafını çevreleyen hendek ve 5 adet pusu odası ile korunmaya çalışılmıştır.
SİVİŞLİ TABYA
Erzurum-Kars karayolunun üzerinde bulunan Nene Hatun Türk Rus Harbi şehitliği arkasındaki 2125 m. rakımlı tepe üzerine konumlandırılmıştır. II. Abdülhamit döneminde 1884-1896 yılları arasında Hamam Deresi tarafından gelecek tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır.
Karargah, koğuş, topçu odaları ve pusu odalarından oluşan ve Yay şeklinde inşa edilen tabya binası orta kısma yerleştirilen dehlizle iki kısma ayrılmış olup toplam on sekiz oda bulunmaktadır.
BÜYÜK HÖYÜK TABYA
Nebihanı Köyünün bir kilometre güneydoğusunda 2105 rakımlı tepe üzerine Pasinler ovasından başlayıp Palandöken Dağlarının arka kısmından geçerek Erzurum ovasına açılan vadiden gelebilecek tehlikelere karşı konumlandırılmıştır. Şahap Paşa tarafından hazırlanan projeye göre 1884-1896 yılları arasında hilal şeklinde bir plan üzerine birbirine bağlanmış dört farklı binadan oluşacak şekilde inşa edilmiştir. Binalardan sadece bir tanesi sağlam durmaktadır.
KÜÇÜK HÖYÜK TABYASI
Büyük Höyük Tabyasına 300 metre mesafede 1985 metre rakımlı tepe üzerine Pasinler ovasından başlayıp Palandöken Dağlarının arka kısmından geçerek Erzurum ovasına açılan vadiden gelebilecek tehlikelere karşı konumlandırılmıştır. Şahap Paşa tarafından hazırlanan projeye göre 1884-1896 yılları arasında Hilal şeklinde bir avlunun orta kısmına inşa edilmiş dikdörtgen şeklinde karargâh binası ile kuzey ve güney kısımlarda bulunan koğuş ve topçu odalarından oluşmaktadır.
UZUNAHMET TABYA
Uzunahmet Köyünün batı kesimde 2050 m. rakımlı tepe üzerine konumlandırılmıştır. İlave Tabyanın 1 km kadar güneyinde yer almaktadır. II. Abdülhamit döneminde 1884-1896 yılları arasında Deveboynu geçidini korumak amacıyla inşa edilmiştir. Koğuş odalarının üstüne yerleştirilen, beşik tonozla örtülen ve dıştan kalın bir toprak örtüsü ile kaplanarak gizlenen topçu odalarına avlunun ortasında bulunan iki rampa ile çıkılmaktadır.
İLAVE TABYA
Erzurum-Kars karayolunun güneyinde, Deve Boynu Dağlarında dik bir tepe üzerinde 2050 m rakımda konumlandırılmıştır. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşının büyük bir kısmı tabyanın bulunduğu coğrafya üzerinde gerçekleşmiş, II. Abdülhamit döneminde 1884-1896 yılları arasında bölgenin korunması amacıyla yapılmış ve Uzunahmet tabyaya yakınlığı sebebiyle İlave Tabya şeklinde adlandırılmıştır. Tabyanın etrafı mazgallı siper duvarlarla çevrilmiş olup çevresindeki toprak takviyelerle 180-72 m ölçülerindedir. Yapımında düzgün kesme taş malzeme kullanılan tabyanın alt kısımlarda bulunan koğuş ve depolara ve üst kısımda bulunan topçu odalarına merdivenlerle ulaşılmaktadır.
DOLANGEZ TABYA 
Erzurum-Kars karayolunun 15. Km sinden kuzey istikametine dönüldüğünde 2 km mesafe uzaktaki Büyük Tuy ve Küçük Tuy köylerinin batısındaki 2039 m rakımlı tepe üzerine konumlandırılmıştır. II.Abdülhamit döneminde Şahap Paşa tarafından hazırlanan projeye göre 1884-1896 yılları arasında Pasinler ovasından ve doğu kısımdan gelebilecek muhtemel saldırılara karşı yapılmıştır. Tabyada, koğuş odaları, topçu odaları ve pusu odalarından bulunmaktadır.
ÇOBANDEDE TABYASI
Erzurum Ovası ve Pasinler ovasını birbirinden ayıran güneyden kuzeye doğru uzanan, kendi adıyla bilinen 2453 rakımlı Çobandede tepesinde üzerinde konumlandırılmıştır. II.Abdülhamit döneminde Şahap Paşa tarafından hazırlanan projeye göre 1884-1896 yılları arasında yapılmıştır. Tabyada karargah binası, koğuş ve topçu odaları bulunmaktadır.1. Dünya savaşında kullanılan tabya günümüzde harap bir haldedir.
TAFTA( ŞAHAPPAŞA) TABYA
Artvin istikametinde Gürcüboğazı olarak adlandırılan bölgeden gelebilecek muhtemel tehlikelere karşı, Karagöbek Tafta’ya destek olmak için, Tafta ve Köşk köyleri arasındaki 1910 m rakımlı tepe üzerine konumlandırılmıştır. II.Abdülhamit döneminde 1884-1896 yılları arasında yapılmış olan tabyaların projelerini hazırlayan Şahap Paşa’ya atfen ismi Şahap Paşa Tabya/Şahap Paşa Kışlası olarak da anılır. Tabya dış kısımda yarım ay şeklinde konumlandırılmış topçu odalarından ve iç kısımdaki oval merkezi bölümden meydana gelecek şekilde kahverengi ve kızıl iri kesme taşlardan inşa edilmiştir.
KARAGÖBEK TABYA
Gürcü Boğazı da denilen Tortum ve Oltu yollarının geçtiği vadiden Erzurum’a gelebilecek bir tehlikeyi önlemek için Karagöbek Köyünün 1 km güneyindeki bir tepe üzerine konumlandırılmıştır. 1884- 1896 yılları arasında yaptırılan tabya, sarp bir tepe üzerinde 50×25 metrekarelik alan üzerine siyah bazalt taşlarla inşa edilmiştir. I. Dünya Savaşında Karagöbek ve Tafta (Şahap Paşa)Tabyaları ile korunmaya çalışılan Gürcü Boğaz’ından Erzurum’a girmek isteyen Rusların ilk hedefi Karagöbek Tabyası olduğundan, yapılan muhaberelerde tabya ağır hasar görmüştür.

Kaynak: (İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü –Kıvanç KARAPINAR

 

Türbeler ve Kümbetler

TÜRBELER:
Abdurrahman Gazi Hz. Türbesi
Erzurum’un 2,5 km güneydoğusunda Palandöken Dağı’nın eteğindedir. Sahabe olan Abdurrahman Gazi Hz., aynı zamanda Hz. Muhammed’in (s.a.v) sancaktarlığını yapmıştır. Bir tekke zaviye ile birlikte 16. yüzyıldan buyana ziyaret edilen türbe, 1796 yılında Erzurum Valisi Yusuf Ziya Paşa’nın eşi Ayşe Hanım tarafından yaptırılmış, yanına birde cami ilave edilmiştir.
Emir Şeyh Hz. Türbesi
Tebriz Kapı’da Emir Şeyh Camisi’nin yanında bulunmaktadır. Abbasiler döneminde yaşamış Emir Şeyh Hazretleri’ne ait bu türbe, Erzurum’un maruz kaldığı sayısız istilalarda varlığını korumayı başarmıştır.
Ebu İshak Kazeruni Hz. Türbesi
Büyük İslam düşünürlerinden Ebu İshak Hazretleri’ne ait türbenin nezaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Zatın asıl mezarı Kazerun’da bulunmakta, burasının bir makam olduğu belirtilmektedir.
Ali Baba Türbesi
Narmanlı Cami’nin 70-80m kadar güneyinde, üç yanı apartmanlarla çevrili bir alanda çok dikkat edildiğinde fark edilebilen bir mezar anıtıdır. 14. yüzyıl başlarından kaldığı tahmin edilmektedir.
Ane Hatun Türbesi
Murat Paşa Camisi’nin batısında hazirede bulunan, Erzurum’da baldaken düzenlemeli ikinci türbedir. Kitabesinde 1059 (1649) Marav Hanın kızı Ane Hatun için yaptırıldığı yazılıdır.
Mahmut Paşa Türbesi
Kars Kapı yakınlarında 23 Temmuz İlköğretim Okulu’nun batısında bulunmaktadır. Bayezid (Doğubayazıt) Sancak Beyi iken, 1767 yılında ölen ve türbeye gömülen Çıldıroğullarından Mahmut Paşa’ya ait olan türbede üç mezardan birisi Mahmut Paşa’ya diğerleri onun yakınlarına aittir.
Pir Ali Baba Hz. Türbesi
Pir Ali Baba Hazretleri’nin, Dutçu ve Tepeköy köylerinin sınırlarının birleştiği bir tepe (Pir Ali Tepesi) üzerinde bulunmaktadır. Erzurum’un manevi mimarlarından olan Pir Ali Baba 16. yüzyılda Erzurum’da “1001 Hatim” geleneğini başlatan zattır.
Habip Baba Türbesi
Taş Mağazalar’ın aşağısında, yanındaki Türbedar odası ile birlikte yaptırılmış dört duvar üzerine, üstü açık bir türbedir. Bu türbenin ilk olarak nezaman yapıldığı bilinmemektedir. Burada, Timurtaş Baba Veli Hazretleri’ne ait olan türbe, Erzurumda’ki askeri komutanlardan Müşir Kamil Paşa tarafından 1844 yılında tamir ettirilmiş, tamirden 4 sene sonra vefat eden Habip Baba da buraya defnedilmiştir. Halk arasında Timurtaş Baba ile Habip Baba özdeşleştirilmiş, zamanla Habip Baba Türbesi adı yerleşmiştir.
Derviş Ağa Hz. Türbesi
Derviş Ağa Camisi’nin avlusunda, diğer mezarlarla birlikte bir hazire oluşmuştur. Asıl adı Hacı Derviş İbrahim olan Derviş Ağa Hz. kendi adını taşıyan caminin yapımından 18 yıl sonra vefat etmiş (1736) ve aynı yıl yapılan bu türbeye defnedilmiştir. Derviş Ağa Hz.., kendi adını taşıyan camiden başka Gümrük Camisi ve çok sayıda çeşme ve köprü yaptırmıştır.
Alvarlı Efe Hazretleri
Hace Muhammed LÜTFİ (Alvarlı Efge Hazretleri) 1868 tarihinde Erzurum’un Hasankale’ye bağlı Kındığı Köyün’de doğdu.Pederleri Hace Hüseyin Efendi, valideleri Seyyide Hadice Hanımdır. 1894 yılında halifelik icazeti almıştır. 1.Cihan Harbine kadar Erzurum’un Dinarkom köyünde görev yapmış ve 1.Cihan Harbi’ne gönüllü olarak katılmak istemiştir. Ordu Komutanı, va’z u nasihat ve sohbetlerle halkı irşad etmesinin cephede savaşmaktan daha önemli olduğunu belirterek vazifesine dönmesini istemiştir. Bunun üzerine Yavi nahiyesin’de görevini sürdürmüş ve civar köylerden topladığı 70 kişilik müfreze ile Ermenilerin köylerde başlattığı katliama karşı direnişe geçerek büyük başarılar kazanmıştır. 1918’de kendisine teklif edilen Hasankale Müftüğünü kabul etmemiş, Alvar Köyü halkının ısrarlı davetleri üzerine köyde yirmi dört sene vazife yapmıştır. 90 senelik ömrünü insanlığa ve İslamiyete adayan Efe Hazretleri 12 Mart 1956 tarihinde ebedi aleme intikal etmiş ve naş-ı şerifi Alvar Köyünde Pederleri Hace Hüseyin Efendi Hazretleri yanında sırlanmıştır.
Alvarlı Efe Hazretleri Türbesi
1958 yılında mütevazi bir türbe ve 1968 yılında türbenin yanına küçük bir mescid ve çeşme inşa edilmiştir. Mevcut yapının özellikle uzaktan gelen kimselerin ihtiyaçlarına yeteri̇ kadar cevap verememesi ve yoğun talep üzerine 2008 yılında inşaasına başlanan efe hazretleri külliyesi 7 yıl süren çalışma neticesinde 2015 yılında tamamlanmıştır. Külliye Yaklaşık 30 bin metrekare alan içerisinde 400 kişilik cami, türbe, şadırvan ve klasik Türk sivil mimarisi uslûbunda inşa edilen tekke-mihmanhane bölümlerinden oluşmaktadır. Manzum bütün eserleri bir araya getirilerek Hulâsatü’l Hakayık ve Mektûbat-ı Hace Muhammed Lutfi adıyla yayınlanmıştır.

Alvarlı Efe Hazretleri TürbesiKÜMBETLER:
ÜçKümbetler

Anadolu’da bulunan anıt mezarların en güzel örnekleri arasında yer almaktadır. Üç Kümbetten en büyüğünün Emir Saltuk’a ait olduğu ve 12 yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılmaktadır. Diğer kümbetlerin kime ait oldukları bilinmezken bunlarında 14. yüzyılda inşa edildikleri tahmin edilmektedir.
Çifte Minareli Medrese İçindeki Kümbet
Medresenin güney tarafında, ana eyvanın arkasında, medreseye birleşik içten ve dıştan on ik gen gövdeli, külahla örtülü bir kümbettir.
Yakutiye Medresesi İçindeki Kümbet
Medresenin doğu duvarına birleşik olarak inşa edilmiştir. Yuvarlak tuğla gövdesi üzerinde üç pencere açılmış olup içten kubbe dıştan külah ile üzeri örtülüdür. Türbe içinde sanduka bulunmakla beraber türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir.
Karanlık Kümbet
Derviş Ağa Camisi’nin karşısında bulunan bu kümbet bir Moğol eseridir. Kitabeye göre 1309 yılında Sadrettin Türkbey tarafından yaptırılmıştır.
Rabia Hatun Kümbeti
Üç kümbetlerin 200 m kadar güneydoğusunda yer almaktadır. Rabia Hatun’a ait olduğu belirtilen kümbet 13. yüzyıla tarihlenmektedir. Kümbetin dıştan on ik gen, içten silindirik planı dikkat çeker.
Cimcime Hatun Kümbeti
Cumhuriyet Cadesi üzerinde, Ulu Cami yakınında yer almaktadır. 14. yüzyılda yaptırılan kümbet’in Firuze adlı bir kadına ait olduğu sanılmaktadır.
Gümüşlü Kümbet
Kars Kapı semtinde, askeri şehitlik sınırları içerisinde bulunmaktadır.Kitabesi bulunmayan kümbet’in 14. yüzyılda yaptırıldığı kabul edilmekte ve İlhanlı prenslerinden birine ait olduğu tahmin edilmektedir.
Mehdi Abbas Kümbeti
Tebriz Kapı semtinde, Emir Şeyh Camisi’nin güneyinde, Kümbet sokakta yer almaktadır. Kubbesi olmayan yapının 14.-15. yüzyıllardan kaldığı sanılmaktadır. Mumyalığı olmayan türbenin içinde üç sanduka bulunmaktadır.Kaynak: Anadolu’nun Önsözü Erzurum (Yayınevi: Tablet İletişim)

Camiler ve Kiliseler

ERZURUMCamiler ve KiliselerUlu Cami (Atabek Camii)

Şehir içinde Cumhuriyet Caddesi üzerindedir. Anadolu Selçuklu ulu camilerinin tüm özelliklerini yansıtır. Cami dikdörtgen planlıdır. Esas itibariyle güney duvarına dikey uzanan 7 neften oluşmaktadır. Geniş olan orta nef önünde kademeleri, silmeler ve kavallardan hafif sivri kemerler üzerine oturan bir ahşap kubbe bulunmaktadır. Üst üste yerleştirilmiş kalaslardan oluşan bu kubbeye halk tarafından “kırlangıç” denilir.

Kubbenin oturduğu “L” biçimli iki ayakla birlikte yapının çatısını, sivri kemerlerin birbirine bağladığı 28 ayak taşımaktadır. Orta nefte kubbenin önünde mukarnaslı iki ayna bulunmaktadır. Kubbenin küçük pencereleri ve bu tonozların ışıkları, orta nefi aydınlatmaktadır. Yapının diğer bölümleri beşik tonozla örtülmüştür. İç bölüm, cephelerdeki değişik sayıdaki pencerelerle yukarıdan aydınlatılmıştır. İç süsleme bakımından, mukarnaslı ikinci aynalı tonozla mihrap dikkati çekmektedir. Mihrap nişinin etrafını bir kısmı yok olmuş geometrik süslemeli kalın bir silme çevreler. Son onarımlarda kubbe dıştan çokgenli kesme taş tambur üzerine çinko ile örtülmüştür. Cami, Osmanlı döneminde 5 kez onarım görmüştür.

 

 

ERZURUM Ulu Camii Fotoğraf Murat ÖCAL 0259.png

ULU  CAMİİ

 

Lala Mustafa Paşa Camii

Erzurum’un merkezini oluşturan cami, Erzurum’daki ilk Osmanlı camisidir. Kitabesine göre 1562 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mimarbaşı Koca Sinan’ın eserlerinin listesini veren tezkirelere göre caminin mimarı Sinan’dır. Bir hamam, muvakkıthane, şadırvan, sübyan mektebi gibi ilavelerle cami zamanla bir külliyeye dönüşmüştür.

Mimar Sinan’ın İstanbul Şehzade Camii’ndeki gibi merkezi plan tipi ile inşa edilen cami, ortada dört payeye oturan merkezi kubbeyi dört yandan destekleyen yarım kubbeler, köşelerde de küçük kubbelerle derli toplu bir bütünlük gösterir. Caminin taç kapı çevresi 1870 yıllarında yenilenmiştir. Cami içerisinde çini alınlıklardan başka, halı, şamdan ve hat örnekleri bulunmaktadır.

 

LALAPAŞA CAMİİ

Murat Paşa Camii

Şehir merkezinde, bulunduğu mahalleye adını veren Murat Paşa Camii, yanındaki hamamla birlikte sur kapılarından Erzincan Kapısı civarındadır. Kitabesine göre 1573 tarihinde Sadrazam Kuyucu Murat Paşa tarafından yaptırılmıştır. Lala Paşa Camii’nden sonra Erzurum’daki ikinci Osmanlı camisidir. Yapı plan ve mimarı bakımından, şehrin kendisinden sonra inşa edilen tek kubbeli camilerine bir model oluşturmuştur. Caminin minaresi, doğusundaki Ahmediye Medresesi’nin minaresi ile ortaktır. Minare yakın zamanlarda onarılmıştır.

Gürcü Kapısı (Ali Ağa) Camii

Şehir merkezinde Gürcü Kapısı mevkiinde yer alır. Erzurum’da yeniçeri ocak ağalarından Kürkçü Ali Ağa tarafından 1608 yılında yaptırılmıştır. 1859 tarihinde önemli bir onarım geçiren cami, üç kubbeli son cemaat yeri ve tek kubbeyle örtülü ibadet mekânından oluşmaktadır. Cami plan, mimari ve süsleme özellikleriyle, diğer tek kubbeli Erzurum camilerinin tipik bir örneği konumundadır.

Caferiye Camii

Şehir merkezinde iç kale civarında Tebriz Kapı semtinde yer alır. Kitabesine göre 1645 yılında Ebubekir oğlu Hacı Cafer tarafından yaptırılan cami koyu kahve renkli kesme kamber taşı ve moloz taşlardan inşa edilmiştir. Kubbeyle örtülü caminin önünde dört sütuna oturan eğimli çatı ile örtülü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Kuzeybatı köşede yer alan kısa gövdeli minare, Erzurum minareleri ile uygunluk içerisindedir. Caminin güneydoğu ve kuzeybatı köşelerinde duvar içlerindeki merdivenlerle kürsü ve mahfile çıkılmaktadır. Bölgesel etkilerin ağır bastığı duvar içlerinden kürsüye götüren bu tür merdivenlere başta Lala Paşa olmak üzere Erzurum’daki bazı camilerden başka Oltu-Arslan Paşa Camii’nde de rastlanmaktadır.

Boyahane Camii

Şehir merkezinde, bulunduğu mahalleye adını vermiş olan cami, yanındaki Boyahane Hamamı’nın bir kısmının cami haline getirilmesiyle 1566 yılında yaptırılmıştır.

Narmanlı Camii

Şehir merkezinde, Tebriz Kapı semtinde, Çifte Minareli Medrese’nin doğusunda yer alır. Kitabesine göre 1738 yılında Narmanlı Hacı Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Önünde beş kubbeli son cemaat yeri bulunan Narmanlı Camii iç mekânı örten kubbesinin biraz daha büyük olması bakımından Erzurum’daki tek kubbeli camiler içerisinde en dikkat çekici olanıdır.

İbrahim Paşa Camii

Şehir merkezinde, Eski Hükümet Konağı’nın güneyinde yer alır. Kitabesine göre 1748 yılında Erzurum Valisi İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami önünde üç kubbeli son cemaat yeri ve arkada ana mekânı örten kubbesi ile Erzurum’daki diğer tek kubbeli camilerle benzerlik gösterir. Beden duvarları diğer camilerden biraz yüksekçe tutulmuş olup, yapı düzgün kesme taş ile inşa edilmiştir. Cami, Erzurum’daki bazı camilere de model olmuş, ölçülü ve dengeli özellikler yansıtır.

Şeyhler Camii

Yanındaki medrese, hamam ve çeşme ile birlikte bir külliye bünyesinde yaptırılan cami, şehir merkezinde kendi adını verdiği mahallede yer alır. Kitabesi bulunmayan caminin yerinde önceden 1720 yılında tahta minareli bir mescit olduğu, Hatip Mehmet Efendi adında bir kişinin bu mescidi yıktırarak 1767 tarihinde bu camiyi yaptırdığı bilinmektedir. Cami üç gözlü son cemaat yeri ve tek kubbe ile örtülü iç mekândan oluşur. Caminin minaresinde kaide üstünde 1771 yılında yaptırılmış bir güneş saati bulunmaktadır.

Gümrük (Hacı Derviş) Camii

Şehir merkezinde, Kongre Meydanı’ndan Mahallebaşı’na giden cadde üzerindedir. Cami kitabesine göre 1718 yılında Hacı Bektaş oğlu Derviş Hacı İbrahim tarafından yaptırılmıştır. Plan tertibi bakımından Gürcü Kapısı, Cennetzade, İbrahim Paşa camileriyle benzerlik gösterir. Tamamen kesme taşlardan inşa edilen caminin iç mekânı tek kubbe ile örtülü olup, önünde üç gözlü bir son cemaat yeri yer alır. Minaresi yakın zamanlarda yenilenmiştir.

Derviş Ağa Camii

Şehir merkezinde Ayas Paşa’dan, Mahallebaşı’na giden yolun sağında türbe ile birlikte görülen camidir. 1718 yılında Hacı Derviş Ağa tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. 1736 yılında caminin banisi ölünce cami önünde yaptırılan türbeye gömülmüştür. 1845 yılında bir onarım geçiren cami mimari yönünden Bakırcı ve İbrahim Paşa camileriyle benzerlik gösterir. Cami, tek kubbe ile örtülü ibadet alanı ve üç gözlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. Caminin inşasında kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır.

Pervizoğlu Camii

Şehir merkezinde, Caferzade Mahallesi’nde yer alır. Vakfiyesine göre 1716 yılında Pervizoğlu Hacı Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Yanında aynı adla anılan bir medrese ile birlikte küçük bir külliye içerisinde yer alan cami, tek kubbeli olup, üç gözlü son cemaat yerine sahiptir. Düzgün kesme taş ile inşa edilen yapı, oldukça küçük ölçülerde, son derece uyumlu oranlara sahiptir.

Cennetzade Cami

Şehir merkezinde Aşağı Yoncalık Mahallesi’nde, taş ambarların güneyinde bulunmaktadır. Vakıf kayıtlarına göre 1786 yılında, İsmail adlı bir kişi tarafından yaptırılmıştır. Dıştan piramidal bir çatı ile kaplanan kubbe ile örtülen caminin, üç gözlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Cami moloz taş ve kesme taş ile inşa edilmiş olup, sade bir görünüme sahiptir.

Kurşunlu (Fevziye-Şeyhülislam) Camii

Erzurum Kalesi’nin eteğinde, yanındaki aynı adla anılan medrese ile birlikte yaptırılmış tek kubbeli bir camidir. Kitabesine göre 1700 yılında, Şeyhülislam Feyzullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Düzgün kesme taş ile inşa edilen cami üç gözlü son cemaat yerine sahip olup, tek kubbe ile örtülüdür. Oldukça sade bir yapıdır. .

Ayas Paşa Camii

Şehir merkezinde, Ayas Paşa Mahallesi’nde yer alır. Dört duvar üzerine üç gözlü son cemaat yeri ve ibadet alanından meydana gelen cami 1545-1549 tarihleri arasında Erzurum’da Beylerbeyi olan Ayas Paşa tarafından yaptırılmıştır. Ahşap sütunlara oturan son cemaat yeri ve içten ahşap, dıştan toprak dam örtülü ibadet mekânından oluşan cami, bu yönüyle, diğer toprak damlı Erzurum camilerine de benzemektedir.

Gürcü Mehmet Paşa Camii

Şehir merkezinde, Sultan Melik Mahallesi’nde yer almaktadır. Saltukoğullarından Sultan Melik tarafından yaptırılan eski mescidin harap olması üzerine, 1648 tarihinde Gürcü Mehmet Paşa tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bugünkü cami moloz taş duvarlar üzerine toprak dam örtülüdür. Önünde altı ahşap sütuna oturan düz damlı bir son cemaat yeri vardır.

Kasım Paşa Camii

Şehir merkezinde yer alır. Kitabesinden 1667 yılında, Kasım Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Dört ahşap sütunun taşıdığı son cemaat yerine sahip cami düz toprak damlı camilerden olup, oldukça sade bir yapıdır.

Esat Paşa Camii

Şehir merkezinde iç kalenin güney-batısında yer alır. Kitabesine göre 1853 yılında Erzurum Valisi Esat Muhlis Paşa tarafından yaptırılmıştır. Şehre hâkim bir tepe üzerinde yer alan caminin son cemaat yeri ahşap direklere oturan eğimli bir çatı, ibadet alanı ise düz toprak dam ile örtülüdür. Cami yapıldığı dönemin ampir üslup özelliklerini yansıtır.

Kemhan Camii

Şehir merkezinde yer alan caminin, 1654 yılında Hacı Bünyad Efendi tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. 1811 yılında Kemhanzade Ahmet Ağa tarafından onartılan cami, düz damla örtülü olup, Erzurum camilerinin en eskilerinden biri olarak bilinir.

Köse Ömer Ağa Camii

Şehir merkezinde, adını verdiği mahallede yer almaktadır. Kitabesine göre 1771 yılında Ömer Ağa’nın babası tarafından yaptırılan eski cami genişletilerek yenilenmiştir. Cami, önünde yedi ahşap sütuna oturan düz toprak dam örtülü basit bir yapıdır.

Arslan Paşa Camii

Oltu ilçesinde, Oltu çayı kenarında yer alan cami, 1664 yılında, Çıldır Atabeklerinden Kars muhafızı Arslan Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami bir külliye bünyesinde planlanmış, ancak doğudaki medrese hücreleri dışında, külliyenin diğer elemanları yıkılmıştır. Kesme taştan inşa edilen cami üç gözlü bir son cemaat yeri ile tek kubbe ile örtülü bir ibadet alanından oluşmaktadır. Yer yer süsleme unsurlarıyla zenginleştirilen cami, plan ve mimarisiyle, Erzurum’daki Lala Mustafa Paşa, Gürcükapı camilerine benzemekte olup, Osmanlı sanatındaki tek kubbeli camilerin Doğu Anadolu’daki en güzel örneklerden biridir.

Kale Mescidi

Erzurum Kalesi’nde bulunan mescit, 12. yüzyılda Saltuklular zamanında yapılmıştır. Kıble duvarlarıyla iç surlara bitişen yapı, dikdörtgen bir plana sahiptir. Ortada iki payeye oturan örtü sisteminde, girişte çapraz tonozla aynı genişlikle mihrap önü kubbesi yer alır. Yan mekânlar beşik tonozludur. Derin mihrap, surların güneyindeki yarım yuvarlak burca oturtulmuştur. Erzurum’daki en eski Türk yapısı olarak kabul edilen Kale Mescidi mescit-türbe arası ilginç bir mimarı özelliğe sahiptir.

KİLİSELER:

Öşvank Kilisesi

Uzundere ilçesi Çamlıyamaç köyündedir. Renkli taş bezemeleri ve kabartma figürleri ile ünlüdür. Giriş alınlığında bulunan kitabeye göre Gürcü Bagratlı Hanedanlığı zamanında 3. Adernese’nin oğlu Magistras Bagrat tarafından 963-973 yılları arasında yaptırılmıştır. Kilisenin içerisinde hamam, yatakhane, vaftizhane, rahip evleri, mutfak ve kütüphane gibi bölümler bulunmaktadır.

Oltu Rus Kilisesi

Oltu ilçe merkezinde, yer almaktadır. Üzerinde kitabesi bulunmayan yapının, 1877-1878 Osmanlı-Ruz savaşı sonrasında, Ruslar tarafından 1885-1890 yılları arasında inşa edildiği bilinmektedir. Yapı 32x15m boyutlarındaki dikdörtgen ayaklar tarafından desteklenen, kiborion tarzındaki kubbenin iki yanında yer alan mekanlardan oluşmaktadır.

Haho Kilisesi (Taş Camii)

Tortum ilçesine bağlı Bağbaşı köyündedir. Meryem ana Kilisesi olarak da bilinen yapı, Bagratlı Kralı III.David tarafından 976-1001 yılları arasında yaptırılmıştır. 19. Yüzyılda camiye dönüştürülen yapı, Taş Cami ismini almıştır. Yapı Yunan haçı ile bazilika planının birleşmesi ile meydana gelmiştir. Yapı içerisindeki kabartmalarda arslan, boğa, kartal, grifon gibi figürlere geniş yer verilmiştir. Ayrıca iç mekanın duvarları ve özellikle apsis, İncil’den alınma sahneleri içeren ve Hz. İsa ile Meryem’i tasvir eden fresklerle bezenmiştir.
Kaynak: Anadolu’nun Önsözü (Yayınevi: Tablet İletişim)

Çifte Minareli Medrese (Hatuniye Medresesi)
Anadolu Selçuklu dönemi medreselerindendir. Avlulu, 2 katlı, 4 eyvanlı medrese tipinin anıtsal bir örneğidir. Bütünüyle 38×48 m2’lik bir alanı kaplar. Kuzey cephesine hâkim taçkapısı başlı başına bir sanat şaheseridir. Taç kapıdan avluya geçilir. İnce uzun avlunun etrafı sütunlarla çevrilidir. Öğrenci odaları avlunun etrafında yer alır. Güneydeki eyvana bitişik bir kümbet vardır. Kümbet kübik bir kaide üzerine poligonal bir gövde ve konik külahtan oluşmaktadır. Portal nişi oldukça derin ve üzeri mukarnaslarla örtülmüştür. Kapıyı değişik genişlikte palmet motifli beş silme çerçevelemiştir. Sağda ve solda iki gömme sütuncuk yer alır. Geniş silmelerden en dışta kalanında bir vazocuk içerisinden çıkan stilize bir hayat ağacının kapıyı kuşattığı görülür.Taç kapının sağında ve solunda iki taraflı olmak üzere dört tane kabartma ele alınmıştır. Kalın birer silmenin çevrelediği bu panolardan sağdakinde çift başlı kartal panosu bulunmaktadır. Çifte Minareli Medrese’de kullanılan geometrik süslemeler daha çok avludaki sütun gövdelerinde, eyvanların cephelerinde, öğrenci odalarının kapı silmelerinde görülür. Bitkisel bezeme ise, taç kapıda avlu sütunlarının birbirine bağlayan kemerlerin yüzlerinde ve kümbetin içinde karşımıza çıkar. Bugün kısmen tahrip olmuş 16 oluklu firuze rengi çini kakmalı tuğla minarelerin kürsüleri dikkati çeker. Uzun yıllar medresenin 1. Alaaddin Keykubat’ın kızı Huvand (Huand) Hatun zamanında yaptırıldığı ileri sürülmüştür. Bunun için yapının bir adı da Hatuniye Medresesi’dir. Medresenin 1285-1290 yılları arasında İlhanlılar zamanında yaptırıldığı düşünülmektedir.
Yakutiye Medresesi
 Cumhuriyet Caddesi üzerinde, Lala Paşa Camisi’nin yanında yer almaktadır. İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcayto döneminde Gazan Han ve Bolugan Hatun adına,Hoca Yakut Gazani tarafından tarafından 1310 yılında inşa edilmiştir. Anadoludaki kapalı avlulu medreselerin en büyüğü olan Yakutiye Medresesi, plan düzeni, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleri ile Erzurum’un en gösterişli yapılarından biridir. Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır.
Kurşunlu Medresesi
 Kurşunlu Camisi’nin yanında bulunan medrese, Şeyhülislam Feyzullah Efendi tarafından 1701 yılında yaptırılmıştır. Feyziye Medresesi olarak da anılan yapı, Kurşunlu Camisi ile birlikte külliye oluşturmaktadır.
Şeyhler Medresesi
 Şeyhler Camisinin batısında, kareye yakıt dikdörtgen alan üzerine, doğusundaki cami, çeşme ve kuzeyindeki hamamla birlikte 1760 yılında Erzurum Müftüsü Şeyh Mustafa Efendi tarafından yaptırılmıştır. Kitabesinde adı Darüssefa olarak geçmektedir.
Ahmediye Medresesi
 Erzincan Kapıda bulunmaktadır. İlhanlı Devleti zamanında Ahmet bin Ali bin Yusuf tarafından 1314 yılında yaptırılmıştır. 13 ve 14. yüzyıl dönemi kapalı avlulu medrese tipinin bir örneğidir.
Kadıoğlu Mektebi
 İspir ilçe merkezinde bulunmaktadır. Kadı şöhretiyle tanınmış Mehmet Efendi tarafından 1725-1726 yıllarında yaptırılmıştır.Kaynak: Anadolu’nun Önsözü (Yayınevi: Tablet İletişim)
Kış Turizmi
Palandöken Kayak Merkezi;
70 km uzunluğunda ve 25 km genişliğinde bir alanı kaplayan Palandöken Dağları, 1993 yılında Kış Turizm Merkezi ilan edilmiştir. Bu merkez içerisinde; Erzurum (Hınıs) Boğazı, Konaklı ve Gez Yaylasından oluşan 3 adet kayak merkezi bulunmaktadır. Erzurum Boğazı, aynı zamanda Palandöken Kayak Merkezi adıyla anılmaktadır. Palandöken Kayak Merkezinde slalom ve büyük slalom yarışmaları için Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) tarafından tescilli iki pist bulunmaktadır.
Erzurum’un güneyinde yer alan 3 bin 176 m yüksekliğindeki Palandöken, 5 ay boyunca kayak yapmaya elverişli yapısı, kar kalitesi ve uzun pistleri ile dünyanın en önemli kayak merkezlerinden biridir. 2011 yılında 25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları’na ev sahipliği yapan Erzurum, Türkiye ve dünya kış turizminin yeni cazibe merkezlerinden biri olmuştur. Kış olimpiyatlarının düzenlenmesine imkân tanıyan Palandöken’de pistler dünyanın en uzun ve en dik pistleri arasında yer almaktadır. Palandöken, New York Times Gazetesi tarafından belirlenen dünyadaki 41 kayak merkezi arasında 18. sırada gösterilmiştir.
Kar yağışının Ekim-Kasım aylarında kendini gösterdiği Erzurum’da, kayak mevsimi Kasım ayından itibaren başlamakta ve Nisan ayının sonuna kadar sürmektedir. Palandöken, kaymaya olanak sağlayan “toz kar” özelliğini, ikliminden dolayı, bütün kayak sezonu boyunca sürdürmektedir.
2000 -3176 metreler arasında bulunan Palandöken Kayak Merkezi’ndeki pistlerde 10 telesiyej, 1 teleski, 2 baby lift, 1 gondol lift hizmet vermektedir. Gondol lift ile 1000 metrelik bir tırmanışla Ejder Tepesi’ne ulaşılırken, Palandöken’de; 7 kolay, 8 orta,profesyonel (zor) ve 4 doğal pist yer almaktadır. Tüm pistlerde aynı anda yaklaşık 12 bin kişiye kayak yapma imkanı sunulmaktadır.
Palandöken Kayak Merkezi; Alp disiplini ve snowboard için son derece uygun pistler sunarken; kayak dışında, yamaç paraşütü, dağcılık, snowtube, paintball gibi farklı turizm çeşitleri için de alternatif oluşturmaktadır. Palandöken Dağı’nın çevresi doğal park görünümüyle, gezi, piknik ve seyir alanı olarak dört mevsim ayrı güzellikler sunmaktadır. Palandöken, aynı zamanda bir kongre turizmi merkezidir. Çığ önleme ve suni kar sistemlerinin bulunduğu Palandöken Kayak Merkezi, bir sağlık şehri olan Erzurum’un en modern hastanelerine yalnızca beş kilometre uzaklıktadır. Her seviyedeki kayakçıya hizmet verebilen Palandöken Kayak Merkezi’nde, 2 adet 5 yıldızlı, 1 adet 4 yıldızlı, 1 adet 3 yıldızlı ve bir adet de 2 yıldızlı otel bulunmaktadır. Şehir merkezinde de 3 ve 2 yıldızlı çok sayıda otel bulunmaktadır.
Konaklı Kayak Merkezi;
Şehir merkezinden 17 km uzaklıkta bulunan Konaklı Kayak Merkezi, 460 hektar arazi üzerine kurulmuştur. Kayılabilir alt noktası 2200 m, üst noktası 3185 m yüksekliktedir. iniş yönleri kuzeydoğu-kuzeybatı arasında değişmektedir. Eğim oranlarının çeşitlilik göstermesi nedeniyle her düzeyde kayakçıya hizmet verebilmektedir.Kandilli Kayak Merkezi;Şehir merkezine 36 km uzaklıkta olup 160 hektar arazi üzerine kurulmuştur. Pistlerin rakımı 1.713- 1.767 m arasında değişmektedir. Kış Oyunları Erzurum 2011′ de biatlon ve kayaklı koşu müsabakaları burada yapılmıştır. Kandilli Kuzey Disiplini kayak Merkezi her mevsim çok amaçlı kullanıma açıktır.

Atlama Kuleleri;

Palandöken Kayak Merkezinin kuzeyinde ; Erzurum-Çat yolu üzerindeki Kiremitliktepe’de yer almaktadır.125 metrelik uzunluğu ve hilal şeklindeki görüntüsü ile Erzurum 2011 Dünya Üniversiteler Arası Kış Oyunları’nın sembol tesislerinden biri olmuştur.
Curling Arena;
Dünya Üniversiteler Arası Kış Oyunları için 2010 yılında yapılmıştır. 5 curling yarışma alanına ve bin kişilik oturma kapasitesine sahiptir.
Buz Hokey Salonları;
Kadınlar ve erkekler için yapılan iki adet salon bulunmaktadır. Salonlar Cemal Gürsel Spor Kompleksi içinde yer almaktadır. Erkekler Buz Hokey Salonu 3 bin kişilik oturma kapasitesine sahiptir. 60 m x 30 m ölçülerindedir. Kadınlar Buz Hokey salonu ise 500 kişilik oturma kapasitesine sahiptir. 60 m x 30 m ölçülerindedir.
Buz Salonu;
Yenişehir’de toplam 6.000 metrekare üzerine inşa edilen 2.000 seyirci kapasiteli bir salondur. 9 Mart 2009 tarihinde hizmete açılan salonda; soyunma odaları, dinlenme odaları, medikal oda, doping kontrol odası ve görevli , jüri ve teknik panel odaları bulunmaktadır.

Termal Turizm
Erzurum’un Pasinler, Ilıca ve Köprüköy ilçeleri, kaplıca turizminin yoğun olduğu merkezlerdir. Yine kent merkezine yaklaşık 20 km. uzaklıktaki Ilıca ilçesindeki büyük ve küçük kaplıcalar da çeşitli romatizmal hastalıklara şifa arayanların uğrak yeri halindedir. Bunun yanında yaklaşık 60 km. ötedeki Köprüköy’de de coşkun kaynayan suyundan dolayı halk arasında “Deli Çermik” diye adlandırılan, çamuru ile meşhur kaplıca bulunmaktadır.
Ilıca Kaplıcaları
İl merkezinin 15 km batısındaki Aziziye ilçe merkezinde yer almaktadır. Tesislerde açık ve kapalı restoranlar, mescit, dinlenme ve toplantı salonları ile açık otopark bulunmaktadır. Sodyum ve bikarbonatlı kaynak suyunun sıcaklığı 39°C dir. Kaplıcanın suyu mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, beslenme bozuklukları ve romatizma başta olmak üzere çok sayıda hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.
Pasinler Kaplıcası
İl merkezine 43 km. uzaklıktadır. Kaplıcadan, içme ve banyo kürleri şeklinde yararlanılmaktadır. İçilerek kullanıldığında safra kesesi, karaciğer, mide ve bağırsak üzerinde etkili olmaktadır. Romatizma, sinir ve kas yorgunluğu, çeşitli sinirsel hastalıklar, eklem ve kireçlenme tedavisi için banyo kürleri uygulanmaktadır.. Bikarbonatlı, klorürlü, sodyumlu, karbondioksitli ve kısmen de radyoaktif bileşimli olan kaplıva suyunun sıcaklığı 39-45 °C arasında değişmektedir.
Köprüköy Kaplıcası (Deli Çermik)
İl merkezine 56 km uzaklıkta, Köprüköy ilçesinde yer almaktadır. Bikarbonat, sodyum, kalsiyum, karbondioksit, demir ve bromür içeren kaplıca suyu sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kan dolaşımı ve kalp hastalıkları, metobolizma bozuklukları ve romatizma hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.
Akdağ Kaplıcası
İl merkezine 28 km uzaklıktadır. Dumlu Dağı’nın eteğinde Akdağ köyündedir. Kaplıcaların bulunduğu bölge halk tarafından mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Mide, bağırsak, safra kesesi ve şeker hastalıklarına iyi gelen suları biokarbonat, klorür, sodyum, magnezyum ve bromürlüdür.
Olur Kaplıcası
Olur İlçe merkezinin kuzey doğusunda yer alan kaplıca ilçeye 11 km uzaklıktadır. Kaplıcaya Ilıkaynak ve Sarıbaşak köylerinden geçip uzun harman – Yaylabaşı köy güzergahı takip edilerek ulaşılabilir. Kaplıca suyu 39 derece olmakla birlikte içilebilir özelliğe sahiptir. Başta romatizmal hastalıklar olmak üzere bir çok hastalığa iyi geldiği söylenmektedir

Narman Peri Bacaları

Narman Peri Bacaları;
Kırmızı rengi ve ilginç yeryüzü şekilleriyle dikkat çeken Narman Peri Bacaları “Kırmızı periler diyarı” olarak da adlandırılmaktadır.Kırmızı peri bacaları olarak bilinen Narman Peri Bacaları, Narman ilçesinin güneyinde, Narman-Pasinler otoyolunun 7. kilometresinde yer almaktadır. Rüzgâr ve yağmurun kumlu toprağı aşındırması, kırmızı peri bacalarını ve dar vadilerden oluşan bu ilginç manzarayı meydana getirdi. Bu jeolojik oluşumlar Doğu Anadolu Bölgesinde sadece bu yörede görülmektedir. Oltu, Şenkaya, Sarıkamış, Horasan, Pasinler ve Tortum ilçeleri ile çevrelenen Narman ilçesi, Erzurum’un kuzeydoğusunda ve şehir merkezine 90 km uzaklıkta bulunmaktadır. Ağcuva mevkinden başlayarak Yoldere köyünde son bulan Narman Peri Bacaları “Kırmızı periler diyarı” olarak da adlandırılmaktadır. Peri bacalarının yer aldığı vadi, Amerika’da Colorado kanyonuna benzerliği ile de dikkat çekmektedir.
Narman Peribacalarını koruma altına alarak ülke turizmine kazandırmak için yaz aylarında çeşitli şenlikler düzenlenirken, yerli ve yabancı turistlerin bölgeye ilgisi her geçen dönem artış göstermektedir.
Kapadokya’daki Peri bacaları ile Narman’daki Peribacaları, oluşumları bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Kapadokya’daki Peri bacaları volkanizma sonucu oluşmuş, Narman’da bulunanlar ise günümüzden 2,5-3 milyon yıl önce, akarsuların bir çökelme havzasına taşıdığı malzemelerin zamanla aşınması sonucunda oluşmuştur. Kırmızı Peribacalarının bu rengi almasının nedeni ise tortullardaki kırmızı renk demirin Fe2O3 şeklinde oksitlenmesidir. Kaynakça; (Anadolunun Önsözü Tablet İletişim Yayınevi)

  • Narman Peri Bacaları
  • Narman Peri Bacaları (Uğurhan BETİN)
  • Narman Peri Bacaları

 

Narman Beş Göller;
Erzurum’a 121 Narman’a 25km uzaklıkta bulunmaktadır. Değişik büyüklüklerde beş gölden oluşur. Eşsiz doğal güzellikleri ile keşfedilmesi gereken, bakir bir alan olan bölge, Narman İlçesinin güneyinde otlutepe mahallesi (köyü) yaylasına 2 km mesafede bulunmaktadır. Bölgeye Erzurum – Tortum veya Erzurum – Hasankale karayolundan ulaşım mümkündür. Kamp ve Trekking için uygun olan beş göllere gitmek için en uygun zaman yaz aylarıdır.

 

Tortum Şelalesi;
Tortum Gölü’nün Tev Vadisi’ndeki heyelan kütlesini aşarak dökülmesiyle oluşmuştur. 21 metre genişlik ve 48 metre yüksekliğe sahip şelale, üstte gökkuşağı, altta koca bir dev kazanı meydana getirmektedir.
Erzurum her mevsim, farklı heyecanlar yaşayabileceğiniz, farklı güzellikler bulabileceğiniz bir şehirdir. Dünya’nın en büyük şelalelerinden biri olan Tortum Şelalesi bunu en iyi anlatan doğal güzelliklerden biridir. Yılın her mevsimi güzelliği ile ziyaretçileri büyüleyen Şelale, Şelalenin aktığı yere dipteki dev kazanına ise çok uzun, demir korkuluklu taş merdivenlerden inilmekte, diğer taraftaki merdivenleri takip ederek tekrar üst bölüme çıkılabilmektedir. Şelalenin önünde yer alan izleme balkonu, ziyaretçilerin ıslanma pahasına, büyük ilgisini çekmektedir. İzleme merdivenlerinin nefes darlığı ve kalp rahatsızlıklarını önlediğine inanılmaktadır.
Uluslararası turizme açık bir alan olan Tortum Şelalesi, doğa tutkunlarını kendine hayran bırakan eşsiz bir güzellik sunar. Şelale, özellikle Mayıs ve Haziran aylarında bütün görkemiyle kendini gösterirken Haziran’dan sonra su miktarında azalma olmaktadır. Düşen su seviyesi de Tortum Şelalesi’ne farklı bir güzellik katmaktadır. Şelale ve çevresi, aynı zamanda önemli mesire alanlarından birini oluşturmaktadır. Tortum Şelalesi’ne 1952-1960 yılları arasında hidroelektrik santrali yapılmış ve Türkiye’nin elektrik arzına katkıda bulunmaya başlamıştır. Uzundere ilçesinde bulunan bu doğa harikası, Erzurum ilinin 100 km kuzeyinde, Uzundere ilçesine 16 km mesafede ve Tortum gülünün kuzey kenarında yer almaktadır. Kaynakça (Anadolunun Ön Sözü Tablet İletişim Yayınevi)


Tortum Şelalesi

İspir Yedigöller;
Türkiye’nin bakir coğrafyalarından Ovit Dağı’nın güney yamaçları, volkanik gölleriyle mutlaka keşfedilmesi gereken bir bölgedir. Burada dağların yüksekliği zaman zaman 4000 m. yi bulurken, küçüklü büyüklü tepeler arasında turkuaz renkli volkanik göller yer almaktadır.
Değişik boyutlarda 11 gölden oluşan Yedigöller’e normal bir otomobille gitmek mümkün değildir. Ancak uygun bir arazi aracıyla, stabilize yollardan göllere ulaşılabilmektedir. Dağcıların gözde mekanı olan bu bölge, Türkiye’de yeterince tanınmamıştır. Yedigöller’e gelmek için en iyi zaman, haziran ayının on beşinden sonrası ve ağustos ayının sonlarıdır.

İspir Yedigöller


ERZURUM KAPILARI
Erzurum’da yaşayan her insan; Tebriz Kapı, Erzincan Kapı, Kavak kapı, Kars Kapı, Yeni Kapı, İstanbul Kapı, Kilise Kapı, Gürcü Kapı’sının ne anlama geldiğini merak eder. Çünkü bu kapılar Erzurum ile özdeşleşmiştir.
Tarih; bazı değerler, yargılar, kültürler, savaşlar üzerine kurulur. Ancak tarihe adlarını yazdırmış bazı şehirler vardır ki onlarda özel durumlarıyla bu yeri hak etmişlerdir. Babil; asma bahçeleriyle, Bağdat kütüphaneleri ile Venedik su kanallarıyla, İstanbul camileriyle teberrüz ederken Erzurum kapılarıyla ün salmıştır.
Tarih boyunca İpek yolu üzerinde bulunan Erzurum her zaman göz önünde olmuş, stratejik önemi nedeniyle; kralların, yenilmez orduların durağı olmuştur. Bu nedenle he zaman fetihlere ve işgallere açık olmuştur.
Medler, Urartular, Persler, Bizanslılar, Müslümanlar, Selçuklu Türkleri ve Osmanlı Türkleri bu bölgeyi ellerinde tutmuşlardır. Moğol, Sefavi, Timur orduları, Akkoyunlu’lar kısa sürelerle şehre hâkim olmuşlar ama savaşlar durmamıştır. Osmanlı-İran ve Osmanlı –Rus savaşları şehrin kaderine etki etmiştir.
Bütün bu nedenlerden dolayı şehrin savunulması için beşinci yüzyılda yapıldığı tahmin edilen iç kale ve dış kale ile şehir savunulmuştur. İç kale bugün durmakta olan kısımdır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde dış kale esaslı bir bakımdan geçirilmiştir. Ancak 1852 ve 1859 depremlerinde burçlarının yıkıldığı kayıtlarda bulunmaktadır.
Evliya Çelebiye göre Erzurum kalesi iç kale ve dış kale olmak üzere iki kısımdan oluşuyordu. Dış kale ile iç kale arasına hisar içi denilmekteydi. Dış kale Tebriz kapısına doğru uzanıyor sonra Yeni kapı’ya doğru yöneliyor, oradan Erzincan kapı’ya doğru iniyor Bakırcı mahallesinden, Bakırcı camii yakınından geçerek Gürcü Kapısı’na, sonra Taş mağazalar bölgesinden Kaleye doğru devam edip son buluyordu.
Tebrizkapı:
Bu hisarın yani dış kalenin dış dünyaya açılan kapılarından biri olan Tebrizkapı’da bugünkü Narmanlı camiine doğru açılıyordu. Bu adı ise Tebriz’den gelen yolcuların giriş kapısı olmasından almıştı. Günümüze ulaşamamıştır.
Erzincankapı:
Erzurum kalesinin batı tarafında bugünkü Özel İdare İşhanın güneyinde bulunuyordu. Murat Paşa Mahallesine açılan bir kapı idi. Erzincan istikametinden gelen yolcuların kervanlarıyla giriş yeriydi.Günümüze ulaşamayan kapılardan biride burası idi.
Gürcü kapı :
Bu kapı bugünkü Ali Ağa Camisinin(Gürcükapı) camisinin tam güneyinde olup Zeynal Camisine çıkan yolun sağında idi. Gürcistan’dan gelen kervanların giriş kapısı da burada idi. Günümüze ulaşamadı.
Yenikapı :
Bu kapının ne zaman açıldığı ise pek bilinmiyor. Muhtemelen bugünkü karayollarına çıkan yolun açılması sırasında yapılmış olması muhtemeldir. Taş Ambar’ların güneyinde açılmış dönemin Yoncalık kışlasına ve Yoncalık mahallesine gitmek için kullanılmıştır.
Kilise Kapı:
Dış surlar 1829 Osmanlı –Rus savaşında ciddi zarar gördü. Uzun menzilli topların ortaya çıkışı kale savunmasının yetersizliğini ortaya çıkardı. Ruslar işgal ettikleri yıllarda Gürcü kapıdaki kaleyi bu günkü nazik çarşıya doğru uzatarak burada yeni burçlar yaptılar. Muhtemeldirki Kilise kapı’da o yıllarda yapıldı ve Gürcü kapısının yerini aldı.
1852 yılına kadar ayakta kalan surların taşları bu tarihten sonra yapımına başlanan ve yeni savaş stratejisine göre belirlenen tabyaların yapımında malzeme olarak kullanıldı. Mecidiye, Aziziye ve diğer tabyalar ile 1854 yılında yapılan Taş Ambarlar dış kalenin taşlarıyla yapıldı. Bu arada halk taşları alarak kendine evler yaptı. Bir kısım Erzurum evlerinin taşları da bunlardı.
1859 depreminde iç kale hariç dış surlar ciddi zarar gördü. Dış surlar 1865 yılında tamamen ortadan kalktı. Yerleri de kullanıma açıldı.
Tabyalar, Kırım Savaşı’nın başladığı yıllarda inşa edilmeye başlamış ve 1894 yılına kadar sürmüş böylece Erzurum tahkim edilmiştir. Fosfor Mustafa Paşa tarafından yapımına başlanan ve adına “Devre-i Muttasılla” adı verilen toprak surların yapımına 1854’lerde başlanmış, halkın imece usulüyle katıldığı birinci gurup tabyalar 1872 yılına doğru bitirilmişti. “Mecidiye” tabyasından başlayan Toprak Tabya’lar, Kavak Mahallesi’nden geçip Cumhuriyet Lisesi’ne oradan “Kavak Kapı’ya” (Ardahan kapıya) uzanıyordu. “Toprak tabyalar” buradan “İstanbul Kapısı’na” ulaşıp bugün yarısı yıkılmış, İstanbul’dan gelen yolcuların giriş yaptığı mevkie varıyor, sonra bu günkü ordu evinden yukarı çıkıp, Bayındırlık İskân Müdürlüğü’nün evlerinden geçip Erzurum Valiliği Binasının bulundu yere ulaşıyordu. Bu gün üzeri toprakla kaplı ve üzerinde bina olan “Harput Kapı’da” burada bulunmaktadır. 2017 Yılında Erzurum Valisi Sayın Seyfettin AZİZOĞLU’nun yoğun gayretiyle Harput Kapı gün yüzüne çıkarılmıştır.
Toprak tabyalar Kara yollarının altıdan devam ederek bu günkü Gâvurboğan mahallesine ulaşıyor devamında “Kars Kapı’ya” dayanıyordu. Yine Tarihi özelliği olan bu kapı uzun yıllar doğudan gelen misafirlerinin giriş kapısı olmuştur. Günümüze kadar güzel şekilde muhafaza edilerek gelmiş olan kapı bütün güzelliğiyle ayakta durmaktadır. Hemen yanında Kars kapı şehitliği bugün mevcuttur. Toprak Tabyalar devamla “Aziziye tabyası’na” ulaşıyordu.
İşte Erzurum’un kapılarının hikâyesi de böylece Tarihin derinliklerinden Geleceğe uzanıyordu. Erzurum’da kapılarıyla dünya durdukça, bu unvanla anılmaya devam edecekti.

Kaynak: Abdurrahman ZEYNAL
21-01-2009/ERZURUM

Eski Mahallelerimiz

Abdurrahman Ağa Mahallesi;
Gölbaşı’ndan Mahallebaşı’na giden yol üzerinde, Yeğen Ağa Mahallesi’nin altında yer almaktadır. Mahalle ismini Abdurrahman Ağa Mescidi’nden almıştır.Ali Paşa Mahallesi;
Erzurum’un merkezi mahallelerinden biri olan Ali Paşa Mahallesi Kongre Caddesi’ni içine alan geniş bir mahalledir. Şehrin Gürcükapı kısmında kurulan mahallelerdendir. Mahalle adını Erzurum’da Esat Paşa, Ayas Paşa gibi şehirden derin izler bırakarak giden Osmanlı valilerinden Ali Paşa’dan alır.

Ayas Paşa Mahallesi;

Mahallenin ismi Ayaz değil Ayas’tır. Esat Paşa ve Taşmağazalar arasında yer almaktadır. Mahalle adını, Erzurum Beylerbeyi İskander Paşa’nın takriben Diyarbakır’a tayin edilmesi ile boşalan Erzurum Beylerbeyliği’ne getirilen Ayas Paşa’dan almıştır.Bakırcı Mahallesi;
Şehrin merkezi mahallerinden birisidir. Karaköse ve Çortan Mahalleleri ile komşudur.

Boyahane Mahallesi;
Boyahane Mahallesi Köse Ömer Mahallesi’nin yanında, Bakırcı Mahallesi’nin üst başında camisi ve hamamı ile takvim yapraklarını koparmaya devam eden mahallelerdendir. Cennet Çesme’ den soğuk su içmek isteyenlerin uğrak yeridir. Mahalle ismini Boyahane Hamamı’ndan almakta olup, zaman içerisinde ahalisinin azalmasıyla birlikte Bakırcılar Mahallesi’ne bağlanmıştır.

Caferiye Mahallesi;
Erzurum’da mevcut otuz altı mezarlık alanlardan biri üzerine kurulan Caferiye Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi’nde, Cami-i Kebir Mahallesi’nin yanında yer alır. Mahalle önceleri Cami-i Kebir Mahallesi’ne bağlıyken daha sonraları ismini Cafer Efendi’den alarak onun yaptırdığı cami etrafında kümelenerek bağımsız olarak kurulmuştur.

Caferzade Mahallesi;
Menderes Caddesi’nin alt başında Rüstem Paşa Bedesteni’nin yanında Esat Paşa Yokuşu’nun hemen bitişiğinde yer almaktadır. Erzurumluların hafızalarında bile bugün pek bilinmeyen Caferzade mahallesi bir zamanlar Antikçağ’da tarif edilen kent tarifine uygun nadide mahallelerden biriydi.

Cami-i Kebir Mahallesi;
Cami-i Kebir Mahallesi şehrin sur içi mahallerinden biridir. Mahallede kale ve kaleye bağlı birimlerin yer alması, mahalleye askeri ve ümera zümrelerin yerleşmesine neden olmuştur. Mahalle ismini 1179 yılında yapılan Ulu Cami’den alır. Kale ve etrafına yapılan yapılarla birlikte şekillenmeye başlayan mahallenin tarihi, şehrin tarihi kadar eskidir.

Cedit Mahallesi;
Taşmağazalar’ın arka tarafında Kevelciler’in alt kısmında kurulan bu mahalle büyük ihtimalle derenin kurutulmasından sonra yerleşime uğradığından bu isimle anılmıştır. Cedit Mahallesi kalenin kuzeydoğusundaki Topdağı’nın şehre bakan kısmında Gürcükapı tarafında yer alan mahallelerimizden birisidir.

Çortan Mahallesi;
Bakırcılar Mahallesi’ne bağlanan mahalle, Kavaflar Çarşısı’nı; Semaver ve soba yapımı ile uğraşan meslek gruplarının yer aldığı bir mekanda bulunur. Mahallenin bir kısmı Kavaflar Çarşısı’nda bir kısmı ise Pelit Meydanı’nda yer alır. Mahallede yer alan en önemli yapı Zeynel Camii’dir.

Çırçır Mahallesi;
Merkez mahallelerdendir. Yoncalık ile Vani Efendi Mahallesi arasında kalan dar bir sokaktır. Şeyhler Camii ve Mahallesi’nin kıble tarafı Yoncalık semtine kadar Çırçır Mahallesi adıyla uzanmıştır. Mahalle ismine bir cami yapılmış olup, halen ibadete açıktır.

Dere Mahallesi;
Mahalle, dere yatağının kenarına tek katlı düz toprak damlar yapılarak oluşmaya başlamıştır. Son yıllarda alternatif yolların yapımı ve köprülerin açılmasıyla mahallenin önemi artmış, mahalle eski dokusunu kaybetmiştir. Saray Bosna Caddesi ile birlikte modern binalar, mahalleyi hızla değiştirmiş, eskiye ait bir çok değeri alıp götürmüştür.

Derviş Ağa Mahallesi;
Sur dışında iskan gören ve mahalleye bürünen yerlerden biride Derviş Ağa Mahallesi’dir. Mahalle, bugünki Cedit, Kadana ve Ali Paşa Mahalleleri arasına sıkışıp kalmış durumdadır. Mahalleye ismini veren Derviş Ağa kimine göre kunduracı, kimine göre iyi bir sarraftır, . Derviş Ağa Mahallesi’nde bugün tespit edilebilen Ortaçağ’dan kalma tek mimari yapı Karanlık Kümbet’tir.

Emin Kurbi Mahallesi;

Emin Kurbi Mahallesi, Mahellebaşı’nın hemen altından başlayıp Abdurrahman Ağa Mahallesi’ne kadar devam eden bir mahalledir. Mahallede henüz yeni yapılaşma başlamamış, mimari doku bozulmamıştır. Konargöçerlerin tercih ettiği mahalle, askeri kurumların alt başındadır.

Emirşeyh Mahallesi;
Emir Şeyh Mahallesi, Tebrizkapı’da Sultan Melik Mahallesi yanında, Hasan-i Basri Mahallesi’nin alt başında yer alan bir mahalledir. Mahalle ismini Emir Şeyh’ten almıştır. Mahallede türbesi de bulunan Emir Şeyh rivayetlere göre Abbasiler Dönemi’nde yaşamış, emir üzerine de Erzurum’a irşat vazifesi ile gelmiştir.

Esat Paşa Mahallesi;
Mahalle, kale arkasında Rüstem Paşa Bedesteni’nin hemen yakınında yer almaktadır. Adını 1830 yılında Erzurum Valiliği yapan Mehmet Esat Muhlis Paşa’dan almıştır.

Gavurboğan Mahallesi;
Kırmacı Mahallesi ile Kadana Mahallesi arasında kalan bugünki Tebrizkapı Meydanı’nın doğusunda Leblebici Yokuşu’nu da içerisine alan mahalledir. İsmini bu bölgede cereyan eden savaşlar (Osmanlı Rus Savaşları) ve mahallelinin bu savaşlardaki üstün başarısından almıştır. Mahallenin ismi Sultan Abdulmecit tarafından verilmiştir.

Gez Mahallesi;
Erzurum’da bir çeşit sazın külün adıdır Gez. Gez Mahallesi Erzurum’un merkezi yerlerinden biridir. Gez Mahallesi ile ilgili akıllarda kalan ilk şey Kuşkay binasıdır. Mahallenin adı unutulsa da Kuşkay’ın varlığı, onu akıllara getirir. Yıllar öncesinde motorlu taşıtların aramıza girmediği dönemlerde faytonların güzergahı olan mahalle, günümüzde de ulaşım araçlarının tamamının uğrak yeridir.

Habip Efendi Mahallesi;

Erzurum’un en eski yerleşim yerlerinden birisi olan mahalle, Tebrizkapı’da Taşmescit Mahallesi’nin altında yer alır. 23 Temmuz İlköğretim Okulu, Mahmutpaşa Türbesi, Türbe Yolu, Kars Kapı ve Dere caddesini de içine alan mahalle, geniş bir alanı kapsamaktadır. Mahalle yukarı ve aşağı olmak üzere ikiye ayrılmış, aşağı kısmı Narmanlı Mahallesi’ne katılmıştır.

Hacı Cuma Mahallesi;
Erzurum’un en eski yerleşim yeridir Hacı Cuma Mahallesi.. Mahalleden kolaylıkla Kevelciler, Tebrizkapı, Derviş Ağa, Kadana ve Veyis Efendi Mahalleleri’ne çıkılabilir. Erzurum Kalesi’nin muhteşem silüeti izlenebilir.

İbrahim Paşa Mahallesi;
Mahalle, Yoncalık’ın altında Kuloğlu Mahallesi’nin karşısında yer alır. Mahallede eski ve yeni yapılar bir arada olup; Mahalle küçülmüş, ahalisi yok denecek kadar azalmıştır. Mahalle arasında Erzurum Düğün Salonu, Taşambarlar, Ak Merkez, Erzurum Evleri, Ketencizade Camii ve Küçük Bey Konağı yer almaktadır.

Kadana Mahallesi;
Kevelciler Caddesi’nden başlayıp Gül Ahmet Caddesi’ne kadar Mahallebaşı’ nın alt kısmı Kadana Mahallesi’dir. Kadana, iri cins bir at diye bilinir. Kadana Camii, ismini mahallenin isminden alır.

Kasımpaşa Mahallesi;
Taşmağazalar’ın alt kısmında yer almaktadır. Mahalle Erzurum’da herkesin uğrak yerlerinden biridir. Mahallede Habip Baba Türbesi, Kasım Paşa Camii ve Yeşil Dumlu Hamamı bulunmaktadır. Mahallebaşı, Köse Ömer, Ali Paşa, Taşmağazalar, Ayas Paşa ve Bat Pazarı’ndan kolaylıkla Kasım Paşa’ya gelinebilir. Mahallenin karşısında Bakırcılar Çarşısı yer almakta,eski Hasırhan Garajı’nın yerine yapılan Büyük Han ve Murat Paşa’nın hayratı olan Küçük Hamam da bu mahallede bulunmaktadır.

Kavak Mahallesi;
Mahalle Gölbaşı Semti’nin alt kısmında yer alır. Erzurum’un kuzeyine açılan tarihi kapıya kavak denmesinin sebebi, kavak kelimesinin anlamından gelir. Osmanlı’da kavak gümrük anlamındadır. Anadoluda Rumeli, İzmir ve Erzurum gibi önemli gümrükler vardır. Mahalle ismini buradan alır.

Kazım Yurdalan Mahallesi;
Mahalle mal meydanı civarında Karayolları mevkiinin üst kısmında yer almaktadır. Mahalle ismini 1945-1950 yılları arasında Erzurum Belediye Başkanlığı görevinde bulunan kişiden alır.

Kemhan Mahallesi;
Tebrizkapı’da Dabakhane’nin üstünde Hacı Cuma Mahallesi’nin yanı başında Kevelciler Caddesi’nin alt başında yer alan mahalle, Günümüzde Derviş Ağa Mahallesi’ne bağlanmıştır.

Köşk Mahallesi;
Erzurum’da önemli mesire alanlarından biri olan Köşk Mahallesi, ismini burada bulunan bir zamanların en gözde mesire yerlerinden biri olan Nüzhet-ül Hazra Köşkü’nden alır. Yukarı ve aşağı olarak iki kısma ayrılmıştır. Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan mahalle, şehrin en çok tercih edilen mahalleleri arasında yer almaktadır.

Lala Paşa Mahallesi;
Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer alan mahalle, bugün daha çok ticari hayatın merkezi haline gelmiştir. Mahalle ismini, Osmanlı Sadrazamı Lala Mustafa Paşa’nın yaptırdığı camiden alır. Mahalleye ismini veren Lala Mustafa Paşa; Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III.Murat ile birlikte Osmanlı Devleti’nin en üst kademelerinde önemli hizmetlerde bulunmuş bir sadrazamdır.

Mirza Mehmet Mahallesi;
Erzurum Kalesi’nin hemen alt başında unutulan mekanlardan birisidir. Erzurum’un Osmanlı Dönemi’ndeki mevcut olan mahallelerinden birisidir.

Mumcu Mahallesi;
Şehrin en eski mahallelerinden birisidir. 1642 yılına kadar Murat Paşa Mahallesi’ne bağlıyken, o tarihten itibaren müstakil olarak kaydedilmiştir. Mahallede eskiye ait yapılar çoğunlukla yıkılmış, yerine katlı binalar yapılmıştır. Eski insanların anlattığına göre mahallede mum satan dükkanlar yer alırmış. Günümüzde ise mahalle meslek dallarına ayrılmış; doktorlar, elektrikçiler, manifaturalar, lokanta ve eczaneler bulunmaktadır.

Murat Paşa Mahallesi;
Erzurum Kalesi’nin dışında kurulan mahalle, adını XVI. Yüzyıl’da Osmanlı Devleti’nde görevli Sadrazam Kuyucu Murat Paşa’dan alır. Kuyucu Murat Erzurum’a geldiği dönemlerde bugün Erzincankapı civarında Ahmediye Medresesi’nin yanı başında kendi adıyla anılan camiyi yaptırmıştır. Zaman içerisinde cami etrafında şekillenmeye başlayan mahallede en eski tarihi yapı ise Ahmediye Medresesi’dir.

Sıvırcık Mahallesi;
Mahalle Tebrizkapı’dan Mahallebaşı’na giden yol üzerinde yer almaktadır. Kışın çocukların büyük tutkusu olan kızakların piste çıktığı Leblebici Yokuşu da bu mahallede yer alır.

Sultan Melik Mahallesi;
Kırmacı Mahallesi ile Yoncalık Mahallesi arasında kalan Çifte Minareler’in kıble tarafından başlayıp Üç Kümbetleri içerisine alan ve ismini Erzurum’un ilk Türk Beyleri’nden aldığı bilinen mahallesidir. Sultan Melik Emir Saltuk’un ünvanıdır.

Taşmescit Mahallesi;
Sultan Melik Mahallesi ile Gavurboğan arasında kalan Leblebici Yokuşu’nun kıble tarafından başlayıp Hasan-i Basri Türbesi’ne kadar uzanan mahalledir. İsmini mahalle içerisinde bulunan mescitten alır. Günümüzde bu mescit hala ibadete açıktır.

Vani Efendi Mahallesi;
Dış kalede yer alan mahallelerden biridir. Yoncalık Mahallesi’nin kuzeybatısında yer alır. Vani Efendi halkı irşad eden bir alimdir. Mahalle ismini bu alimden almıştır. Kendi ismi ile anılan cami halen ibadete açıktır. Muratpaşa Mahallesi’nin güney sınırdaşıdır.

Veyis Efendi Mahallesi;
Mahalle şehrin en eski yerleşim merkezlerinden biri olup, Taşmescit ve Mahallebaşı arasında yer almaktadır. Veyis Efendi Mahallesi’ndeki en önemli mekanlardan birisi Tepe Mezarlık adı verilen alandır.

Yeğen Ağa Mahallesi;
Erzurum’un en nadide mahallelerinden birisi olan Yeğen Ağa, tarihi dokusunu kaybetmeyen mahallelerdendir. Mahallenin sınırları bugün Üç Kardeşler Pasajı’nın yanındaki Zabıta Karakolu’ndan başlayıp Gümrük Hamamı’nın karşısından Yeğen Ağa Camisii’nin yanından Karanlık Kümbet’e kadar olan kısmı içine alacak kadar geniştir.

Yoncalık Mahallesi;

Mahalle aşağı ve yukarı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Cennetzade ismiyle de anılan mahalle, Erzurum’da şehirleşmenin ilk başladığı Askeri Kışla’nın olduğu mekandır. Aşağı kısımda yer alan en önemli yapı Cennetzade Camii’dir.

Kaynakça: Taner ÖZDEMİR (Erzurum Mahalleleri)

ERZURUM

ERZURUM

ERZURUM

ERZURUM

 

 benzer yazılar

Bodrum Gezilecek Yerler  

Bodrum Gezilecek Yerler

Tüplü Dalış Nerelerde, Nasıl Yapılır?  Nasıl bir heyecandır?  

Tüplü Dalış Nerelerde, Nasıl Yapılır? Nasıl bir heyecandır?

Assos Antik Kent nerede, nasıl gidilir? ve tarihi…  

Assos Antik Kent nerede, nasıl gidilir? ve tarihi…