Bu Kategoridesiniz : 15 Şubat 2018 Perşembe 14:03

GİRESUN

YAZIYI OYLA
[Total: 4 Average: 4.3]

Giresun Merkez, Tirebolu ve Görele ilçeleri ile bunlara bağlı Bulancak, Keşap ve Espiye bucaklarından ibaret olan Giresun 1933 yılında Şebinkarahisar ilinin kaldırılması ile Şebinkarahisar Merkezi ve Alucra ilçeleri Giresun iline bağlanmıştır. 1942 yılında Bulancak, 1945 yılında Keşap, 1957 yılında Espiye, l958 yılında Dereli, 1960 yılında Eynesil, 1987 yılında Piraziz ve Yağlıdere, 1990 yılında Çanakçı, Güce, Doğankent ve Çamoluk ilçelerinin kurulması ile ilçe sayısı 15 olmuştur.

Yüzölçümü : 6.934 Km2’dir.Türkiye yüzölçümünün % 0,89’nu teşkil eder.
Nüfusu : 523.819’dur.
Rakım : 10
Ortalama Yağış : 1349.9 mm.
Ortalama Sıcaklık : 14.3 C
2003 Yılındaki en yüksek sıcaklık : 37.3 C
2003 Yılındaki en düşük sıcaklık : -2 C
Yaylalar : Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Tamdere, Karagöl, Eğribel ve Kazıkbeli yaylalarıdır.

Önemli Yükseltiler : Dereli Bektaş Yaylası Karagöl Tepesi (3 107 Metre.)
Komşuları : Doğuda Trabzon ve Gümaşhane, Güneydoğda Erzincan, Güney ve Güneybatıda Sivas , Batıda Ordu illeri ile Kuzeyde de Karadeniz ile çevrilidir.

İl Merkezi ; Aksu ve Baltama vadileri arasında denize doğru uzanan bir yarımada üzerinde kurulmuş olup, bu yarımadanın doğusunda ve 2km. açığında Doğu Karadeniz’in tek adası olan Giresun Ada’sı bulunmaktadır.

 

NÜFUS


2007 Yılı Genel Nüfus Sayımlarına Göre ilçe Nüfusları ve Toplam Nüfus:

İLÇESİ
Toplam Nüfus
Şehir Nüfusu
Köy Nüfusu
MERKEZ
113.936
89.241
24.695
ALUCRA
10.426
6.506
3.920
BULANCAK
59.325
37.021
22.304
ÇAMOLUK
7.588
2.332
5.256
ÇANAKÇI
7.257
1.746
5.511
DERELİ
22.902
5.702
17.200
DOĞANKENT
6.881
3.499
3.382
ESPİYE
31.075
16.823
14.252
EYNESİL
14.244
7.970
6.274
GÖRELE
28.357
14.428
13.929
GÜCE
8.754
2.994
5.760
KEŞAP
20.244
8.968
11.276
PİRAZİZ
14.832
7.640
7.192
ŞEBİNKARAHİSAR
23.731
13.698
10.033
TİREBOLU
28.835
13.672
15.163
YAĞLIDERE
19.118
8.127
10.991
TOPLAM
417.505
240.367
177.138

Giresun ilinin 2007 yılındaki nüfusu 417.505 dir. İle bağlı bulunan 15 ilçeden Bulancak ilçesi 59.325 nüfusu ile en fazla nüfusa , Doğankent ilçesi ise 6.881 nüfusu ile en az nüfusa sahip olan ilçelerdir.

Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen bir kilometrekaraye düşen kişi sayısı, İl genelinde 77 ve il merkezinde 380’dir

 

İlçelere göre Belediye, Bucak, Köy ve Mahalle sayıları


İlçeler
Belediye Bucaklar Köy sayısı
GİRESUN
Giresun
54
Çaldağ
Duroğlu
İnişdibi
ALUCRA
Alucra
38
BULANCAK
Bulancak
Kovanlık
62
Kovanlık
Aydındere
ÇAMOLUK
Çamoluk
26
Yenice
ÇANAKÇI
Çanakçı
13
Karabörk
DERELİ
Dereli
Yavuzkemal
34
Yavuzkemal
DOĞANKENT
Doğankent
7
ESPİYE
Espiye
28
Soğukpınar
EYNESİL
Eynesil
12
Ören
GÖRELE
Görele
49
Çavuşlu
Aydınlar
Köprübaşı
Kırıklı
GÜCE
Güce
12
KEŞAP
Keşap
Karabulduk
42
Karabulduk
PİRAZİZ
Piraziz
18
Bozat
ŞEBİNKARAHİSAR
Şebinkarahisar
61
TİREBOLU
Tirebolu
50
YAĞLIDERE
Yağlıdere
27
Üçtepe

Doğu Karadeniz ve Giresun’la ilgili ilk tarihi bilgileri Yunanlı coğrafyacı ve seyyahların eserlerinde bulmaktayız. Bu eserlerde bu bölgede yasayanları Kolhlar, Driller, Mossinoikler, Halibler, Tibarenler,Gaskalar, İskitler, Kimmerler, Amazonlar, Hunlar, Kumanlar, Peçenekler , Akhunlar, Sabirler, Hazarlar, Bulgar Türkleri ve Oğuz Türkleri olarak görmekteyiz .

M.S. 1800 yıllarında Anadolu’da devlet kuran Hititler, Karadeniz kıyılarını ele geçirememişti. Bu tarihlerde buralarda yasayan Gaşkalar tam olarak belirlenmeyen bir kavimdi. Gaşkalardan başka bölgedeki Kimmerleri görmekteyiz . Orta Asya kökenli bir kavim olan Kimmmerler M . Ö . 2000’inci yılın başları ile M . Ö . 8 . yüzyıl arasında Karadeniz’in kuzeyinde Hazar denizi kıyıları ile Tuna nehri arasındaki coğrafyada iskan etmişlerdir .

M.Ö. 7.yy. ilk yarısında Anadolu’nun Karadeniz’in kuzeyinden gelen Kimmer akınlarına maruz kaldığını görüyoruz. Orta Asya’dan gelen İskitler, Kimmerler’in yaşadığı bölgeyi ele geçirince Kimmerler, yerlerinden ayrılarak güneye doğru inmişler, Kafkaslara geçerek Anadolu’ya girmişlerdir. Kimmer savaşçılarının M.Ö. 7. asrın ilk yıllarında Kızılırmak’a dayandıklarını ve Firikler’le savaşa tutuştuklarını görüyoruz .

Şebinkarahisar’lı araştırmacı yazar Hasan Tahsin Okutan’a göre Kimmerlere ait eserlere Ş.Karahisar’da rastlanmaktadır. Okutan’a göre; Gerek Etiler ve Amazonlar ve gerekse Kimmer’ler zamanında. Karahisar kasabası bugünkü Isola köyünde bulunuyordu. Derebeylik şeklinde idare edilen bu kasaba sakinleri üst üste vuku bulan yedi yıllık bir kıtlık ve açlık zamanında bulundukları yerleri bırakarak bir kısmı göç etmiş ve bir kısmı da Ordu ile Şebinkarahisar arasındaki 3040 metre yüksekliğindeki Karagöl Dağının Kırklar tepesine çıkıp sığınmışlar ve bu kıtlık yıllarını orada geçirmişlerdir.
Halen Şebinkarahisar’ın Bozbayır, Akaya, Güneytepesi ve Dişkaya mevkilerindeki in ve mağaraların Kimmerler’e ait eser olduğu tahmin edilmektedir.
Kimmerler’den sonra bölgede İskitlerin (Sakalar) hakimiyetini görmekteyiz.İskitler M.Ö. 6. asırda Kimmerleri kovalayarak Doğu Anadolu’da Medler’in egemenliğine son vererek bütün küçük Asya’ya yayılırlar. M.Ö.4. asrın başlarında bile İskitlerin Doğu Anadolu’ya hakim olduklarını biliyoruz.

Amazonlar denilen kardın savaşçı kavim, Kimmerlerin kadın gurubu olarak gösterildiği gibi İskitlerden de gösterilmektedir. Ermeni yazar Trabzonlu Minas Bijişkyan’a göre Amazonlar cesur, muharip kadınlardı ve eski tarihçilerin dediklerine göre Terme yakınında bağımsız bir devlet kurarak Farnia’ya ( Poti ) kadar Karadeniz sahillerine hakim olmuşlardır . Bunlar İskit menşeli olup , Terme’ye sürülen İğin ve Skologit adlı iki kral zadeden ileri gelmiş ve zamanla çoğalmışlardır . Yunan mitolojisine göre Termeden ayrılan Yunanlılar ise Giresun önlerindeki Aretias adasına geldiler . Buralarda kraliçe Antiege yönetimindeki 3 . Amazon kabilesiyle karşılaştılar . Onlarla mücadele neticesinde yakaladıkları Amazonları da yanlarına alarak denize açıldılar .Heredot tarihinde Amazonlu kadınların İskitli gençlerle kaynaşıp birlikte yaşadıkları belirtilir .
M.Ö. 6. yy. da Giresun yöresine Hititler Azzi ülkesi diyorlardı. Buralarda Azziler yaşıyordu. Eski Yunan kaynaklarında da bu bölgeye Pontus adı verilmekte, Giresun yöresi Khalib, Tibaren ve Mosineklerin yerleşim alanı olarak gösterilmektedir.
M.Ö. 670 yılında Ege kıyılarından gelen Milatoslular, Sinop’dan Trabzon’a kadar uzanan önemli ticaret merkezlerine sahip oldular (M.Ö. 670 – 546). Bölgede 90 kadar kent kurdular. Bunlardan biride Kerasus’du. Kerasus’un Giresun yada şimdiki Çıtlakkale’nin bulunduğu yerde olduğu sanılmaktadır. Bazı yerleşim birimleri hızla gelişerek ticaret ve balıkçılık merkezi durumuna gelmişlerdir. Giresun ve Tirebolu’da bunlardan biridir. Giresun’ ve yöresine yerleşen Milatoslular yerli halktan Tibareller, Mosinekler ve Haliplerle kaynaştılar.

M . Ö . 546 – 332 Pers İmparatorluğu döneminde Giresun pers İmparatoru dareios tarafından ele geçirildi . M . Ö . 332-323 Pers İmparatorluğu İskender tarafından kesin bir yenilgiye uğrayarak dağıldı . Bu arada Kapadokya Krallığı doğdu ve Giresun Kapadokya Krallığı toprakları içerisinde kaldı . ( M . Ö . 323-301 ) İskender’in ölümünden sonra bölgeye Makedonyalılar hakim oldular . M . Ö . 301-66 Pontoslular döneminde Giresun Pontos hakimiyeti altında kaldı .

Kerasus M.Ö. 2. yy. başlarında Farnakeia adıyla anılır. Bunun sebebi Kerasus’un o sırada Pontus Kralı 1. Farnakes’in eline geçmesidir. Kerasus Roma egemenliğine geçince Kerasunda adını almıştır.
Kent en parlak dönemini, Roma senatosunu güç durumlara düşüren IV. Mithridates’le yaşadı. Mithridates döneminde devletin sınırları Yunanistan’a kadar genişletildi. Roma tedirgindi. General Lucullus yönetiminde Anadolu’ya gönderilen Roma ordusu krallığın topraklarını ele geçirdi (M.Ö. 76). Lucullus Roma’ ya dönerken batının henüz tanımadığı yörede çok yaygın olan kiraz fidanlarını yanında götürdü (M.Ö. 67).

General Lucullus’un dönüşüyle kaybedilen topraklar tekrar geri alındı. Senato, bu defa general Pompeius’ u görevlendirdi. Anadolu Roma’ya bağlandı. Pompeius Paletsindeyken ( Filistin ) de II. Pharneces bazı yerleri geri almayı başardı. Pompeius Roma’ya döndükten sonra Kapadokya’ya kadar ilerlediler. O sırada Sezar Mısır’da bulunuyordu. Pontus işgaline son vermek için Anadolu’ya girdi. Sezar, Pontus ile Bithinia krallıklarını birleştirerek bir eyalet halinde Roma’ya bağladı. Sezar’ın ölümünden sonra Pontus ülkesi üç bölgeye ayrıldı. Pharnacia , Pont Polemonyak ülkesinde kaldı .

395 yılında Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle Giresun , Doğu Roma İmparatorluğunun sınırları içinde kaldı . 1204 yılında İstanbul Latinler tarafından fethedildi . Trabzon’a kaçan Doğu Roma İmparatoru Alesios Kommenos , yeni bir Rum İmparatorluğu kurdu . Giresun’da Rum İmparatorluğunun hakimiyeti altına girdi .

1358 yılında Ordu emiri Hacı Emir Bey kuvvetleriyle Maçka’ya kadar ilerleyip,1361 yılında Giresun’a yeni bir sefer düzenlemiştir.1397 yılında Hacı Emir Beyin ölümüyle yerine geçen oğlu Süleyman Bey Giresun’u tamamen ele geçirmiştir.

Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt zamanında Anadolu’da Türk birliği sağlanmış,Süleyman Beyde bu birliğe katılmıştır.1398 yılı sonlarında Giresun Osmanlı Devletinin sınırları içine girmiştir.1402’de Timur Anadolu’yu istila edince Trabzon Rum İmparatorluğu 1404’de Giresun’u tekrar ele geçirmiştir.

İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet Han 1461’de Trabzon Rum İmparatorluğunu tamamen tarihten silmiştir.Böylece Giresun tamamen Osmanlı İmparatorluğuna bağlanmıştır.

GİRESUN’UN İL OLMASI

İmparatorluk döneminde Trabzon eyalet merkezi,Giresun’da eyalet merkezine bağlıydı.Tanzimatın ilanından sonra Giresun idari örgütte birkaç yıl Şebinkarahisar’a bağlandı.Daha sonra Trabzon’a bağlı ilçe merkezi iken 1920 yılında müstakil muta sarraflık ,1923 yılında Cumhuriyet’in ilanıyla il merkezi oldu.

Giresun, Doğu Karedeniz Bölgesinde; doğudan Trabzon ve Gümüşhane, batıdan Ordu, güneyden Erzincan, güneybatıdan Sivas illeri ile kuzeyden ise Karadeniz sınırlandırılmış bir sahil ilimizdir.
Giresun ilinin kurulduğu tarihten bugünün gelinceye kadar geçirmiş olduğu olduğu dönemleri incelersek; Giresun Miletliler tarafından M.Ö. VIII. Yüzyılda bir koloni kent olarak kurulmuştur. Giresun M.Ö 183 yılında Pontus hâkimiyetine geçti. Pontus Kralı Phamakes şehri şimdiki Kale ve çevresinde yeniden kurdu. Giresun’un adı bu yıllarda Pharnakia olarak anıldı.
M.Ö.63yılında Roma hâkimiyetine giren şehir 1204 yılında Trabzon Rum İmparatorluğu’na bağlandı.
1461yılında Osmanlı Padişahı Fatih sultan Mehmet’in, Trabzon’u fethi ile şehir Osmanlı İmparatorluğu’na katıldı.
1923yılında Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra il oldu.202 yılı verilerine göre merkez ilçe dâhil 16 ilçesi,17 beldesi,536 köyü bulunmaktadır.

Giresun ismi nerden geliyor?
Sorusunu cevabı ise; kirazın ana yurdu Giresun’dur. Bu nedenle de şehir adını o zamanlar kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimelerinden almıştır. Giresun ilinin ekonomik gelir kaynağı fındıktır. Fındığın en kalitelisi ise Giresun’da yetişmektedir.

Giresun; konumu, kültürel değerleri ile her mevsim gezilip görülmeye değer essiz güzelliklere sahiptir.
Giresun’un doğal güzellikleri ve tarihi eserleri bakımından çok önemli bir özelliği de turizme elverişli yaylarıdır.
Şehre ayrı bir değer katan başka bir özelliği ise Doğu Karadeniz’de bulunan tek adaya sahip olmasıdır. Şehrin merkezin de bulunan kale, doğal güzelli ve tarihi bakımında gezilmeye, görülmeye değer bir yerdir.
Giresun kendine özgü mutfağı, folkloru ile zengin bir kültürel yapıya sahiptir.
Bu kültürel yapı çerçevesinde her yıl mayıs ayının 20 sın de Uluslararası Karadeniz Giresun Aksu Festivali etkinlikler yapılmaktadır

 

Coğrafik Özellikleri

Giresun ili toprakları bütünüyle Doğu Karadeniz bölümünde (kıyı ve iç kesimler) yer alır; doğuda Trabzon ve Gümüşhane, güneyde Erzincan ve Sivas, batıda Ordu illeri, kuzeyde Eynesil –Piraziz ilçeleri arasında Karadeniz kıyıları ile kuşatılır; yüzölçümü 6934 km2 dir.

Bugün çoğunlukla fındık bahçesi hakline grtirilmiş ormanlık bir kıyıda yer alan Giresun, koyu renkli eski bazalt lavlarından oluşmuş tepelik bir yarımadanın karaya bitiştiği berzah kumluk koya (burası şimdi 2 dalga kıranla korunmuş liman yeridir) iner ve yarımadanın yüksek kesimine doğru yayılır. Eski kale, bu yüksek kesim üzerinde, çevreye hakim bir yerde kurulmuş bulunuyor. Yarımadanın önünde ve biraz doğuda, Doğu Karadeniz’in tek adası (Eski Aretias, şimdiki Giresun Adası) yer alır. Giresun daha çok yakın çevresinin iskelesi ve Karadeniz kıyılarının birinci fındık yükleme limanıdır. Bununla birlikte Giresun gerisinde yükseltisi 2000 m’yi aşan dağların bulunuşu, şehrin hinterlandını darlaştırmış, bu bakımdan Giresun daha çok yakın çevresi için iskele rolü oynamıştır. Bugün için fındık, orman ürünleri v.b. konular dışında, özellikle yolcu ulaşımında deniz yolundan çok kıyı boyunca devam eden karayolları kullanıldığı için limanın işlevselliği bir dereceye kadar gerilemiştir.
Yüzey şekilleri bakımından Giresun ili engebeli bir görünüme sahiptir ve yüzey şekillerinin çatısı kuzeyde Karadeniz kıyısıyla, güneyde Kelkit Çayı Vadisi arasını kaplayan Giresun Dağlarını meydana getirir. Kıyı dağlarının Gümüşhane ve Canik dağları arasındaki kısmını meydana getiren Giresun Dağlarının doruk çizgisi, Kelkit Vadisine Karadeniz kıyısından daha çok yakındır ve buraya dik iner; vadilerle yarılmış Karadeniz tarafında ise eğim daha azdır. Kıyı genellikle tepelik bir görünüşe sahiptir. Dağlar doğuda Gümüşhane sınırında en fazla yüksekliğe Gavur Dağlarında (Balaban Dağları) 3300m’de ulaşır.
Giresun dağları üzerindeki yüksek noktaları şöyle sıralayabiliriz, Giresun-Gümüşhane sınırında yer alan Gavur dağları (Balaban dağları) Üzerinde denizden 3331 metre yükseklikteki Abdal Musa Tepesi ilimizin en yüksek noktasıdır. Aynı sıra üzerinde Gavur Dağı Tepesi 3248 metre, Küçük Kor Tepesi 3044 metre, Cankurtaran Tepesi 3278 metredir. Ordu, Giresun Sivas sınırlarının birleşme noktasında bulunan Karagöl Dağları üzerinde Karagöl Tepesi 3137 metre, Kırklar Tepesi 3040 metre, Giresun Şebinkarahisar arasında yer alan Erimez Dağının yüksekliği 2701 metre, Kümbet yaylasındaki Gök Tepe 2440 metre, Bektaş yaylasının üzerindeki Yörücek Tepesi 2313 metre ve Giresun şehir merkezine en yakın dağ olan Çal Dağı 2030 metredir.
Karagöl dağlarında toplam altı adet buzul yalağı gölü bulunmaktadır. Dağın kuzey batısında Ordu ili sınırına yakın bir yerde bulunan Aygır gölü (Elmalı Göl) dağın en yüksek zirvesinin altında 2650 metre yüksekliktedir. Doğuya doğru gittikçe dağın en büyük gölü olan Karagöl buzul yalağı 2760 metre yüksekliğinde olup gölün Aksu köyüne doğru inen vadide Bağırsak gölü 2710 metre, Karagöl’ün doğusunda Kırklar tepesinin kuzeybatı yamacında Camlı göl (Kurban Gölü) 2750 metre, Kırklar tepesinin doğu yamacında Sagrak Göl 2750 metre ve Sağrak gölün doğusunda Kazan gölü (Avlak gölü) 2670 metre yüksekliğinde bulunmaktadır.

Giresun ili topraklarının üçte bire yakını orman örtü ile kaplıdır ve tabii olarak deniz kıyısından başlayarak 1900 m’ye kadar ulaşır, daha yükseklerde ise yüksek dağ bitkileri ortaya çıkar. Kelkit Vadisi tabanı step görünüşlüdür.
Giresun ilinin en önemli yolu olan Giresun – Şebinkarahisar yolu Giresun Dağlarını Eğribel’de (2200m) aşar. Giresun Dağlarının güney yamaçları Kelkit Çayının kolu olan Bağırsak Çayı ve kolları ile yarılmıştır.
İl topraklarının büyük kısmı ikinci zaman sonu (Kretase) lav ve tüfleri ile kaplıdır; dağların yüksek kesimlerinde granit (granodiorit) kayaçlarına ve Kelkit kesiminde Oliyosen devrine ait Jipsli killere rastlanır.

İlin Karadeniz kıyılarında ılık ve yağışlı bir iklim hüküm sürer; uzun süreli gözlemlerin ortalamasına göre Giresun’da en soğuk ayın ortalama sıcaklığı 6- 8 C, en sıcak ayınki 22- 6C, şimdiye kadar kaydedilmiş en düşük ve en yüksek sıcaklıklar 9- 8 C ve 37- 3 C dir. Yağışlar pek boldur (yıl ortalaması 1305mm); kurak mevsime rastlanmaz; yağışın mevsimlere dağılış payı yüzde ile şöyledir:

Kıyıda görülen bu iklim şartları dağlık kesimlerde ve Kelkit Havzasında değişir. Dağların denize bakan yamaçları daha da yağışlıdır (2200mm). Kışlar daha sert, kar örtüsü daha uzun süre kalıcıdır ve yazlar daha serindir. Kelkit vadisi zemininde ise kışlar sert, yağışlar azdır. Şebinkarahisar’da yıllık yağış tutarı 568 mm’dir.
İl toprakları Karadeniz alanında sık vadiler ağıyla yarılmıştır. Bu vadilerde akan başlıca akarsularımız ve uzunlukları: Aksu 60 km., Harşıt Çayı (Doğankent çayı ) 50 km., Özlüce Deresi (Gelevera Deresi) 80 km., Pazarsuyu 80 km., Yağlıdere 70 km., Batlama Deresi 40 km. ve Kelkit Irmağı 65 km.’dir .

GİRESUN’ UN DOĞAL YAPISI İLİMİZİN GENEL KONUMU:
Giresun,Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan tabiat güzelliği,tarihi,arkeolojik,folklorik değerleri ve fındık Üretimiyle ‘öne çıkan bir ilimizdir.
Doğudan Trabzon ve Gümüşhane.güneyden Erzincan.güneybatıdan Sivas,batıdan Ordu illeriyle sınırlanmış durumdadır.Kuzeyden ise bütünüyle Karadeniz’le kuşatılmış durumdadır.
Giresun ilinin yüzölçümü 6934 kilometre kare nüfusu 2007 genel nüfus sayımında 417.505’dir.Bu nüfusun 113.936 Giresun il merkezindedir.

Karadeniz kıyılarına paralel olarak uzanan Doğu Karadeniz sıra dağları,ilimizde Giresun dağları adını alır.Kıyı boyunca devam eden dar bir düzlükten sonra içeriye doğru yükseklikler artar,ilin güneyindeki Kelkit vadisine doğru yükseklikler azalır.İl topraklarının yüzde 94.3’ü dağlıktır. Dağların yüksek kesiminde orman sınırı üzerinde çayırlarla kaplı verimli yaylalar vardır.Yaylalar il topraklarının yüzde 1.2’sini ,platolar,yüzde 4.3’ünü,ovalar ancak yüzde 0.2’sini kaplamaktadır.İlimizdeki dağlar 2000 metre yüksekliklere kadar zengin ormanlarla örtülüdür.
Dağların kıyılara yakın yamaçları fındık bahçeleriyle kaplıdır.Fındık bahçelerinden sonra gürgen,kızılağaç,kavak,kestane ormanları başlar, daha yükseklerde sarıçam,köknar,ardıç,ladin ormanları bulunur.Şebinkarahisar yöresindeki ormanlarda meşeliklerden sonra sarıcam,köknar ve ardıç ormanları başlar.Dağların 2000 metreyi aşan kesimlerinde bodur ardıçlara ve ladin ağaçlarına rastlanır.

Giresun dağları üzerindeki yüksek noktaları şöyle sıralıya biliriz,Giresun-Gümüşhane sınırında yer alan Gavur dağları (Balaban dağları)Üzerinde denizden 3331 metre yükseklikteki Abdal Musa Tepesi ilimizin en yüksek noktasıdır.Aynı sıra üzerinde Gavur Dağı Tepesi 3248 metre,Küçük kor Tepesi 3044 metre,Cankurtaran Tepesi 3278 metredir.Ordu,Giresun Sivas sınırlarının birleşme noktasında bulunan Karagöl Dağları üzerinde Karagöl Tepesi 3137 metre,Kırklar Tepesi 3040 metre,Giresun Şebinkarahisar arasında yer alan Erimez Dağının yüksekliği 2701 metre,Kümbet yaylasındaki Gök Tepe 2440 metre,Bektaş yaylasının üzerindeki Yörücek Tepesi 2313 metre ve Giresun şehir merkezine en yakın dağ olan Çal Dağı 2030 metredir.

Karagöl dağlarında toplam altı adet buzul yalağı gölü bulunmaktadır . Dağın kuzey batısında Ordu ili sınırına yakın bir yerde bulunan Aygır gölü ( Elmalı göl ) dağın en yüksek zirvesinin altında 2650 metre yüksekliktedir.Doğuya doğru gittikçe dağın en büyük gölü olan Karagöl buzul yalağı 2760 metre yüksekliğinde olup gölün Aksu köyüne doğru inen vadide Bağırsak gölü 2710 metre,Karagöl’ün doğusunda Kırklar tepesinin kuzeybatı yamacında Camlı göl (Kurban Gölü) 2750 metre,Kırklar tepesinin doğu yamacında Sagrak Göl 2750 metre ve Sağrak gölün doğusunda Kazan gölü (Avlak gölü) 2670 metre yüksekliğinde bulunmaktadır.

Yaylalar Giresun dağlarının doğusundaki Gavur dağlarından batıya doğru Karagöl dağlarına kadar bir kuşak halinde uzanır.Geniş çayırlarla kaplı olan bu yaylalarda koyun ve inek gibi küçük bas ve büyük baş hayvancılıkta yapılır.Yaylalardan kampçılık,dağcılık ve trekking gibi turizme ve spor alanın dada yararlanılır.
İlimizde başlıca yaylalar : Kümbet , Kulakkaya , Bektaş , Paşakonağı , Tamdere , Sisdağı , Kazıkbeli , Karadoğa ve Çakrak ‘tır .

Dağlardan denize doğru debisi yüksek akarsular inmektedir : Aksu 60 km. , Harşıt çayı (Doğankent çayı ) 50 km. , Özlüce deresi ( Gelevera deresi ) 80 km. , Pazarsuyu 80 km. ,Yağlıdere 70 km. , Batlama deresi 40 km. ve Kelkit ırmağı 65 km. ‘ dir .

Giresun Kültürü

GİRESUN KÜLTÜRÜ

Bölgede yerleşim, dağınık ev sistemindedir. Arazi dağlık olduğu için vatandaş sahip olduğu bir kaç dekarlık düz araziye mısır tarlası yapmış ve üst kısmına da ev yapmıştır. Bu şekilde evler ve mahalleler arasında uzak mesafeler bulunması insanların birbirleri ile olan ilişkilerini zayıflatmıştır. Bu yüzden ilçelerin lehçeleri arasında farklılıklar oluşmuştur.
Giresun’da genelde eski geleneklerini koruyan bir yapı mevcuttur. Bu yapı bölge insanının bölgecilik hissi doğurmuştur. Yöre halkının esas karakterlerine burada rastlanır.
Giresun şehrinde yaşayanların yarısından fazlasının kırsal kesimle bağlantısı vardır. Yani şehir ve kasabalarımız da yarı şehirli, yarı köylü bir görüntü çoğunluktadır.

GELENEK VE GÖRENEKLER
Yöre halkı büyük şehirlere göçe başladığından beri eski gelenekleri az da olsa terk etme yolunu tutmuştur. Ancak büyük çoğunluk eski, göreneklerine bağlıdır. Bu gelenek ve görenekler çoğunlukla eski söylentilere dayanır.
Her yıl Mart ayının 14’ünde yılbaşı tutulur. O sabah erkenden kalkılır, deniz veya akarsudan su alarak eve gelinir ve sağ ayak ile eşikten geçilerek eve girilir. Su evin dört bir tarafına serpilir. Eğer hayvanlar varsa onların üzerine de serpilir. O gün kimse evine uğursuz gelir diye misafir kabul etmez, ancak ayağı denenmiş birisi varsa o eve çağrılır. Gelen kişi sağ ayağını içeriye atar yeni yılınız hayırlı olsun martınızı bozuyorum der o gece evde ısırgan veya paça pişirilir içine yeşil boncuk atılır. Bunları yerken boncuk kimin ağzına gelirse o yıl bu şahıs ekine başlar, aile içerisinde bol rızklı kabul edilir.
Yine Mart’ın 14’ünde gün tutulur. Mart’ın 14’ü, Mart 15’i, Nisan 16’sı, Mayıs v.b. aylar olarak adlandırılır. O günlerdeki havanın durumuna göre o ayların nasıl geçeceği hakkında fikir yürütülür.

6 Mayıs’ta hıdrellez tutulur. Bu gün Hızır ve İlyas Aleyhissamların bir araya geldiğine ve artık kış ayının bitip güzel günlerin geleceğine inanılır.
Yine akşamdan 3-5 genç kızlar niyet tutarak bir gül ağacının dibine yüzüklerini gömerler. Sabahleyin mani okuyarak onları çıkarırlar. Söylenen maninin manasına göre talihlerini denerler.

GİRESUN FOLKLORÜ
Karadeniz Bölgesi halk oyunları bazı ince ayrıntı farklılıkları dışında genelde birbirine benzerler. Bölge halkı kıyısında yaşadığı deniz gibi hareketli ve coşkundur. Oyun ve türküleri de kendilerine uygundur. Giresun oyunları içinde en önemlisi Giresun Karşılaması ve horondur. Horonu erkekler yine bölgenin meşhur çalgısı kemençe veya davul zurna eşliğinde oynarlar. Kadınlar ise def, zurna, ud ve saz eşliğinde oynarlar. Horonun düz horon, sık saray, dik horon ve karşılamanın tüfekli çandır karşılaması, bel kırması, sallama gibi müziğin ritmine göre değişen çeşitleri vardır.

Giresun, Giresun türküleri yönünden de zengin bir ildir. Giresun türkülerinden bazı örnekler; Mican, Tamzara, Karahisar Türküsü, Fingil, Bir Fındığın İçini, Merekte Sarı Saman, Oy Giresun Kayıkları, Aksu Derler Adına, Al Perde Yeşil Perde, Sokakbaşı Meyhane v.s. dir.

GİYİM KUŞAM
İl Merkezi ve kıyı bölgelerinde çağdaş giysiler giyildiği halde iç kesimlerde geleneksel giysiler yaygındır. Giresun’da peştamal kadın giyiminin değişmez bir parçasıdır. Kadınlarda başa örtülen, bele sarılan peştamalın değişik türü vardır. Kadınlar başlarına “Keşan Peştamal ” denilen gösterişli ve ince bir dokumayı bellerine de düz çizgili veya direkli peştamal diye adlandırılan dokumayı sararlar. Kadınlar eskiden canfes (üç etek) de giyerlerdi. Ev gezmelerinde, düğün ve bayram gibi özel günlerde kadınlar başlarına altın tepelik , boyunlarına beşibiryerde ve kollarına da hasır bilezik takarlardı. Hasır bilezikler günümüzde de büyük ilgi görmektedir.Eskiden dokunan yün çoraplara günümüzde pek rastlanmamaktadır Boyalı yaşmak ve çember, peştamal, entari, hırka ve yelek günlük kadın giyimini oluşturmaktadır. Ayaklara giyilen kara lastik artık kullanılmamaktadır.Kentte de görülen bu giyimin yanında modern giyim de yaygındır. Erkek giyiminde dağlık kesimlerde “Aba Zıpka” denen paçaları dar, baldırdan yukarısı bol pantolonlar giyilir. Bu giyimde yörenin sert ikliminin etkisi vardır. Erkeklerde aba zıpkanın yanında çerkes kayışı, kama (belde), gümüş kamalığı (boyunda), kabalak (başta) ve çizme giyilmektedir. Erkekler il merkezinde, kıyı ve kasabalarında ceket ve pantolon giyerler, kasket takarlar.Günümüzde Giresun halkı modern giyimi kullanmaktadır. Yine köy ve kasabalarda kadınlar ev içinde oyalı yaşmak veya çember, entari, peştamal veya şal olarak, ayaklarına lastik veya kundura giyerler

EL SANATLARI:
Oldukça eski bir tarihe dayanan Giresun bakırcılığı bugün de varlığını sürdüren önemli bir geleneksel el sanatıdır. Dövme bakırcılık yanında bakır el işlemeciliği de yapılmaktadır. Genellikle, semaver, tepsi, biblo, duvar tabağı, şekerlik ve vazo gibi anı ve süs eşyası üretilmektedir.
Giresun’da el halıcılığı ve oya işlemesi de önemli el sanatları arasındadır.

Tarihi Yerler

MÜZE (GOGARA KİLİSESİ)
Sahilde Gogara mevkiinde bulunan kilisenin 16. yüzyılda yapıldığı bilinmektedir.Ortodosk kilisesidir.Kesme taşlardan inşa edilmiş olup kubbesi ve tipik kilise mimarisiyle ilgi çeker.Şu anda arkeoloji müzesi olarak kullanılmaktadır.

ÇOCUK KÜTÜPHANESİ ( KATOLİK KİLİSESİ )
Çınarlar mahallesinde bulunan ve çocuk kütüphanesi olarak kullanılan yapı aslen Fransız Katolik Kilisesidir.1800’lü yılların sonlarında inşa edilmiştir.

KAYA KİLİSE
Bu günkü askerlik şubesi arkasındaki eski Lonca yolu üzerindedir.Hıristiyanlığın ilk yayıldığı yıllardan kalma bir kaya tapınağıdır.Gizli ayinlerin yapıldığı ilk kapalı mabetlerdendir.Panaia ve Surp Sarkiz adlarıyla da bilinen ve üç katlı olduğu söylenen tapınak geçmişte şifahane olarakta kullanılmıştır.

KUFA KUYUSU
Pontus döneminden kaldığı sanılan kuyu,kalenin eteğinde ve yeni açılan yolun kenarındadır.Kale’nin su ihtiyacını karşılamak için açılmıştır.Gizli geçitlerlede bağlantılı olduğu söylenir.Kuyunun ağız kısmı iki metre yüksekliğinde 80 cm. genişliğindedir.Kesme taşlardan örülmüştür.Kesme taşlardan sonra kuyu genişlemekte ve 7-8 metre derinliğe inmektedir.

MİLLET BAHÇESİ KAPISI
Vilayet binası önündeki parkın taştan,kemerli kapısıdır.Kapıda üç kitabe bulunmaktadır.Kitabelerden anlaşıldığına göre kapı kaymakam Ziya bey ve belediye reisi Kaptan Yorgi tarafından yaptırılmıştır.

SEYYİT VAKKAS TÜRBESİ
Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet Han döneminde Giresun’un fethi sırasında büyük yararlılıklar gösteren ve yapılan çatışmalarda şehit düşen Uç Beyi Seyit Vakkas’a aittir.Mezar 15. yüzyılda,Türbe ise 19. yüzyılda yapılmıştır.

TİCARET LİSESİ ve KAPISI
1904-1906 yılları arasında yapılmış Dor-Korint-İyon tarzı bir yapıdır.Binanın girişinde bulunan taştan kemerli kapı estetik açıdan çok hoş bir görünüme sahiptir.

KALE CAMİİ
Kale mahallesindeki mimari değeri yüksek bir yapıdır.İki yazıtı vardır.Giriş kapısı üstündeki 1830 tarihli yazıtında ilk camii Dizdarzade Emetullah Hanımın yaptırdığı bildirilmektedir.1912 tarihli yazıtındaysada caminin Sarı Mahmut Zade El-Hac Mustafa Efendi tarafından yeniden inşa ettirildiği belirtilmektedir.

HACI HÜSEYİN CAMİİ
En eski camidir.1594 yılında Çoban oğlu Hacı Hüseyin tarafından yaptırılmıştır.

HACI MİKTAT CAMİİ
Yapının üç ayrı yazıtı vardır.1661 tarihli yazıtından yapının Hacı Miktat Ağa’nın vakfı,1841 tarihli yazıtından Hacı Çalık Kapudan’ın hayratı olduğu anlaşılmaktadır.1889 tarihli yazıtı ise yapıyı Hacı İsmail Efendi’nin yeniden inşa ettirdiğini belirtmektedir.

ÇEKEK CAMİİ
1884 tarihli kitabesinden caminin Sarı Alemdar Zade tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

Giresun Kalesi

Kenti ikiye bölen yarımadanın en yüksek yerindedir.500 metrelik parke ve beton bir yol ile ulaşılmaktadır.

Kalenin M.Ö.2. yüzyılda Pontus Kralı 1. Farnakes tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.Sur ve saray kalıntıları hala ayaktadır.Kalenin çeşitli yerlerinde,oyulmuş taş mağaralar ve tapınak örenleri bulunmaktadır.

Giresun kalesi iç ve dış kale bölümleri olarak incelenebilir.Kente egemen tepe üzerindeki iç kalede saray kalıntısı vardır.Aristotoles,Neofitos,Giresun Eyaleti adlı yapıtında burayı yüksek duvarlı,savunması iyi ve alınması güç bir kale olarak tanımlamaktadır.Güneybatıdan başlayan kale duvarları kenti çevreleyerek kuzeydoğuya uzanmaktadır.Büyük kaba taşlardan örülmüş surların bir bölümü Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmiştir.Yine Neofitos’un yazdığına göre tepenin batısındaki kayalarda küçük bir at kabartması vardır.Bunun Ayios İlyos’un gömütü üzerinde bulunduğu söylenmektedir.Daha aşağıdaki kayada görülen Bizans yazısında burada küçük bir kilisenin bulunduğu bildirilmektedir.Kalenin kuzeyinde çok büyük mağara sığınakları vardır.

Kurtuluş Savaşında büyük yararlılıklar gösteren ve Atatürk’ün koruma komutanlığını yapan Gazi Osman Ağa’nın (Topal Osman Ağa) mezarı kalededir.

Giresun Adası

Giresun Adası, Karadeniz’de bulunan iki adadan biridir.

Giresun Adası kıyıdan 1.6 km açıkta olup, 40.000 metrekare alana sahiptir. Adada özellikle Akdeniz defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak üzere 71 tür doğal otsu ve odunsu bitki türü bulunmuktadır. Sonradan 10 adet ağaç türü daha ilave edilmiştir. Karadeniz’de Karabatak ve martıların doğal olarak ürediği ada aynı zamanda göçmen kuşların uğrak ve dinlenme yeridir. Hakkında birçok efsaneler anlatılan, Amozanların ve birçok kavmin yaşadığı adada mitolojik çağlara ait birçok kalıntı bulunmaktadır. İkinci derece sit alanıdır. Yaz mevsiminde yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan ada günübirlik ziyaret edilerek piknik yapılmaktadır.

Giresun Adası ile ilgili olarak birtakım efsaneler anlatılmaktadır. Tarihi kaynaklar Amazon kraliçelerinin savaş tanrısı Ares adına tapınak yaptırdıklarını ve Sinop Piskoposu Agias Phokas’ın manastırı olduğundan söz etmektedir. Adada Alexius II zamanında yapılan sur kalıntıları, kuleler, manastır (iç kale), tarihi pişmiş toprak fıçılar ve bazı yapı temelleri bulunuyor. Sit alanı olan ada koruma altında. Adaya yazın Giresun limanından tekne turları düzenleniyor. Cenevizliler ve Venedikliler tarafından gemi sığınağı olarak uzun süre kullanılan adanın şu anki sahipleri yabani göçmen kuşlar, karabataklar ve martılar. Adada bulunan Hamza Taşı ana tanrıça Kybele’yi temsil eden, sacayak gibi 3 ayak üzerine oturmuş bir taş. Ocak (aile) kültürünü temsil ediyor. Kutsal taş 4 bin yıllık geçmişi ile dini inançlar gereği yaşlılar için umut veren ve mistik güç kaynağı olan dilek taşı. Her yıl 20 Mayıs’ta Uluslararası Aksu Festivali’nde düzenlenen ve soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği, adanın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanıyor. Ada turu Hamza Taşı’ndan başlayıp yine orada son buluyor.

Adanın Mitolojideki Yeri Ada dünya mitolojisinde ve tarihinde Aretias, Areionesos (İlk çağ adı), Nesos, Area, Areos, Chalceritis (Romalıların verdiği ad) adları ile karşımıza çıkmaktadır. Kıyıdan 1.6 km açıkta bulunan ada 40. 000 metre karelik yüzölçümüne sahiptir. Bir söylenceye göre ada kentin güneydoğusunda yer alan ve görünümü bir kartal gagasını andıran Gedikkaya’dan kopan bir parçanın denize yerleşmesiyle oluşmuştur. Adada tarihle doğa iç içedir.

Kalıntılardan çepeçevre surlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Surların yapımındaki inşaat işçiliği Giresun Kalesiyle aynı tekniktedir. Pontuslular dönemine ait olduğu kuvvetle ihtimaldir. Tarihi kalıntılarından iki büyük şarap fıçısı, bir mabet harabesi, tapınak yeri, ayakta kalan surlar ve gözetleme kulesi en göze çarpanlardandır. Doğu ucundaki “Hamza Taşı” antik çağlardan kalma bir dikittir. Çağlar boyunca yöre insanları için mistik güç kaynağı olmuştur. Romalı bilgin Pilinius “Ilistariaum Mundi” adlı eserinde, adada savaş tanrısı Mars’a sunulmuş bir açık hava mabedinden söz eder ve şunları yazar ” …. . ve Pharnace’nin karşısında Chalceritis, Yunanların Mars’a vakfedilmiş olan Arias’ı bulunur. Burada kuşların kanatlarını vurarak yabancılarla mücadele ettiği söylenir.”

Ada mitolojide geçen Altın Post peşindeki Argonautlar ile ilgili önemli bir olaya sahne olmuştur. Thabai Kralı Athamanas’ın, Nefele adlı karısından iki erkek çocuğu olur. Sonraki yıllarda ikinci kez evlenen kral çocuklarını kurban ederse ülkesinin kıtlıktan kurtulacağına inandırılır. Bunu öğrenen anneleri Nefele çocuklarını bulut ve buğuya sararak uçan altın bir posta bindirir ve onları Karadeniz’e doğru gönderir. Çocuklardan biri Çanakkale Boğazı’nda fırtınaya tutularak ölür, diğeri yoluna devam eder ve mitolojik kişilerce Çanakkale Boğazı ile Kafkasya arasında bir yere saklanır. Herakles döneminde aralarında Güç Tanrısı Herkül’ün de bulunduğu bir grup yiğit, altın postu ele geçirmek amacıyla Karadeniz’e açılırlar. Bir sürü serüven yaşadıktan sonra Aretias adasına gelirler.

Altın postun burada saklı olduğuna inanmaktadırlar. Ancak adada onları ejderha yapılı kuşlar karşılar. Herkül’ün daha önce Stymphales Gölü çevresinden kovduğu kuşlar buraya yerleşmişlerdir. Kuşlar tüylerini ok gibi fırlatarak saldırıya geçerler. Argonautlar kalkanlarıyla kendilerini korumaya çalışsalar da bir arkadaşlarını yitirmekten kurtulamazlar. Sonunda kuşları öldürür ve altın postu aramaya koyulurlar. Bulamayınca da adayı lanetleyerek ayrılırlar. 1984 yılında kaptan Tim Severin yönetimindeki araştırma ekibi bu efsanevi yolculuğu tekrar canlandırmak için Argo gemisinin aynısını hiç çivi kullanmadan yaptırır ve kürek çekerek Giresun Adasına gelirler.

National Geographic dergisinin de bulunduğu bu seyahati BBC Televizyonu 12 kişilik bir ekiple belgeselleştirir ve tüm dünyaya bu ada tanıtılır. Romalı bilgin Pilinius’un “Histarium Mundi” adlı eserinde ve ünlü Mitos yazarı Apollonius’un (İ. Ö. 295-195 ) “Argonautiga” alı eserinde konu dahada detaylı işlenmektedir. Başka bir efsane Kral Mitridates’in kızına ilişkindir. Kralın genç ve güzel kızıyla pek çok soylu kişi evlenmek istemektedir. Kız ise hiçbirini istemez, çünkü kalenin eteklerinde koyunlarını otlatan bir çobanı sevmektedir. Kral buna kızar, kızını adadaki manastıra kapatır. Çobanı yakalatarak manastırın önündeki kiraz ağacına astırır. Kız da ertesi gün kendini manastırın kulesine asar. Üçüncü bir öykü şöyledir. İsrail Oğulları Yusuf’un altından bir heykelini yapar. Mısır’dan göç edip Filistin’e vardıklarında Musa Peygamberden heykeli getirmesini isterler.

Musa mucizeyle heykeli Filistin’e getirir. Burada Fenikeliler heykeli alıp Kıbrıs’a götürürler. Yunanlar heykeli Kıbrıs’tan alarak Olimpos Dağına yerleştirirler. Pers İmparatoru Dara (Dareios) Anadolu ve Yunanistan’ı ele geçirince altın heykeli Mısır’a geri verir. Bundan sonra heykel tekrar Fenikelilerin eline geçer. Bu kez getirip Aretias Adasına yerleştirirler. Altın heykeli almak için Yunanların Giresun Adası’na kırk kez saldırdıkları söylenir.

Geçmiş alt kültürlerden izler taşıyan ada, eşine ender rastlanır bir doğa harikasıdır. Mevcut kalıntılar insanoğlunun doğaya egemen olma isteğini vurgular. İnsan bir anda kendisini tarihin, mitolojinin derinliklerinde bulur. Geçmiş uygarlıkların inançlarını ve törelerini yaşar gibi olur.

Giresun Fındığı

Fındık, Kayıngillerden bir ağaççığın ve meyvesinin adıdır.Fındık besleyici bir yemiştir.Bileşiminde yağ,karbonhidrat,azot,madensel maddeler,B ve C vitaminleri vardır.Kalp hastalığına iyi geldiği söylenmektedir.Çiğ ve kavrulmuş olarak yenildiği gibi pastacılıkta ve çikolata yapımında da kullanılır.Başlıca türleri;tombul fındık,sivri fındık ve kara fındıktır.Ayrıca badem,palas,foşa,ayı,kuş ve çakıllı fındık gibi değişik türleride vardır.Makbul olanı tombul (yağlı)fındıktır ve bu fındıktan en çok Giresun’da yetişir.

Dünya pazarlarında aranan ünlü Giresun fındığı parlak kabuklu,yağ oranı yüksek tombul bir fındık türüdür.İlimizde kıyılardan 1000 metre yüksekliğe kadar dere,tepe ve dağ yamaçlarını saran geniş fındıklık alanlarda yurdumuzun ve dünyanın en üstün nitelikli fındıkları yetiştirilir.Dünya piyasalarında “Giresun kalitesi” özellikle aranır.Dünyanın en büyük fındık kuruluşu olan FİSKOBİRLİK genel müdürlüğü Giresun’dadır.Fındık Giresun’un en önemli geçim kaynağıdır.

Giresun Kirazı

Kiraz’ın ana yurdu Giresun’dur.Bu nedenle ismini de Yunanca kiraz anlamına gelen Kerasus veya Keresea kelimelerinden aldığı bazı tarihçiler tarafından dile getirilmektedir.

M.Ö. 74 yılında Romalı komutan Lucullus Doğu Karadeniz bölgesine yaptığı seferde batıda bilinmeyen yabani kiraz ağaçlarını görmüş ve Roma’ya geri dönerken kiraz fidanları götürmüştür.Böylece kiraz buradan tüm dünyaya yayılmıştır.

Japonya’nın kiraz üretim merkezi olan Sagae şehri kirazın ana yurdunun Giresun olmasından dolayı Giresun’u 1989 yılında kardeş şehir ilan etmiştir.

Kiraz meyvesi son yıllarda Giresun’da önemini büyük ölçüde kaybetmiş olup yerini artık fındığa bırakmıştır.

GİRESUN’A NASIL VE NERELERDEN GİDİLİR

Giresun’un çevre il ve ilçelerle düzenli karayolu bağlantısı bulunmaktadır. Daha önceki yıllarda Samsun ve Trabzon Havalimanı vasıtsıyla ulaşım sağlanırken 2015 yılında OR_Gİ Havalimanının açılmasıyla ulaşım farklı bir boyut kazanmıştır.

GİRESUN-İSTANBUL 957 KM.
GİRESUN-İZMİR 1223 KM.
GİRESUN-ANKARA 628 KM
GİRESUN- BURSA 984 KM
GİRESUN-BALIKESİR 1146 KM
GİRESUN-ANTALYA 1177 KM
GİRESUN-ADANA 937 KM
GİRESUN-DİYARBAKIR 662 KM
GİRESUN-ERZİNCAN 285 KM
GİRESUN-ERZURUM 475 KM
GİRESUN- SİNOP 399 KM
GİRESUN-SİVAS 302 KM
GİRESUN-GÜMÜŞHANE 269 KM
GİRESUN-RİZE 219 KM
GİRESUN-SAMSUN 208 KM
GİRESUN-TRABZON 137 KM
GİRESUN-ORDU 47 KM.

Giresun

Giresun

Giresun

Giresun

KAYNAK:GİRESUN BELEDİYESİ

 benzer yazılar

Bodrum Gezilecek Yerler  

Bodrum Gezilecek Yerler

Tüplü Dalış Nerelerde, Nasıl Yapılır?  Nasıl bir heyecandır?  

Tüplü Dalış Nerelerde, Nasıl Yapılır? Nasıl bir heyecandır?

Assos Antik Kent nerede, nasıl gidilir? ve tarihi…  

Assos Antik Kent nerede, nasıl gidilir? ve tarihi…